her şeyi bırakıp gitme isteği

2 /
portakalda vitamin portakalda vitamin
eyleme geçirildiğinde yıkımla sonuçlanabilir. elde olan ve farkedilmeyen değerler hep kaybedince anlaşılır.

bazen de zehirlenene ilaç olur. seveni ve sevdiği olan için yapması zordur.
maia maia
tatildeyken bile insanı yakalayabilen duygu. "şimdi kalksam şu kapıdan çıksam bi otobüse binip gitsem bir yerlere.. neresi olduğu mühim değil." falan olursunuz; ancak zaten sevdikleriniz ve ihtiyaç duyduklarınız yanınızdadır. "ben tek başıma cenneti görsem de ne ki." diye düşünür olduğunuz yere çakılırsınız. arada dalır gidersiniz bir de, şimdi burada değil de başka bir yerde olsanız ne hissederdiniz onu kurmaya çalışırsınız. sonra anlarsınız ki aklınızdan geçenler her yerde sizinle. nereye giderseniz gidin, kendinizi herhangi bir eşya gibi unutamadıktan sonra olanaksız her şeyi bırakıp gitmek. hem daha yapılacak işler, gidilecek yerler, tonla dedikodu, bir o kadar hınzırlık vardır önünüzde.

içinizdeki isteği seslendirene dersiniz: "iyiyim ben. daha iyi olamam. daha iyisini istemek açgözlülük. şükretmeliyim." sonra yine başka yerde olmak nasıl olurdu merak ederek yaşamaya devam edersiniz. bir gün her şeyi sahiden bırakıp gitseniz, bambaşka bir hayat sürseniz ( laf işte, insan bambaşka nasıl olur ki?) nasıl olurdu her şey... kalbiniz sorgulamaya devam eder aklınız sizi tuttuğu sürece.
carpathia carpathia
olmak istediğim yerden çok uzakta, o yere bi o kadar yakın, ve o kadar yakınına erişememe...

kapana kısılmış gibiyim, bi yandan acı veren herşeyden kurtulma isteğim, bi yandan o acı veren şeye ulaşma isteğim ve bi yandan ulaşamadıkça yanan canım...

bu kadar karmaşıkken herşey, ve ben bu kadar küçükken, kader bana sürekli bayat şakalar yaparken daha ne kadar barınabilirim bu ait olmadığım yerde?

onun kokusunu içime çektiğim, ama elini tutamadığım anlar bu kadar arttıkça, kahpe kaderin sürekli ağlarını üstüme ördükçe, o ağlar sonunda içinden çıkılmaz düğümlerle beni boğdukça daha ne kadar dayanabilirim ki?

bi insan korkularından hep kaçmak ister, yüzleşmek her baba yiğidin harcı değildir işte... hep yüzleşsem de bugüne kadar, hep güçlüyü deneyip kazansam da belki bazı zamanlar, ben de yorulmuş olamaz mıyım bişeylerden? neden kolayı seçip, kaçan, tüm bunları yoksayan insan olamadım ki?

kader bana kafa tutuyor işte...seçme kolayı, mücadele et diyor, ama gücüm yok ki...

uğruna mücadele etmeye değecek bişeyim yok belki de... ve o değmeyecek şey hep karşıma çıkıp, pişmanlıklarımı yüzüme vuruyor. belki de ona olan zaafımı ölçüyor kader.. belki daha ne kadar fazla bu acıya katlanabileceğimi...

ama gücüm tükendi.

artık tek istediğim o vazgeçmeye bi türlü kıyamadığım şeyden kurtulmak, hiç yaşanmamış sayıp, bir kez daha karşılaşmamak korkularımla...

bu en çok sevdiğim şehirden bile vazgeçtim...yolları düğümleyip bıraktığı için...hep yolları ikimize bağladığı için...
en çok sevdiğim şarkıdan da vazgeçtim, sildim...dinlemekten bu kadar haz alırken, ondan da kaçıyorum şimdi...
sırf en tatlı anları hatırtlatıp artık o anlara hiç erişemeyecek olacağımı yüzüme vurduğu için...ve vazgeçtim mücadeleden...bu kadar özlerken onu, bu kadar yakınındayken hatta, yedi kat yabancı olduğumuz için...

vazgeçtim...bu şehirden, bu yollardan, bu bardan, bu şarkıdan...
gitsem, bir daha hiç gelmesem, bir daha yüzleşmek zorunda kalmasam...


herşeyi bırakıp, kendimi bile...
buralardan gitsem...
die for morrison die for morrison
eğer yapamayacaksanız sadece arada bir gelen şiddetli bir istek olma dışında herhangi başka bir vasfı olmayan istektir. öyle arada gelir, içinizi eritir, hüzünlendirir; ihtimal bir müddet boş boş bakındırır çevreye... ama köpek gibi kalmalısınızdır, zira gidemeyeceksinizdir. en çok kendi kendinize rezil olursunuzdur, en çok kendi kendinize kızarsınızdır. atılası, yakılası, satılası bir duygudur, gidemiyorsanız eğer. siz gidemeseniz de "her şeyi bırakıp gitme isteği" gitmiştir. kafa karışıklıklarıyla, lanet olsunlarla kalırsınız öyle göt gibi. gidememişsinizdir lakin sanki bir yerlerinizden bir şeyler kopup gitmiştir. bu istek adamı bir yere götürmez, sadece eksiltir... anam ne piç duyguymuş öyle.

(bkz: doldur be meyhaneci)
melankolik demokrat melankolik demokrat
çoğu insanın en az bir kere içini delicesine kemiren bir istektir muhakkak. peki insana geri vites yaptıran şey ne, ben onu çok merak ediyorum. geride bırakılacak olanlar mı, gidilecek yerin bilinmezliği mi? yoksa... hayali gerçekleşmesinden daha mı iyi ne..
pansbreath pansbreath
bir dünya turuyla geride kalan günleri değerlendirebilmek için fırsattır.bencillktir.kendini düşünmektir sadece.cesarettir; yapabilen azdır.

intiharla sonuçlanabilir; zayıf olunan andır.

bu karara varıp belli bir aşamasına geldiğinizde geri dönmeniz imkansızdır.gittiğinizde feda ettiklerinize geri dönebilecek şekilde gitmemişsinizdir.
aynı şekilde şakağınıza sıktığınız kurşunun beyninize ulaşıp kafa tasınızı paramparça etmek için kathettiği nanosaniyelik zaman diliminde pişman olmuşsanız dahi, artık çok geçtir.kurşun da siz de yola çıkmışsınızdır artık. özgürsünüz....
jenerik yasamlar jenerik yasamlar
evden ve arkadaşlardan uzak bir şehirde, göt kadar diye tabir edilen bir odadaysanız, muhabbet etmeyi özlerken etrafınızda adam yerine koyabileceğiniz varlık yoksa, gündüzleri uyuyup geceleri hayata bağlanıyorsanız, çok zorunlu olmadıkça dışarı çıkmıyorsanız, insanlardan sürekli kaçıyorsanız, bakıp görmüyorsanız, görseniz bile sadece susuyorsanız üstel olarak artacak istektir. zor zamanlardır. gripin'in şarkısıyla teselli bulmaya çalışmak en iyisidir.

(bkz: geçecek hepsi kafana takma)
birler ikiye ne zaman döner birler ikiye ne zaman döner
bir nevi kaçıp kurtulma isteğidir. ya çok yorulmuşsunuzdur sizi bunaltan başedemediğiniz sorunlarla uğraşmaktan ya da korkuyorsunuzdur.
oysa nereye giderseniz gidin, kendinizi de götürürsünüz.
bu sebeple bir zaman sonra o gittiğiniz yerden de herşeyi bırakıp gitme isteği duymanız olasıdır.
yorgun demokrat yorgun demokrat
yalnız kalma isteğidir. biraz kafayı toparlama isteğidir. sonra yeni arkadaşlıklar yeni dostluklar edinme isteğidir. şarkılardaki gibi sil baştan başlama isteğidir. çünkü içinde bulunduğunuz ortam artık size sizi üzen şeyleri hatırlatmaktadır. kişisel gelişiminize katkıda bulunmadığı gibi sizden bir şeyler de götürmektedir. anlaşılamamaktandır. sizin kafanızda kırk tilki gezip kırkının da kuyruğu birbirine değmezken yanınızdaki insanın fenerin transferlerinden, benzine gelen zamdan ya da türlü basitlikler içeren dedikodulardan konuşmasındandır.
2 /