gezmek

madface madface
vakti doldurmak için yapılınca daha bir anlamlı olan eylem. tek başına yapıldığı zaman iç hesaplaşmaların çığlıklarından kurtarır insanı. depresyondan çıkmak için iyi bir yoldur.
41kere 41kere
utanmazım. utanmayı bilerek yaşayanların arasında, sırıtıp duruyorum. neden sırıtıyorsun sorusu ile de kendime yakınlık kurmuyorum. gözlerime sunulan güzellikleri seyretmiyorum. çirkinliklere kucak açıyorum. açıkgözlü olmamı söyleyenlere ise kulaklarımı tıkıyorum.

pişmiş tavuğun başına gelenlerden ise habersizim. pişmiş tavuktan haberdar olanlar arasında değilim. ama pişkinim. gezerken yüzüme vuran güneşten dolayı olduğunu düşünüyorum. az ötemde duran ve toprağın altında saklanmış olan, canlılardan bir kaçını görür gibi oluyorum. görmezden geliyorum.

sorumsuzum. sorumlu olanların, sorumluluklarından dolayı büyüttükleri her ne varsa onların yanında miniciğim. sorumlu kelimesi ise sorunlu kelimesinin benzerliğinin ise saçmalıktan öte olmadığını biliyorum.

genişim. geniş olduğum halde çevremin geniş olmamasını ise anlamış değilim.

sıkılmıyorum. canları çıkana kadar sıkılanların arasına ise karışmıyorum. posamın çıkmış olması isterken bir yandan da öğrencilik günlerim gözlerimin önünden geçip gidiyor. tutmuyorum.

yüz bulamıyorum. ne kadar arasam bile nedense bulamıyorum. yüzsüz olmanın üzüntüsünü onla gidermeye çalışıyorum. bir artı bir eşittir ikiye ise inancım olmadığını düşünüyorum.

geziyorum.

öğrenmiş olduğum tek şeyi yapıyorum.

gezerken ise sadece ve sadece hava alıyorum.

geziyorum.

ruhumun derinliklerine demirler atıyorum.

sudan çıkmış balığım. oltalarına takıldığımı sananların ise zokasıyım.
atmus project atmus project
van'dan cuma gunu ciktik, aksam erzurum'da cag kebaba doyduk. universiteli bi kardesimiz 8 kisiyi ayni evde agirladi. cumartesi gunu uzundere'de ve tortum selalesinde ve tabi artvin'de molalar vererek ve uzun kimlik ugraslari sonrasinda batum'a vardik. batum'da kemal diye bi arkadas yine ufacik evde 6 kisiyi agirlardi. yedik, ictik, kumar oynadik, dans ettik, arkadas edindik ve pazartesi oglen mukemmel bir gurcu yemegi seansi sonrasi digerleri tiflis'e dogru giderken benim istikametim sarp sinir kapisi, oradan da ver elini ordu. universite arkadasimin ikiz bebekleri var, artik amcayim ben, 2 gun boyunca onlari sevdim, ordu'yu talan ettik. derken carsamba sabahi ver elini amasya ve ardindan istikamet yine yeni evlenen bir ogretmen arkadasimi ziyaret icin corum. persembe oglen ne yapmaliyim, sinop'a gitmeliyim tabi ki diyip haydi kos kos kos once samsun, oradan sinop. aksamina mukemmel bir balik ziyafeti, sabahina uzucu bir cezaevi ziyareti. cuma aksam su anda otobuste karabuk'e gidiyorum. safranbolu'da bir ogrenci evinde kalicam. ve yarin buyuk ihtimalle sabah erkenden safranbolu'yu gezip oglen saatlerinde amasra ve bartin'a gidicem, oradan da eski bir ogretmen arkadasima caycuma'ya gidicem.

su ana kadar 2000km yolu cok rahat gectim, hic yorulmadim, aksine mutluyum. istanbul'a kadar kac durak daha yapicam, kac farkli yataga daha yaticam kim bilir. yol guzel. yol can.