franz kafka

1 /
sifirdankucuk sifirdankucuk
yabancılaşma kavramını edebiyatta en güzel işleyen yazarlardan birisidir. milena ya mektuplar , dönüşüm , şato , dava , 'bir savaşın tasviri' ve 'taşrada düğün hazırlıkları' mutlaka okunması gereken eserlerdir. kitapları ülkemizde farklı farklı yayınevleri tarafından yayımlanmıştır.

"çevremizdeki acıların tamamını bizim de çekmemiz gerekiyor. hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyüme yolumuz vardır ve bu ise, şu ya da bu biçimde, acılar içinden götürür bizi. biz yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük olarak nitelemeye de yer yoktur." *
braindamaged braindamaged
yabancılaşmayı işlerken; bürokrasiyi, otoriteyi, olaylara kayıtsız kal(dırıl)an karakterleri kullanan yazar. yirminci yüzyılı "korkunun çağı" olarak tanımlamıştır. ayrıca umut sarıkaya'nın bir karikatüründe "ebem s.kildi gamdan, kasavetten" diye düşünce balonuna sahip bir şekilde resmedilmiştir.
lightblue lightblue
ceza sömürgesi adlı eserinde yaratıcılığına hayran kaldığım yazar. zira yazarımız, dışarda otlar böcekler dururken, yazacak konu bulamamış, oturup işlenen suçu, suçlunun bedenine iğne ve bıçaklarla yazan bir makine tasarlayıp bunu yazmıştır. yine de yaratıcılıkta jules verne kitaplarıyla yarışacak bir eserdir, midesine güvenen okumalıdır.
yuziko yuziko
özgürlük, mutluluk, ötekileşme, yabancılaşma gibi kavramları eserlerinde üçüncü tekil şahıs kullanıyor gibi gözüken ama adeta örgüden çıkarak anlatan aslında okuyucuyu bilgilendirme ihtiyacı da duymayan, okuyucuya çokça iş bırakan modernizmin kilometre taşlarından biri olan ileri görüşlü kaos ve imkansızlık yazarı.
(bkz: kafkaesk)
(bkz: #133000)
clementine clementine
yaşadığı sürece babasının otoritesinden kurtulamamış, kadınlarla bir türlü dikiş tutturamamış ve prag dışında hiçbir yerde yaşamamış olan, kanımca dünyanın en iyi yazarlarından biri.

bütün kitaplarının, ölümünden sonra en yakın dostu max brod tarafından bastırılmış olması da diğer bir kara yazısıdır kendisinin.
ayrıca bir dahidir.
evo evo
franz kafka ( 3 temmuz 1883 – 3 haziran 1924)

1883 yılında prag’da doğdu.taşralı çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir alman yahudi’si annenin çocuğu olan franz kafka’nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. ailenin en büyük çocuğu olan kafka’nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. kız kardeşleri elli, valli ve ottla ise nazi almanyası’nın organize ettiği yahudi katliamı holocaust'da hayatlarını kaybettiler. kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. ailesinin prag'daki alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda alman okullarında okudu.

1893 yılında öğrenim görmeye başladığı avusturya lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. çek kökenli bir aileden geldiği halde almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir çek sayılmayan kafka’yı, almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. ufak yaşlarda da çekçe konuşan kafka gittiği alman okullarının da etkisiyle almancada ustalaştı.

1901 yılında altstädter gymnasium lisesini bitirdikten sonra babasının zoruyla prag’daki karl ferdinand üniversitesi'nin hukuk fakültesi'ne girdi. buradaki eğitimi sırasında alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. öğrenciliği sırasında yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. kafka ilk eseri olan “bir savaşın tasviri” adlı öyküsünü bu dönemde yazdı.

1902 yılında max brod'la tanıştı. max brod, kafka’nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı.

1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı.

1907'de sigorta şirketi’nde memur olarak çalışmaya başladı. gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. aynı yıl “taşrada düğün hazırlıkları” adlı öyküsünü kaleme aldı.

1912 yılında nişanlısı felice bauer’le tanıştı. onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919’a kadar sürdürdü. evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. bunlar, kafka’nın ölümünden çok sonra 1967’de “felice’ye mektuplar” adıyla yayınlandı.

1917’de kafka, verem olduğunu öğrendi.

1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı.

1920 yılında milena jesenska ile tanıştı. mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan milena jesenska'ydi. milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. fakat milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask kafka’yı derin acılara sürükledi. mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler kafka’yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "milena'ya mektupları”nda kafka şöyle dile getirir durumunu;

"en çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..."

milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı willy haas'a verdi ve kendisi 17 mayıs 1944'te almanya'da toplama kampında öldü.

1922’de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu.

1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için berlin’e taşındı, orada da dora dymant adında bir sevgilisi oldu. dora, milena`dan daha şanslıydı nazi almanya’sına direndi ve 1952de londra’da öldü.

1924 yılı 3 haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı viyana yakınlarındaki keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu.

kafka’nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. nazilerin çekoslovakya'yı işgali sırasında kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için max brod'a vermişti. yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. tabii max onunla ayni fikirde değildi ve kafka’nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı.

yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, camus’nün dediği gibi, "her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir".

çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.

şöyle söyler :

"doğru yol yerden bir karış yüksekte bulunan gergin bir ip gibidir. fakat bu ip, üstünde yürümek için değil de insanın ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır ancak.''


(bkz: alıntıdır)
(bkz: www franz kafka org)
fashiondesigner fashiondesigner
çek asıllı bir baba ve alman yahudisi bir annenin çekimser ve içe kapanık büyümüş oğludur. üç kız kardeşi nazilerin çekoslavakya yı işgali sırasında toplama kamplarında öldürülmüştür. kafka "ölümünden sonra yakılması"nı vasiyet ederek tüm notlarını dostu(!) max brod'a vermiştir. fakat max, kafka'ya ihanet ederek ölümünün ardından tüm notlarını kitap olarak yayınlatmıştır.
yani franz kafka "ihanet" kelimesinin anlamı sayesinde tanıma fırsatı bulduğumuz bir yazardır...
şevket i bostan şevket i bostan
dava adlı eserinde elle tutulamayan, gözle görülemeyen ancak insanın üstünde her zaman bir baskı unsuru olarak yaşamının her anında yer alan otoriteyi yazı ile bizlere hissettiren adamı gerim gerim geren yazar. hikayelerinin bir sabah uyanması ile başlaması da dikkat çekilmesi gereken bir noktadır.
1 /