hakikati aramak

1 /
zyxel zyxel
araştırmak , okumak dogma bilgilerden uzak durarak ola ki karşılaştığpında yorumlayabilecek kadar zeki olmak ve doğru ile yanlışı ayırt etmek , her açıdan değerlendirip ele almak.
1
katalanca rüzgarı katalanca rüzgarı
koşullar ne kadar karmaşık olursa olsun, kişinin en azından kendine olan saygısını kaybetmemesi açısından önemli olduğuna inandığım davranış şeklidir. yalan söylemek bu kadar kolayken, zoru başarıp gerçekleri olduğu gibi akratabilmek cesaret işidir, başarıdır ve takdir edilesidir.
eneemememibu eneemememibu
bunu aramadan önce kişinin kendini hazırlaması gerekir.
hakikatler acıtabilir. ne var ki; mutlu da edebilir.

umarım, aradığınız tüm o hakikatler mutluluğa ulaştırır sizi.
quoth the raven acid quoth the raven acid
sonsuzluk denizinde gerçeğe ulaşabileceğini düşünmek geri zekâlıların işidir, ya da çaresizlerin. bu yolcuları gördüğümde geri zekâlı olduklarını umarım her zaman. çaresizlerin umutsuz arayışı dine tutunma istekleri ve acıları dışında bulabilecekleri bir şey yoktur. böyle bir yolda bir şeyler bulmak sadece geri zekâlıların işidir ne yazık ki.
zeitgeist zeitgeist
gözünün önünde duranı aramazsın, neresinde diye bakman gerekmez, her zerresinde olanı apaçık okuyamıyorsan farkında değilsindir, cezadır ha aslına bakarsan bakma ham'ın söylentisine, zehirdir derler inan bulamadıklarından, yoksa aslına vurgun kalmadıkça niye varsın, göremiyorsan hükmün yok.

diyarbekir burçlarında bir seherde, güvercinin kanadına takılmış, taklacı.. ne düze gelir anı ne terse, sabret ki zahirde bulasın, yürü ki nefes alasın, dicle'ye kayar gözüm akana bırakayım kanadındakini diye, duman dağıldığında nefeste görür oldum, bir yaşlı adamın iki cümlesi üzre on beş sene yürüdüm de sonra ayıktım kanadında değil. biri diyarbekrin burcu bir de cudi'nin eteğinde. zaman akar, yürürsün. üstünde yolun, kenarında, altında yerin, yol olursun çiğnenip, adım olur çiğnersin. öğrenirsen eğer yürümeyi varırsın istediğin yere.

hele dur daha ne gördük, nereye vardık. hayranım her haresine o gerçeğin, bin ayrıda bir görünen gizine. zehirdir derler, karışsın her hareme of dersem kurusun çekilsin kanım.
the light in abyssal zone the light in abyssal zone
ne film ile ne de sonu ya da başı ile ilgileniyorum. alıntıların bini bir para etmiyor burada vesselam.

yalnızca ne için yaşadığını bilenler, nasıl yaşanması gerektiği konusunda fikir sahibi olabilirler. diğerleri öylesine yaşarlar. sığır yaşamına atfı ihsan fazlıoğlu yaparken sığırlar ondan öncesine de ehemmiyet vermezler zaten.

ısrarla şöyle devam eder ihsan hoca: "bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri, nesneler arasında herhangi bir nesne olarak yaşamaktır."
the light in abyssal zone the light in abyssal zone
niyet elbet neşettendir. zahir ile batının; batın ile zahirin birbirine karıştığı şu durumda en büyük dert derdini bilmektir herhalde. gamdaki dem, demdeki gam öyle meşgul eder ki beşeri kendi içine işgalini bir türlü anlayamaz.

hakimlik de birdir, mahkumluk da. iş karara geldiği zaman cübbenin ağırlığı omuzlara siner de, toprağa gömülüverir insan.
1 /