harran

1 /
iris iris
geçen hafta görme şansına eriştiğim muhteşem yer. şanlıurfa'nın görülmesini gerektiren sebeplerin başında gelir bence. yörenin tarihini su gibi ezberlemiş 7-8 yaşlarındaki çocukların rehberliğinde gezilen kervansaray kalıntıları etkileyicidir. o surların görkemine, o çocukların saflığına doyum olmaz.
hepatt hepatt
harran evleriyle meşhurdur.kubbeli, kerpiç evlerin içi buz gibidir.. ayrıca dünyanın en eski tapınağı burdadır.
rio rio
şanlıurfa ilinin 56.258 nüfuslu ve 701 km2 yüzölçümlü ilçesidir.

adil karataş ilçenin kaymakamıdır. parapara, arslankuyusu, buğdaytepe, balkır, buldum, aydınlar, alacalı, akkuş, aklar, altılı, arın, aslanlı, aşağıkesmekaya, aşağıyarımca, aydıncık köyü, balkat, başkaragöz, bellitaş, bozyazı, bükdere, büyüktaşlıca, büyüktürbe, bilgili, bulğurlu, büyükyıldız, çağbaşı, çepkenli, ceylangözü, damlasu, dayanıklı, doğukesmekaya, doruç, giyimli, gögeç, göktaş, gözcü, gürgelen, huzurlu, imambakır, karataş, kayaca, kaymaklı, kılıçlı, kırmıtlı, koyunluca, kökenli, kuruyer, küçükyıldız, küplüce, meydankapı, minare, oğulcuk, binekli, demirli, duran, emekli, saide, seferköy, selalmaz, serince, sugeldi, suvacık, sütlüce, şahinalan, şuayipşehri, şükürali, tahılalan, tantana, taylıca, tekneli, toytepe, tozluca, türkoğlu, uluağaç, uzunyol, varlıalan, yakacık, yardımlı, yaygılı, yayvandoruk, yenidoğan, yolgider, yukarıyakınyol, yukarıyarımca, çolpan, ünlü, yenice, ağcıl, çatalhurma, eskiharran, kabataş, öncüler, öztaş, avlak isimlerinde toplam 94 köyü bulunur.
fen liselim fen liselim
dünyanın ilk üniversitesine ev sahipliği yapmış olmasından mütevellit, dünyanın ilk öğrenci evine de ev sahipliği yapmış olan şehir.

bahsi geçen ev, viking diyarından gelen 3 arkadaş tarafından boş bir mağaraya kurulmuş, metal müzik sanılanın aksine avrupa'da değil bu evde ortaya çıkmıştır. müziğin avrupa'ya yayılışı ise okullarını bitirip memleketlerine dönen bu 3 kafadar sayesinde mümkün olmuştur.
matrushka matrushka
şu sıralar boşaltılması düşünülendir.

bölge bütünüyle insandan arındırılıp italya'nın tarihi kasabası alberobello gibi bir çekim merkezine dönüştürülmesi söz konusuymuş. yani kümbet evleri bi şekilde ticari işler için kullanılacak gibi görünmektedir.

'09 eylül ayında gittim buraya. çok etkileyiciydi. mimari açıdan veya iklimsel özellikleri açısından pek çok yerden farklı harran; kümbet evleri olsun, kurak iklimi olsun, tarihi kalıntıları* olsun. ama en çok insanları farklı harran'nın.

hele ki çocuklar, ah harran çocukları... bizden en çok istedikleri ne paraydı ne de pul. kalem istediler bizden, 'abla kalem versene bana' diyen onlarca çocuk düşünün. içim kanadı. zaten proje gezisi için oraya gitmiş olmamdan dolayı yanımda onlarca kalem vardı, verdim pek çoğunu onlara ama yetmedi. içim ağladı...

öyle bir yer kurun ki beyninizde, ayna yok olsun o yerde arkadaşlar, ayna! hani bizim artık görmekten bıktığımız... sadece bir yerde vardı ki, orası da turistler için eşyalar satan bir dönüştürülmüş kümbet eviydi, oranın sahibi adam belli ki bölgenin en zengini. ve adam bana ''kal burda, başlık parası veririm sana'' dedi. ne diyeceğimi şaşırdım. oradaki kadınlar gibi giydirdiler beni, gel aynada bak kendine dedi, tek ayna burda var!

şimdi oturup adam gibi düşünmek lazım şu ''insandan arındırma'' işini derim ben. çünkü harran'ın harran olmasının asıl nedeni insanlarıdır kanımca. orasının ruh hali, sizde bıraktığı etki en çok oradaki insanlardan kaynaklanır. harran'ın ruhudur insanları. ve ruh bedenden ayrılınca bir et yığınından başka neye benzer ki?
berdusch berdusch
dünyanın ilk üniversitesi ve ayakta duran gökbilimleri için gözlem evine sahip olan şirin ilçe,geleneklerin korunduğu yegane yerdir ve hindistan ile çok benzer özellikleri bulunmaktadır,doğunun saflık ve masumiyeti çocukların yüzlerine yansımıştır ancak gelişen sorunlar dikkatleri spiritüele değil de sadece maddeye kaydırmıştır ki son dönemlerde sadece ticaret ve seçimlerde adı duyulur.
ben olan ben ben olan ben
günümüzde anadolu medeniyetleri dediğimiz zaman aklımıza harran ender olarak gelir. coğrafyamızda harran adeta unutulmuş bir noktadır. oysa uygarlık tarihinde çok büyük rolü olan son derece önemli bir yerdir. göbeklitepe'de 11,500 yıllık bir mabedin bulunduğunu ve balıklıgöl'de 13,500 yıllık dünyanın en eski heykelinin bulunduğunu söylesek belki de şaşarsınız. harran üniversitesi doçenti a. cihat kürkçüoğlu'ya göre uygarlık tarihi (harran'dan 45 kilometre mesafede olan) urfa'da başladı. mısır ve sümer uygarlıklarının yaklaşık olarak 5,000 yıl önce başladığını düşünürsek bu yeni arkeolojik keşiflerin tarih anlayışımızı nasıl sarstığını anlayabiliriz.

harran şehrinin m.ö. 2000 yılında ur şehrinin bir ticari kolu olarak kurulduğuna inanılır. harran'ın sümerce veya akatça kervan veya geçit yeri anlamına gelen "harran-u” kelimesinden türediği düşünülmektedir. tevrat'a göre hz. ibrahim ana yurdu olan ur (bunun urfa olduğunu iddia edenler de var) şehrini terk ettikten sonra bir süre harran'da kalmıştı. ayrıca harran ismini hz. ibrahim'in kardeşi haran'dan aldığına dair iddialar varsa da bunun isim benzerliğinden başka bir kanıtı yoktur. tevrat'ta ayrıca hz. ibrahim'in babası terah'ın harran'da ölüp gömüldüğü, hz. ibrahim'in aile fertlerinden bazılarının bu şehri bırakıp ayrıldıktan sonra oğlu isak'a bir gelin temin etmek için bir hizmetkârını bu şehre gönderdiği kaydedilmiştir.

bir zamanlar güzelliği ve özgün mimarisiyle dillere destan olan harran şehri, her ne kadar günümüzde harabeyse de, dünyanın ilk şehirlerinin, ilk mâbetlerinin olduğu ve tarımın ilk başladığı önemli bir bölgede inşa edilmiştir. dünyanın en eski üniversitesi de bu şehirde bulunuyordu. dünya ve ay arasındaki mesafeyi ölçen al-battanai, astronomi ve matematik üzerinde eserler bırakan ve birçok eski yunan klasiği ve bilimsel eseri tercüme eden thabit ibn qurrah, fizikçi ve kimyager jabir ibn hayyan gibi daha birçok bilim ve düşünce adamı harran okulunda yetişti.

hıristiyanlığın dünyada hızla yayıldığı bir zamanda, harran eski dinlerinin son sığınağı olarak biliniyordu. iskenderiye'deki bilim yuvaları bu yeni dine teslim olup sönmeye başlayınca ve artık doğu roma imparatorluğunun resmi dini olan hıristiyanlık, akademileri ve felsefe okullarını kapattığında, bu merkezlerden ayrılan filozoflar harran'a sığınmaya başladılar. bu kişiler burada kitaplarını ve öğretilerini rahatça muhafaza edebilmişlerdi. daha sonra bu kitapların bir çoğu sözüm ona "harran sabiileri" tarafından arapça'ya tercüme edilerek erken dönem islam'da bir bilim çağının doğmasına katkıda bulunmuştu ve sonradan bazıları manastırlarda muhafaza edilen bu eserler batıya sızdı ve direkt olarak rönesansa sebep olmuştu. daha sonra batıda gülhaçlılar gibi yeraltı örgütler, devlet, din ve bilimde reform için mücadele etmişti. ilginçtir ki gülhaçlıların 1615'te beyan ettikleri manifestoda kökenleri bir sabii bilim merkezi olduğu sanılan ve arap yarımadısında adı "damkar" diye geçen bir yerdi. ömer tecimer'in gül haç eseri batı uygarlığını ve demokratik kurumları oluşturmakta gül haçın rolünü açıklamıştı.

anadolunun ilk kilisesi ve ilk camisi burada inşa edildi. ancak harran'ın en ünlü dini sabiilikti.yıldızlara taptıkları söylenir. hem yahudi, hem de islami kaynaklara göre hz. ibrahim de onlardandı ve güneşin ve ayın batmasını tefekkür ettikten sonra tek bir tanrı olduğuna kanaat getirmişti. harran'da ay tanrısı sin'e ait bir mabet vardı. söylentiye göre yedi gezegene adanmış yedi şehir vardı ve harran sin'e adanmıştı. yıldızlara dayalı böyle bir inancın, insanoğlunun en eski dini olma olasılığı vardır. dünyanın birçok yerinde stonehenge ve piramitler gibi nerdeyse tarih öncesi taş yapıtlar gezegen, güneş tutulması, mevsim ve yıldız hareketleri gibi çok ince astronomik hesaplara göre tanzim edilmişti. bütün bunlar makrokozmos ve mikrokozmos (küçük evren, insan) davranışları arasında bir birlik öngören astrolojinin kaynağını oluşturmaktaydı ayrıca evren sırlarını keşfetmek ve evrenle bütünleşme derin duygusuna dayanıyorlardı.

639 yılında harran islami hakimiyet altına girdi.halife marvan (744-750), harran'a yerleşti ve umayyad imparatorluğunu şam'dan harran'a getirdi. 830 yılında halife al ma'mum bizans seferine giderken harran'dan geçmişti. harranilere dinlerini sorduğu kaydedilmektedir. onlar "biz harranileriz" dediklerinde ve müslüman, yahudi veya hıristiyan olmadıklarını belirttiklerinde, kendisi seferden dönünceye kadar müslümanlık, hıristiyanlık, yahudilik veya sabiilik arasından birini seçmeleri gerektiğini söyledi, çünkü "kitaplı" dinlerden biri değilseler putperesttirler ve putperestlerin kanlarını dökmek caizdir. bu durumdan telaşlanan harranilerden bazıları müslüman veya hıristiyan olurken, kurnaz biri kalanlara "biz sabiiyiz" demelerini önerdi ve bu şekilde pagan harraniler varlığını yüzlerce yıldır sürdürebilmişlerdi, ta ki 1251 yılında moğol istilâsında harran yerle bir edilene dek.
harran okulu birçok kaynaktan beslendi. kökleri keldani ve mecusiydi. muhtemelen yok olmaktan kurtardıkları bazı eski yunan elyazmaları bağırlarına basmışlardı. ancak aynı zamanda yahudilik, hıristiyanlık ve islam'dan etkilenmişlerdi. hermes trismegistus'ü ("üç kez yüce") peygamberleri ve corpus hermeticum'u (hermesçi yazılar külliyatı) kutsal kitapları olarak kabul etmişlerdi. hermes trismegistus'un kadim çağlarda yaşayan büyük bir bilge olduğuna inanılırdı. belki de ilk hiyeroglifleri çıkartan, hekim ve mimar ımhotep'tir. onun bilim, tıp, teoloji, etik, astroloji, simya ve maji üzerinde bir sürü kitap yazdığı söylenirdi. hermeticum'da öğretiler mistik vizyonlar ve sembolik anlatımlar şeklinde kendini göstermekteydi. hermes trismegistus, yunan tanrısı hermes ve mısır tanrısı thoth veya tehuti ile eşleştirilmiştir. ancak corpus hermeticum'da bir tanrıdan ziyade ilahi sezgilerle esinlenmiş bir bilge olarak gözükmekte. ayrıca tevrat'ta enok veya hanok, kuran'da hz. idris ile eşleştirilmiştir. hermeticum'un tektanrıcı öğretileri sayesinde harraniler gerçekten kendilerinin "kitaplı dine" mensup olduklarını rahatlıkla söyleyebilmişlerdi. ancak kendilerini kuratarmak için isimlerini kullandıkları gerçek "sabiiler" aslında vaftizci yuhanna'nın takipçileri ırak'taki mandenler olduğu düşünülmektedir.

istanbul'un fethinden yedi yıl sonra, 1460 yılında florensa'nın hükümdarı cosimo de' medici'nin eline ender bir elyazması geçmişti. bu bizans imparatorluğunun çöküşünden sonra istanbul'dan kaçırılan ve rönesansı besleyen birçok yazmalardan biriydi.yaşlı medici o sıralarda platon'un eserlerini tercüme etmekte olan marsilio ficino'ya hemen elindeki eseri bırakıp, bu yeni eseri tercüme etmesini söyledi. bu eser olası olarak harran'dan bizans'a el değiştiren corpus hermeticum'du. eser batıda büyük yankılar uyandırdı. hatta corpus hermeticum'un kitabı mukkades külliyatına ilave edilemesi bile teklif edilmişti. ancak bir süre sonra yunanca dilince yazılı bu eserin kadim olmadığı ve hıristiyan unsurları taklit eden bir yeni platoncu eser olduğu iddia edilince gözden düşmesine neden oldu. ancak bu batıda birçok hermeşçi akımların türemesini durduramadı. günümüzde nag hamada'da bulunan mısır yazıtlarında aynı hermesçi temaları işlemesi ve yeni bazı araştırmalar, corpus hermeticum'un mısır kökenli olduğu tezleri güçlendirmektedir.

bir bilgi kültü olarak hermesçiliğin, binlerce yıllık kültür ve bilim zenginlikleri kendi bünyesinde toplayan ve topluma kazandıran harran'da sürdürülmesi ilginçtir. harranlılar bir zamanlar tüm dünyayı saran kayıp bir bilgeliğin son varisleri olabilir mi? atatürk'ün ortaya koyduğu güneş kültü kuramında ve islam'da oruç ve namaz gibi birçok özelliklerinde sabiilerin önemli bir rolü olduğu da biliniyor. örneğin islam'da 19 ve 99 sayılarının kökeni ay ve güneş takvimlerinin birbirine denk geldiği yıl sayısıdır.

kemal menemencioglu
felhanbiniicil felhanbiniicil
hali hazır da ovalık bir yapısı vardır ve sulak tarım yaygındır. ağırlıklı olarak pamuk buğday arpa ve mısır yetiştirilir son zamanlarda sebze de yerini almıştır ova tarımında . harran da nüfus un %98i ni arap asıllı ve arapça konuşan vatandaşlar oluşturmaktadır ve aşiret halinde örgütlenmişlerdir osmanlı dan bu yana bölgenin yapısı böyledir. yörenin kadınları farklı giyim tarzları ile dikkat çekerler.en ünlü içecekleri 'mırra' acı kahve dir yapılış tarzı çok farklıdır kaçak çayın yanında misafire ikram edilecek birincil içecektir.
not:yazacak çok şey var ama halihazırda zamanım dar başka bir vakte bırakıyorum.
zerre zerre
konik evleri,suriye sınırı manzarası, 40c derecede bile bunaltmayan havası (nem oranı düşük) ile dünyanın ilk üniversitesinin kalıntıları ve türk olmanıza rağmen "hello" diyerek ziyaretçilerini karşılayan çocuklarıyla gidip görülesi şanlıurfa ilinin ilçesidir. yöresel kıyafetli kadınlar, mor puşili erkekler dikkat çekicidir. müze haline getirilmiş bir konik evde aynı zamanda yöresel kıyafetlerle cüzzi bir miktar ödeme yapılarak fotoğraf çekilebilir.
şapkalı e şapkalı e
medeniyet harran'da doğmuş.
ve gittim. gördüm ki doğduktan sonra medeniyet harran'dan ayrılmış ve bir daha da uğramamış buraya.

önümüzdeki bir yıl bu şehirde olacağım. biçok şey yazabilirim buraya ilişkin. pis, arap ağırlıklı, şöyle, böyle...

ama benim ilçeye gelince ilk dikkatimi çeken gap ile bütün bir ovanın başarılı bir şekilde sulanabilmesi. bu kadar kurak, geniş ve çorak bir arazinin bu kadar büyük bir altyapıyla sulanarak tarıma elverişli hale getirilebilmesi şaşkınlık verici bence.

gap denen projede kimin parmağı varsa helal olsun.
1 /