güzel

1 /
kerrigan kerrigan
güzel hep çift yapılı bir bileşiktir. bileşiğin elemanlarından biri: ezeli, değişmez eleman diğeriyse: görece ve duruma, koşula bağlı elemandır.

-paris sıkıntısı
anosias anosias
göze hoş gelen anlamında göz isim köküne el yapım eki eklenerek oluşmuş bir kelimedir. zaman için ö yerini üye bırakmıştır ve günümüzdeki halini almıştır.
gülümsün gülümsün
yazın sıcağında hafiften esen rüzgarken güzel olan, kışın kendini bir gösterip sonra kaçan güneştir güzel. değişir zamana ve mekana göre. ayak uydurmak zor olur buna. peşi sıra sürükler güzelliği arayanları. yorulmaz, yormaz da. asırlar boyu herkes güzele ulaşmak için çaba sarfeder, tam buldum derken bir diğerine kalır güzellikler.
bu dünya kimseye kalmaz, güzellikler geçer gider,anlamassın...güzel olduğu yerde kalmaz; bilirsin...bilirsin de bilmemezliğe vurursun!
viola viola
göreceli bir kavram değildir. diğerlerinden keskin çizgilerle ayrılır. somut bir gerçeklik gibidir. hep güzelle karıştırılan ise insanların beğenileridir. asıl göreceli olan beğenip beğenmemektir. insanların beğenileri ise güzeli muallakta bırakamaz. onu değiştiremez. peki beğeniler neden örtüşmez de çil yavrusu gibi dağılmışlardır etrafa? biri kaf dağı’nda biri bir arının kanadındadır.(neden arı bilmiyorum ya da kaf dağı. diyesim geliyor.) neden bir insan güzeli göremez de çirkini beğenir ya da güzeli kötüyle niteler? çünkü…
çünkü insanın kendi iç sesini dinlemesi o kadar zordur ki! çünkü duyguları gerçeği bulanıklaştırır. çünkü ön yargıları bir sis perdesi çeker gerçeğin önüne. çünkü geçmişinden soyutlayamaz kendini. bunlar birer hakikat ve hayatımıza nasıl yansıdığına bakalım:
eğer bir kadın güzel bir kadını beğenmezse kıskançlık karışmıştır.
eğer bir şarkı bir insana güzel anılarını hatırlatıyorsa elbette o insan o şarkıyı beğenir.
eğer bir insan kötü eleştiriler duymuşsa ön yargıları engeller belki, güzeli görmesini.
bazen insanlar korkaktır ve içinden geleni söyleyemez. tıpkı masaldaki insanların kral çıplak demeye cesaret edemediği gibi.
bazen bize cevap verebildiği için beğeniriz. çünkü biz doyurulmayı severiz.
bazen kendimize koyduğumuz etiketler engeller güzele hakkını ya da çirkine layığını vermeye.
iç sesini dinlemekse aslında tüm saydıklarımı ve daha binlercesini kapsayan, hepsini bir araya getiren, aslolan. neyi neden yaptığını kavrayabilmek. hangisi nesnelliğinin hangisi öznelliğinin ürünü olduğunu ayırdedebilmek; kendinin farkında olmaktır.*ama bu çoğu zaman küçük bir yaradan ince ince sızan kan gibidir. çok zayıftır. oluk oluk akması, sizi ısıtması içinse yarayı deşmek gerekir. zordur içinden gelen sesi dinlemek! o incecik ipi çekmek, kaçırmamak için sımsıkı tutmak zahmetlidir çünkü bir anlık kendini kaybetmeyi, başka şeylere kapılmayı affetmez. kayıverir elinizden ve o kadar incedir ki hala elinizde zannedersiniz. elbetteki ben bir insan iç sesinden ibaret olmalı demiyorum. çünkü birey aynı zamanda çoğuldur bazen. elbetteki etkileneceğiz bazı şeylerden. sadece ben ayırdetmekten bahsediyorum; kendimize dürüst olmaktan ve dolayısıyla da başkalarına.
bazen de hakkaten anlaşılamadı ve değersiz şeyler prim gördü; göklere çıkarıldı.
güzelin hayatımızdaki yeri ise ondan zevk almaktır ve bir de egomuzu tatmin etmektir(şu da olabilir: egomuzun tatmin olmasından zevk almak).
ayrıca güzelden zevk almamak gayet doğal ve insancıl bir şey ya da aksi. eleştirilmesi gereken bi insan neden güzele ulaşmak için yeterli çabayı göstermez ya da bi insan neden başka bi insanın güzele ulaşması için yeterli çabayı göstermesine yardım etmez de ezer (evet ezer), küçümser. bu hep böyle oldu maalesef.
bir de şunu söyleyeceğim bizzat her an olan şeylerden bahsettim ve güzel hakkında bu kadar konuşma cüretini de buluyorum pek çok yerden evet.
gülümsün gülümsün
güzelsindir, yüzün, gözün, ellerin, her bir şeyin güzel tanımı için eksiksizdir. güzelsindir, o kadar. arkadan güzel derler. böbürlenirsin. insanların seni tanımladıkları tek bir sıfatta sıkışıp kalmışsındır; güzel. çaresiz bir göze derman olursun, aynaları şenlendirirsin, iç açarsın. ama hepsi bir anlıktır. sonrasında ne gerçek adın kalır hafızalarda, ne de sıfatın. bir güzeldi derler, geçerler.
(bkz: kimse vazgeçilmez değildir)
1 /