harry potter and the prisoner of azkaban

1 /
lupin lupin
büyücü hapishanesi olan azkaban'daki bir mahkumun, harry potter ile alakasını anlatan, harry potter serisinin 3.kitabıdır. filmi her ne kadar kötü eleştiriler aldıysa da kitaptan film örneklerinin içinde en başarılılarından.. *
i like it aha aha i like it aha aha
bu akşam 21:15te tnt de yayınlanacak serinin üçüncü ve çekilmiş en güzel filmidir.
kitap hakkında konuşmak gerekirse yazarın dehalığı serinin hiçbir bölümünde tartışılmazken bu kitap bir başkadır, defalarca okutur kendini. zaman kavramının önemini vurgulayan bu bölümde harry hayattaki bir akrabasıyla tanışmıştır. suçlu zannedilen bir akraba. sirius black! ayrıca filmde sirius black rolündeki gary oldman ın oyunculuğu takdire değer.
bugüncanımportakalsuyuistedi bugüncanımportakalsuyuistedi
-- spoiler --

harry'nin kendisini babası sandığı sahne hem kitapta, hem filmde gözden iki damla yaş düşürür.

-- spoiler --

en sevdiğim kitaplardan biridir, çünkü seri boyunca en sevdiğim adamlardan biri olan lupin ile bu kitapta tanışırız.
ayrıca kendisi kurgu açısından aşmış bir kitaptır. yani serinin her kitabı hayret ettirir, ama bu cidden bambaşkadır. yukarıdaki giride bahsedildiği üzere j k rowling kitabı, karmaşık bir zaman olayıyla çözümlemiştir. ulan kurgu, zaten zaman normal seyrinde akıp giderken karmakarışık; zamanla bu kadar oynayıp nasıl her şeyi nasıl kafanda kurabiliyorsun kadın?
neyse amk. gidip hayret etmeye devam edeceğim. hey canına yandığımın j k rowlingi.
rki rki
alfonso cuaron tarafından yönetilmiş serinin üçüncü filmi. senaryo yazarı önceki filmlerdeki gibi steve kloves olsa da kitap yazarı yine rezil j k rowling olsa da yönetmen değişikliği gerçekten kendini hissettirmiş. ve film önceki filmlere göre gayet başarılı olmuş.



filmin başarısında sadece yönetmen değişikliği değil aynı zamanda serinin artık dünyada tam anlamıyla ilgi görmeye başlamasıyla birlikte düzgün oyuncuların kadroya alınması da çok etkili. özellikle sirius black rolünde gary oldmanseriyle alakasız olsan bile kendini izletecek bir isim. david thewlis abimiz de babacan remus lupin karakterini çok iyi canlandırmış hatta(kitabı okuyalı çok oldu ama hatırladığım kadarıyla) kitaptaki lupin'den bile iyi bir lupin olmuş bana göre.

daniel radcliffe, rupert grint ve emma watson da hepimizin gözü önünde büyüdü. ama biz de beraberinde büyüdüğümüz için değişimi fark etmek o an için çok mümkün olmuyor. dünden beri üç filmi ardı ardına izleyince hem fiziksel değişimleri hem de oyunculuk anlamındaki değişimleri ciddi anlamda duygulandırdı. eşek sıpalarını biz büyüttük. gerçi hepsi benden büyük ama olsun.

michael gambon da richard harris'in yokluğunu hissettirmemiş. zaten dumbledore'u oynayan takma sakal olduğu için zorunlu oyuncu değişikliğinin filme herhangi bir zararı olmamış.

tüm bu iyi gelişmelere rağmen film iki hafta sonra unutulup gidilecek bir film. ama unutulmayacak bir şey varsa o da filme "something wicked this way comes." sloganını veren double trouble şarkısı.
(bkz:
)
gölgelerin efendisi gölgelerin efendisi
geçenlerde seriyi tekrar izledim.
3 günde 8 film.

çocukluğumdan beri serinin en sevdiğim filmidir azkaban tutsağı. sebebi de patronus kadar taşşaklı bir büyüyü hayrinin kolayca yapabilmesi. hemi de tek seferde 100 küsür ruhemiciyi etkilemesi.


tabi son filmde görüyoruz ki snape bin kat daha güçlü patronus yapıyormuş filan falan.

snape ne baba adamdı ya


neyse.

"always"
abcd02561 abcd02561
ikizlerin harry'i görünmezlik pelerini altında gizlice hogsmade'e giderken yakaladıkları sahnedeki şu diyalog da enfestir:

harry: what're you doin?
george: şşhhh (çapulcu haritasını verirler.)
harry: what's this rubbish
fred: eheh ''whats this rubbish'' he says.

ek:

1 /