geçiş

çar birinci petro çar birinci petro
kuzey kore nin rejimi dolayısı ile insanların çektiği acıları konu alan film. küçük bir çocuğun gözünden fakirliği, ölümü, yalnızlığı diğer bir taraftan umudu ve sevgiyi gösterir.
insanlara "bakın komünizm çok kötü ve acı getiren bir siyasi yônetimdir" mesajıda verir film. karısına ilaç bulabilmek için kuzey koreden kaçan aile babası sağ kalır. lakin kuzey kore de ki herkes film sonunda hayatını ya hastalalıktan ya fakirlikten ya da askerler tarafından öldürülerek hayatını kaybeder.
bumbada bumbada
ağlayan çocuklar gördü. yeni doğmuş olandan 10 yaşınakadar. yeni doğmuş ve yeni ölmüş ağlayan çocuklar. susun susun susun diyehaykırdı. zarar da vermek istemiyordu çünkü onlar çocuktu. üzerine doğruyürümeye başladılar yaklaştılar iyice yaklaştılar…. durun diye haykırarakuyandı. ilk bulduğu kazağı ve kırışık pantolonu alıp giydi ve kendini dışarıattı.



sürekli bilinen yollarda yürümek, yürüme terapisininkatkı oranını siler ve bunaltır. bu yüzden hiç bilmediği bir yola girdi. kuytu bir sokaktı. sokak adları anlamlı birşekilde verilseydi eğer bu sokağın adı yalnızlık olurdu. kuytu sokakta kuytuköşedeki adamı gördü. yanına gitti. kimsem yok dedi kuytu köşedeki yalnızyabancı şarapçıya. yaşama nedenin bir şarap daha mı ? umudun mu bu ? dedi.cebinden bir köpek öldüren parası çıkarıp verdi. şarapçı yalnız adamınsakalları çok uzundu. sakallarının boyu kasvet eni ise hasret kadardı. eyvallahdedi gitti şarap almaya. yaşamak için bir günü daha olmuştu.



intihara dair bilinen yanlış şudur : kişi dünyadan kurtulmakistemez, kendi zihnindeki dünyadan kurtulmak ister. yoksa bu dünyadakilerkokuşmuş et parçasından fazlası değildir. peki ya zihin ? zihin içimizdeki casustur.gerçeği gerçek yapan bakış açısıdır fakat zihin hasarlıdır hastalıklı bakaraçılara. gerçeğin kasvetini içine çeker. içinde kalır öfke, acı, hasret ve dahabir sürü meymenetsiz hissiyat. zihin uykuda da zihindir ve bize türlü türlükorkunç oyunlar oynar. yeniden rüya gördü.



fotoğrafı eksik, kırık bir çerçevenin bulunduğu kahvaltısofrası… çay yarım, zeytin çekirdekleri masaya saçılmış. domateslerezilmiş… masada son olarak bir notkağıdı var. üzerinde altmış iki yazan.



uyandı. ne saçma, ne boktan bir rüya dedi. beynin akıllıolduğunu söylerler fakat bu metaforlarla benim ne ilgim var dedi. kendiahmaklığını fark etmedi. beyin hakkında yüzeysel yorumlar yaparak çözeceğinidüşündü. dünden kalan kıyafetleri ile uyumuştu. biraz atıştırdı. kuytu sokağagitti. yalnızlık sokağına. ordaydı. şarapçı ordaydı. bu sefer konuşacaktı.



kimsen var mı dedi? şarabım var cevabını aldı. şarabındanönce kimin vardı? dedi . geçmişim cevabını aldı. geçmişinde kimler vardı? dedi.insanlar, binalar, araçlar, korna sesleri, insan sesleri, çığlık ses sözünübitirmedi. şarap parası vermeyeceksen siktir git dedi. vermedi. gitti. gerigeldi elinde şarapla. tekrar gitti.

evini şarapla doldurdu. açamadı. açmayı bilmiyordu.evdeki şarapları duvara vurarak kırdı. temizlikçi bir kadın buldu, evitemizletti. kadın sordu kaç şişekırıldı? altmış iki cevabını aldı. temizlikçi kadın işini yaparken yanındagetirdiği kitabı kurcalamaya başladı. kadının altını çizdiği bir cümleyi okudu.“ öyle vaat mi verilir ben umutperest biriyim… kadının işi bitti. parasınıverdi yolladı. rüya görme vakti geldi. her uykusunda rüya görmesi zihninin onasavaş açtığının bir göstergesiydi. peki ama neden? çünkü o zihninihasarlamıştı. zihnin intikam alma vakti gelmişti…



rüyasında yatakta sağa sola doğru dönen çok yaşlı biradam gördü. çok yaşlı. kime neye göre sorusunu soran biri genellikle gençolduğu için genç birine göre oldukça yaşlıydı. sağa sola dönüşleri yataktandüşmekle sonuç vermişti. acı içinde haykırdı. yardım istedi. duydu rüyanınsahibi bunu duydu. rüya onundu sonuçta. isterse dünyanın öbür ucunda olsunduyardı. evet. çünkü rüya onundu. yardım için yan odadan koştu yataktaki yaşlıadamı kaldırmak için sıkıca tuttu. biraz zorlandı fakat kaldırmayı başardı.korktu… çaresiz kaldı… çaresizlik denemezdi aslında. korkunun üstüne ek olarakeklenen duygular gelmişti. yardım ettiği yaşlı adam kendisiydi. koşmayabaşladı. başka bir odaya gitti. kapıyıkapattı. nefes sesi duydu. arkasını döndü o yaşlı adamla yani kendisiyle tekrarkarşılaştı. anlamıştı ne kendisinden kaçabilirdi… ne yaşlılıktan fakatyaşlılıkla ilgili bir kaygı duymuyordu ki ? ya da o mu öyle sanıyordu?



yeni bir gün… uyandığında bunu dedi. ne saçmaydı.günaydın kelimesinin alternatifinin bu cümle olması ne saçmaydı. fakat düşündü.yeni bir gün. bu lafta yeni ve günün birleşiminden yeni gün olduğu anlamıçıkmaktadır. fakat yeni bir ya da gün bir söz öbeklerine de bakılacak olursayeni birin ya da gün birin yeni bir güne eş değer olduğu anlaşılacaktır.sonuçta yeni olan birdir. başlangıçtır. yeniden başlamaktır. burdan şu formülçıkmaktadır yeni gün eşittir birdir. yarın da birdir öbürsü gün de birdir. her başlangıç birdir. zihnini budüşüncelerinden sıyırdı. şarapçıyı düşündü. ziyaret etmeliyim dedi.



gitti. elinde şarap değil bira vardı. neden değiştirdinşarabını şarapçı dedi. çaresiz hissediyorum kendimi. çaresizlik miras bana dedigözleri dolarak. bu hayattan hiçbir bok öğrenemedim diye düşünüyordum fakatöğrenmişim çaresizliği öğrenmişim. öğrene öğrene çaresizliği öğrenmişim evlat.şaraptan nasıl medet umayım artık ? iki elinle yüzünü kaparsın ya hani. varsatanrı yoksa dünya sana siktiri çekmiştir artık. artık sen tanrının bir parçasıdeğilsindir ya da dünyaya ait değilsindir artık. tanrı kibardır, kutsalkitaplarına bazı kullarıma siktir git bu dünyadan diye yazdırmaz. dünyasuskundur. evinden kovmaz fakat evinde kaldığına seni binbir pişman edenevsahibi gibidir. işte bu yüzden evlat. çaresizim ben çaresiz. şarap çaremdifakat düşündüm de çareyi hak etmediğimi öğrenmişim. nedenini bilmediğim şekildeçaresizliğin bir parçası olduğunu fark ettim. çare bir ışık olsaydı eğer beniasla parlatmazdı evlat. çaresizdim oyüzden çarem olan şarabı içmemeye karar verdim. kendimi cezalandırıyorum vebira içiyorum hadi git artık evlat. ama şunu unutma çare bul. neye çarebulacaksın bilmem ama herhangi bir şey ne olursa olsun bul evlat çare. çareyibul uygula evlat. çaresizlikten kurtulmana yarayıp yaramayacağını bilmiyorumfakat sen bunları düşünme çareyi nefesine çek ve sonra üfle… etkilenmişti,fakat sadece etkilenmişti. ne yapabilirdi ki ?



hesap vermeli miydi? hayatındaki tüm insanlara… bu birborç değil sadece iç dökme olacaktı. seni unutamadım, senden nefret ediyorum,seni hep yanımda görmek istiyorum gibi şeyler olacaktı büyük ihtimal. herinsana bir kutu içerisinde hissetiği tüm şeyleri yazacaktı ve onlaragönderecekti. kendine de gönderecek miydi? kendine karşı iyimser vekötümserliği denkti şu anda. diğer insanlara gönderdiği kutulardan gelencevaplara karşı reaksiyon verecekti. şarapçı kafasını karıştırmıştı. şarapçıkafasını açmıştı. şarapçı artık şarap içmiyordu. bu zihninin dibine oturdu.şarapçı şarap içmiyorsa ne önemi olabilirdi ki ? onu o yapan şaraptı. bu içindekontrol edilemeyen bir kin oluşturdu. dedesinden yadigar silahı dolaptançıkardı. tozluydu, öksürdü, silahı sildi. silahı temizledi. silahı belinekoydu. şarapçının yanına gitmeyi geçirdi aklından geçirmekle kalmadı ve gitti.



ne oldu evlat dedi şarapçı. bana evlat deme dedi. senartık sen değilsin dedi. silahı doğrulttu ve yedi kurşun sıktı. yedi kurşun.altmış iki kurşun sıkmadı yedi kurşun sıktı. altmış iki kurşun abartı olurdu.polis arabalarının sesi duyuldu. teslim ol çağrılarını duydu. silahıbıkkınlıkla yere fırlattı. teslim oldu ellerini kaldırdı. bu olaylardan ikihafta sonra hakkında son bilgi hapishaneye girdiğinden iki hafta sonra oldu.gazetede intihar haberi çıktı. haber şöyleydi : intihar nedeniyle tutuklanana.z hapishanede bilekleri kesik bulundu. basitti, basit bir üçüncü sayfahaberiydi. insandı fakat üçüncü sayfalık bir insandı. sayfa sayısı hayatınıdeğiştirmeyecekti gerçi. fakat rahmetlinin dünya ile son bağlantısı gazetedekiüçüncü sayfada olmuştu...