gelecek planları

kobalt kobalt
lise ve özellikle üniversite yıllarında tatlı bir sarhoşlukla beyni işgal eden,fekat ilerleyen yıllar boyunca adına hayat gailesi denılerek özetlenebilecek türlü etkenler nedeniyle hemen hemen yüzde doksanlık bir orana tekabül eden gerçekleşmeme payına sahip hayaller silsilesi...
dalyarrock dalyarrock
gerçekçi ol imkansızı iste lafının sadece che'nin bir vecizesi olmadığını insanoğluna hatırlatması gereken planlar silsilesidir. her ne kadar insan önündeki yol haritasını belirlese de o harita üzerindeki zafere giden yolda en azından birde tali yol belirlemelidir. yani her zaman için hayatta a ve b planınız olmalıdır.

çalıştığınız şirkette en azından askerliğe kadar kovulmadan çalışmaya bakılmalıdır. hem ilerideki yurt dışı planları için bir finansman sağlanmış olur hemde çalışan demir pas tutmaz. 2 yıllıktan dikey geçiş yapılan açık öğretim iktisat fakültesi 3.sınıfı zorlanmadan geçildikten sonra askerliğin tecil süresinin bitimi olan 2013 yılına gelindiğinde hem lisans eğitimi tamamlanmış olur hemde askerlik 5 ay yapılarak aradan çıkar. işte bu yıldan sonrası çok önemlidir. a planı olarak iktisadı bitirmiş olmanın verdiği avantajla bankaların sınavlarına girilerek gerek kpssden gerekse müfettiş yardımcılığına kadar uzanan geniş sınav yelpazelerini geçerek bir bankaya kapak atmaya çalışılır. bankacılık kolaydır. olursa ne aladır olmazsa da yurt dışında dil eğitimi sertifika programına kayıt yapılarak amerika'da eğitim macerasına adım atılır. 4 ile 48 hafta arasında değişen eğitimden sonra sertifika alınarak türkiye'ye geri dönüş yapılır. türkiye'ye adım atar atılmaz da ana yol olan otobana girilip torpil yoluyla bankalar denenir tüm bunlar sonuç vermezse de tali yola sapılarak b planı olarak çalışılan firmada kariyer kasılır.
mavi mavi
ölümü daima saf dışı bırakan bir insan tuhaflığı.
ama bir an gelecek, tüm yazdıklarımı çöpe atacağım -ölmez sağ kalırsam-
okudukça kendimden soğuyorum, kendime saygım azalıyor, öteliyorum kendimi.
bazen de kendime sıkı sıkı sarılasım geliyor vs...
eh delirmeden kökten bir çözüm bulup hepsini yok etmek mantıklı gibi ama plan tasarı halinde, görüşmeler devam ediyor. bakalım ne sonuç çıkacak -görüşmeler bitmeden ölmez de sağ kalırsam tabii-
boranalp boranalp
-büyüyünce kahveye girip 'herkeşe benden çay!' diye bağırmak.
-akdeniz illerinin yollarının refüjlerindeki meyve ağaçlarındaki meyveleri toplayıp pazarda satmak.
peter pan sendromlu bilirkişi peter pan sendromlu bilirkişi
"gelecek için endişelenmeyin. ya da endişelenin, ama bilin ki endişelenmek ancak bir cebir denklemini sakız çiğneyerek çözmek kadar etkilidir. hayatınızdaki gerçek sorunlar endişelenen aklınızın ucundan bile geçmeyecek sorunlardır, sıradan bir salı günü saat 4 te boş bir anınızda yakalayan cinsten."

(bkz: mary schmich) - chicago tribune
antikavazo antikavazo
fakirlik ve yalnızlık doluymuş lan benim ki. az önce dediklerim tam açıklaması hatta. fakirlik kısmı anneme dönüp ilk ay buzdolabı alırım 1 ay çamaşır yıkamasam ölmem elde falan hallederim demem, yalnızlık kısmı ise çift kişilik yatak alayım diyorum çapraz yatar bir güzel yayılırım evde de tek olucam demem. ne kadar realist planlarım var ama. yazık lan kimin çocuğuysam.
albia albia
bu akşam bir tanesine daha zemin hazırladığımdan mütevellit gurur duyuyorum, kendimle azıcık.
2 ay sonra hayatımı bir nebze de olsa yoluna koyabilirsem, anneme bir dükkan açmayı düşünüyorum.
böyle ev yemekleri, poğaça, kek falan yapılan ve ocağında her daim karadeniz çayı kaynayan sıcacık bir yer..
düşüncesi bile mutlu etti beni..velhasıl anne denilen şahane varlık planlarımın baş aktristi.