frengi

1 /
karahisari karahisari
frengi denilen menhus hastalığı, biz batıdan ithal ettik. zaten bu kelime, "frenk'e - yani avrupalıya - mahsus" anlamına geliyor. tanzimat'ın bânîsi sayılan ve tarihlerimizde "koca" lâkabıyla anılan mustafa reşid paşa, batılılaşmanın kapısını açtığında, bir taraftan göklere çıkarılmış, bir taraftan yerin dibine batırılmıştır. özellikle, nüfusun ezeci çoğunluğunu oluşturan müslüman kesim hiç memnun değildi; çünkü, ıslahat diye ortaya konulan programın, gayrimüslüm tebaanın durumunu iyileştirmekten öte bir şey getirmediğini görüyordu.
tepki gösterenlerden biri de, devrin tanınmış hiciv ustalarından koniçeli musa kâzım paşa idi. kâzım paşa, mustafa reşid paşa'yı acemi, ehliyetsiz bir doktora (tabib-i nâ-reşid) benzetiyor, onun yanlış görüşü yüzünden, devletin-sıhhat bulmaya yakın-frengi hastalığına yakalandığını söylüyordu:

zamânenin şu tabib-i nâ-reşidini görkim
revac vermek için kendi kâr u sınâatine
mizâc-ı nâzik-i devlet karîn-i sıbbat iken
düşürdü re'y-i sakîmi frengi illetine
unknown unknown
türk mantığıyla kapılabilecek birkaç hastalıktan biri... atın ölümü arpadan olsun felsefesiyle hareket eden şuursuz insanların bu hastalığı kapmaması olanaksız zaten, keza bu insanlar buna müstehaktır da...
lillymarlin lillymarlin
taksim travestilerinde görülen hastalık.
yaraları öyle yayılmış durumdadır ki, o düşük belli pantolonlarının yan taraflaırndan çıkan 2 tanga ipinin orta bölgesi yaralarla kaplıdır
you don t goff me you don t goff me
frengi zührevi bir hastalıktır. bulaşıcıdır. tıp dilinde sifilis denir. frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada şankr adı verilen bir yara meydana gelir. bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş başlar.
blue danube blue danube
amerika'nın keşfiyle eski kıtaya yayılmış hastalıktır. kızılderililerin arasında ortaya çıkan ve kendiliğinden iyileşen frengi, uçkuruna sahip olamayan yeni dünya kaşifleri arasında yayılmış, vücutları frengi mikrobuna dayanıklı olmadığından ölümlere neden olmuştur. şu anda tedavisi olup olmadığını bilmiyorum, ancak hala öldürücü olma ihtimali vardır.

frenginin ismiyle ilgili ilginç bi detay ise, her dilde farklı oluşudur. kimi dillerde yunan hastalığı, kimilerinde fransız hastalığı olarak geçer ve şu an hatırlamadığım pek çok farklı çeşidi vardır. her millet, içten içe başkasına atmaya çabalamıştır kızılderili kızlarla yatmanın suçunu.
liulitun liulitun
amerika'dan gelen, amerika daha tam olarak bilinmediği için, herkesin, "bir yerden geldi" dediği hastalık. fransızcası, ingiliz hastalığı; ingilizcesi fransız hastalığı, türkçesi fransız hastalığı ve daha önce yapılan bir giriden öğrendiğime göre, bir dilde yunan hastalığı vb. (bkz: hindi)
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
friedrich wilhelm nietzsche, robert schumann, franz schubert ve dahi al capone gibi birçok ünlü ismin önce akıllarını yitirmelerine sonrasında da tahtalı köye göçmelerine neden olan latince ismi "treponema pallidum" olan bakterinin yol açtığı hastalık.

uzunca bir süre bu hastalığın tedavisinde hani kaş yapayım derken göz çıkarırcasına cıva kullanılmıştır ve kaç zavallı zehirlenerek öldü kimbilir!

göreli olarak başarılı olan bir tedavi yöntemi, frengiden muzdarip hastaya dinsizin hakkında imansız gelir diyerek sıtma bulaştırmaktı. sıtmanın neden olduğu yüksek ateş frengiye neden olan bakteriyi öldürür ve hasta frengiden kurtulur amma velakin bu sefer de sıtmadan çekmeye başlar! bu durum yine de aklını yitirerek ölmekten daha iyi olsa gerek.

frenginin tedavisinde dönüm noktası penisilinin keşfidir. bugün frengi özellikle hastalığın erken evrelerinde müdahele edilirse kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. yine de bu hastalığa hiç bulaşmamak elzem ve bunun da en iyi yolu cinsel birleşme esnasında korunmaktır.
1 /