heinrich böll

portakallı haribo mahmut portakallı haribo mahmut
çağdaş alman edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. 2. dünya savası'na bizzat katılmış, esir düşmüş, eserlerinde savaş yıllarının yoksullukları, acıları üzerinde durmuştur. alman sanayi toplumunu da eleştiren böll, 1972'de nobel edebiyat ödülü'nü kazanmıştır.

bana göre okunması gereken eserleri şunlardır: trenin tam saatiydi, babasız evler, ademoğlu neredeydin..
bulanti bulanti
als der krieg zu ende war eserinde, savaşın insani boyutunu kendi ifadesiyle, "mavi" bir pencereden anlatmayı başarmış güçlü kalem. iki üç yöneticinin hırsının, milyonlarca insanın hayatlarını nasıl etkilediğini ve savaş denen zalimliğin ne zaman ve ne için olursa olsun ne kadar vahşi bir hadise olduğunu eserlerinde insanlığın yüzüne tokat gibi çarpmıştır.

kısa hikaye konusunda okuduğum yazarlar arasında en iyilerden biri bence.
weit weit
bursa'da gittiğim bir kafede bir kitabının hesap getirmekte kullanıldığını gördükten sonra acaba bu konuda ne düşünürdü ne hissederdi diye düşündüğüm alman yazar. bu olaydan bir hafta sonra bir kitapçıda ansichten eines clowns adlı eserine denk gelmemle kitabı almam bir oldu ve kitabını okuduğuma çok memnun oldum. sonra bir kez daha düşündüm. başta bir kitabın kafede hesabı sayfalarının arasına koymak için kullanılması çok itici gelse de insanların yüzde biri yazarı merak edip kitabını okurlarsa güzel bir uygulamadır bu aslında.
karl karl
kendisi koyu bir katolik ailede yetişmiştir ve bu din minvalinde de inançlı bir kişiliği vardı. gençliği döneminde naziler iktidara gelir ve kısa süre sonra da savaş başlar, dolayısıyla da zorunlu olarak askere gider. savaş yıllarını farklı açılardan görmüştür (hem cephelerde yer almıştır hem de ingiliz ve amerikalılara esir düşmüştür).

savaş yıllarında sivil halkın en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda kilisenin halka uzak olduğunu görmesi kendisini kırmıştır ve bu durumu eleştirmeye başlamıştır. savaş sonrası bu çekişmesi de devam etmiştir. 1976'da da açıkça katolik kilisesi'nden ayrıldığını açıklamıştır, bu tavrı yüzünden "mürted" olarak ifade edilmiştir.

kiliseye yönelik eleştirilerini eserlerinde görmek mümkündür, örneğin almanya'nın meşhur halka açık kilise merasimini tasvir ederken şöyle bir ifade kullanmıştır:

"bu rahiplerin çoğunda çilekeş bir insan hali yoktu; bu mutluluktan yoksundular. bazıları çok şişmandı, çok sağlıklı görünüyorlardı. yol kenarlarındaki halkın çoğu ise sağlıksız, bitkin, biraz da tedirgin gibiydiler."

(bkz: und sagte kein einziges wort)
crimson crimson
"trenin tam saatiydi" etkileyici kitabında "yakında" sözcüğünü çok güzel irdeler:

"yakında.. yakında.. yakında, ama ne zaman? dehşet verici bir sözdü yakında. yakında bir saniye içinde olabilir, yakında bir yıl sonra olabilirdi. yakında dehşet veren bir söz. bu yakında, geleceği sıkıştırıp eziyor, onu küçültüyor, kesin bir şey yok, hiçbir şey yok kesin olan, tam bir güvensizlik. hem hiçbir şey değil, hem de her şey yakında. yakında her şey, yakında ölüm..."