her şeyi bırakıp gitme isteği

1 /
bayermuhen bayermuhen
çoğu zaman bir ergenlik tribi, azı zaman hayattan ve insanlardan bıkmış olmanın verdiği refleks.

yiğit özgürün de şöyle bir karikatürü vardır bu konuyla alakalı.
- bazen diyorum ki; oğlum osman... işi gücü bırak, git bi sahil kasabasına yerleş...
- hasta mısın nesin lan... ben niye gidiyomuşum... sen git yerleş sahil kasabasına...
- gideceksin osman... hem de defolup gideceksin... o müdürlük benim hakkımdı...
pitys pitys
ilk baharda yada son baharda duyulan bir istektir herkes baharı yaşarken sizin hayatınızda birşeyler yanlış gitmektedir insan ilişkilerinden tiksinmişinizdir sanki gideceğiniz yerde herşey mükemmel olucakmış gibi hissedersiniz bende çok istedim ama olmuyor oldurup mutlu olana rastlamadım daha...
butterfly butterfly
hayata dair çaresizlik ve gerçekleştirilmek istenip de çoğu zaman hayalde kalan eylemler sonucunda yerle yeksan olmuş bir vaziyette kalabiliyorsunuz. tecrübeyle sabittir. lakin; her şeye rağmen denemekte fayda var. cesaret ister ama girişilmelidir. yeter ki sizi bağlayan kimseden onay gelsin o zaman her yol paris.
5e8a 5e8a
+aaaa!! mahmut? naber lan? ne işin var havaalanında?
- aaaa!! rıza abi! saol abi. her şeyi bıraktım, gidiyorum abi. uzaklara gidiyorum.
+iyi bak yengen de burda. biz de halamların yanına almanya'ya gidiyoruz. sen nereye?
- ben şimdilik fransa'ya atıcam kendimi, ordan duruma göre abi.
+kaçıncı gate'den kalkıyo uçağın? gel bizimle takıl bari binene kadar.
- ben check-in yapamadım abi. bileti de bıraktım.
+oğlum pasaporttan geçemezsin ki biniş kartsız?
- abi pasaportu da bıraktım ben. her şeyi bıraktım abi.
+unuttun mu yani? evi ara getirsinler be oğlum?
- abi telefonu da almadım. sen anlamadın galiba. her şeyi bırakıp gidiyorum abi.
+bi kendini getirdin buraya yani. afferin sana. iyi yolculuklar.
ne olursan ol kendin olma dünyası bu ne olursan ol kendin olma dünyası bu
yaşanmış bir diyalogtan alıntı:


-her şeyi bırakıp gitme istmek istiyorum?
+nereye?
-ne bileyim abi alıp başımı gitmek sevdiğimle özgür olmak istiyorum.
+askerlik çağındasın nah gidersin? bulurlar valla.
-yurt dışına gidicem o zaman....
+bak o olur işte... vize, yabancı dil, para bunları halledersin olur.
-para mı?
+parasız ne olacaktı ne sandın lan yoldan karşıya mı geçiyorsun?
-o zaman askerliği mi de yaparım. oyle takılırım türkiye de.
+hastalığı var, yaşlılığı var? sigorta ne olacak?
-haklısın abi ben bütünlemelere çalışayım en iyisi...
+tanıyacaksın olum yaşadığın dünyayı. herkes bana robinson sanki.
cherryblossomgirl cherryblossomgirl
moda olmuş bir akımdır adeta, bu yüzden gerçekten herşeyi bırakıp gitmek istesen de söyleyemez, anlatamazsın bunu. herkes herşeyi bırakıp gitmek istiyor çünkü, ne hayatmış...
tembel tembel
"ülen sen de her şeye bok atıyon" demezseniz eğer, oldukça sıradan bir istek olduğunu belirtmek durumundayım. hayatla ilgili doğru düzgün bir planı olmayan, kendini de adam akıllı bilmeyen bizim gibi insanlar için son derece doğal, normal bir istek bu.

sonuçta kendi seçimlerini yapamadığın, hatta seçenekleri bile göremediğin, manipüle edemediğin ama seni oradan oraya sürüklemesine çaresizce izin verdiğin bir kırışmaz sentetik ceketin içinde olageldin kendini bildin bileli. hoşuna gitmeyen bu durumu değiştirecek ne enerjin, ne iraden, ne de bilgi ve yeteneğin var. her şeyi bırakıp gitmek diye poetikleştirmeye çalışsan da sistemi yeniden başlatmak ve sıfırdan yeni bir karakter yaratmak, evrene bir kez daha zar atmak istiyorsun işte. yoksa her şeyi bırakmak nedir? her şeyi bırakmak bir sahil kasabasında balıkçı çıraklığına başlamak değildir. bir sahil kasabası, yeni bir kariyer planıdır eninde sonunda. yeni bir plazada bilmemne sistemi yöneticiliğinden tek farkı daha esnek çalışma saatleri ve daha bakımsız tırnaklardır.

velhasıl, her şeyi bırakıp gidilmez. her şeyi bırakma edimi, gitmeyi bırakmayı da içerir. bunun bilinen tek efektif yolu kendini on katlı bir binanın en üst katından beyin üstü asfalta çakmaktır. kaldı ki bu da ne kadar verimli, geri dönüp anlatan olmadığı için emin olamıyoruz. bunun ölüm sonrası var, sırat köprüsü var, şol cennetin ırmakları var, var da var. varsa yani.

az mütevazi olalım. öncelikle patronun yanına gidip zam istemeyi deneyelim bir. olmadı gazeteden iş ilanlarını, yeni kiralık evleri, nohut odaları, bakla sofaları, begonvilli teras katlarını gözden geçirelim. kütüphanedeki en kalın kitabı seçip parmaklarımızı hırrrp diye sayfalarından geçirelim. bütün iç hukuk yollarını tüketmeden yüksek kainat ve kız tavlası mahkemesine başvurmaya gerek yok.
itülmüş itülmüş
yöntemi yanlış olan fikirdir. çünkü en zor anlarda bile insanın yanında güvendiği, sevdiği biri olmalıdır. öyle ki bu kişiyle beraber atılan hiçbir eylem, hiçbir atraksiyon imkansız değildir. her şeyi bırakıp dostunuzla ya da sevgilinizle bir yere gitmek hiçbir zaman da o kadar zor ya da imkansız olmaz. yalnızca vakit alır.
1 /