her şeyi bırakıp gitme isteği

37 /
kesyapistirmikelanj kesyapistirmikelanj
tabii tabii.

gerekirse limon satıp bir düzen kurarsın, hayata narenciye üzerinden rest çekersin.

deniz, domates, kasaba.

hep kaçış, sorunları görmezden gelme, anarşist ayağına prim toplama çabası.
topalkırkayak topalkırkayak
hayatımda ilk defa bu sene hissettiğim, anlam veremediğim olay. anlam veremiyorum. çünkü, çocukluğumu saymazsak hayatımın en rahat dönemlerinden birini geçiriyorum. işim var, iyi sayılabilecek bir gelirim var. istediğimi istediğim an yapabilecek lüksüm var ama keyif almıyorum aga. iş yerinde kim ne yapsa kuruluyorum. asistanından, müdürüne, patronuna kadar herkesi " sizin yapacağınız işin amınakoyayım " diyerek kalaylayasım var. eskiden keyif aldığım şeyleri tekrar yapmaya çalışıyorum. yapıyorum da ama eskisi kadar keyif almıyorum. " sikerim abi bu şehir beni daraltıyor " diyorum ama istanbul'da yaşıyorum. istanbul'u seviyorum. kaosunu arıyorum zaman zaman.

bir tarafım " kendinden başlayarak bütün hayatını değiştir, aç kalmayacak kadar kazan, gez dolaş, keyfine bak " diyor. öbür tarafım " güzel diyorsun da bu söylediklerin göt ister. sen de o göt var mı? rahatı çok seversin " diyor.

bakalım ne olacak? çok kolay değişebilen bir insan olmadığım için ancak seneye belli olur bu. ufak ufak değiştirmeye başladım ama kısfmet artık.
keşke böyle olmasaydı keşke böyle olmasaydı
şu sıralar aşırı baskın bir istek. böyle değildim ben diyorum böyle olmadım hiç. kendimi gitmeye veya yok olmaya bu kadar yakın hissetmedim asla.
bir anda yapacakmışim gibi. normal ise gider gibi çıkacağım evden. nereye gittiğimi bilmeden kosarcasina kacarcasina uzaklaşmak.
telefonu herşeyi bir köşeye koymak. bir daha beni kimsenin bulamayacağı tanımayacagi bir yere yerleşmek.
kendi beynimden kacamadiktan sonra ne manası olur ki diye düşünüyorum bazen. ama gözden uzak olan herşey unutuluyormus öğrendim.
beni kimsenin kirmayacagi buna imkan dahi bulunmayan insanın olmadığı bir dağ başına yerleşmek. artık üzülmemek beklenti içinde olmamak veya başkalarının doğrulariyla yaşamamak fikri bile müthiş.
bensiz herkes ne hali varsa görsün umurumda değil. zaten istediğiniz bu idi diyeceğim kaçtıkça. alın size bu hayatı veriyorum. kimseyi zorla almadım hayatıma ama siz bok edip çıkıp gittiniz siktirip gidin şimdi bok hayatınıza diyeceğim.
tek başıma mutlu bir hayat süreceğim.
gölgelerin efendisi gölgelerin efendisi
gitmek değil de kaçmak istiyorum daha çok.
her şeyden ve herkesten. yol olduktan sonra varış noktasının pek bir önemi yok benim için.
yol nereye giderse ben de oraya.

kaybolmak istiyorum mesela. denizler okyanuslar dağlar ormanlar nehirler ve göller keşfetmek istiyorum. farklı çiçekleri koklamak hiç görmediğim ağaçların altında soluklanmak istiyorum.
insanlar tanımak istiyorum yolda. yeni hikayeler duymak.

kendimi aramaya çıktığım o yolda bambaşka birine dönüşmek istiyorum.
biraz umursamaz biraz çetinceviz. para mühim değil. ot yer çeşmeden su içerim. yağmurda ıslanıp sıcakta yanarım. donarım soğukta.
ama değer yaşadıklarıma, yaşayacaklarıma.

yani isterdim. biraz daha cesur olayım.
imkan filan palavra. salt cesaret yeter buna.
o da yok ki bu salakta...
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
artık gelebilir sonbahar.
gözlerimi istanbul'un keşmekeşine, bayramın telaşına, sokakların kirliliğine kapatmamla güzelim antalya'nın güneşine açmam bir oldu. başka bir şehirde nefes almak, her köşesine farklı bir hatıra bırakmak, dönerken ise bu heyecanın yerini burukluğa bırakması.
çok uzun yollardan geldim. kaç durağı geride bıraktım, saymadım. keşke geri dönmesem. 3-4 gün sonra yolcu etmesen. keşke kal desen ve ben de gitmesem.
her şeye rağmen hoşbulduk.
selinnaberyaa selinnaberyaa
uzun zamandır bu hisle boğuşuyorum. muhtemelen de her şeyi bırakıp gideceğim. sadece önümde ufak bir süre var ve ben zamanın gelmesi için gün sayıyorum. istanbul yorgun, nitekim ben de öyle.
37 /