her şeyin kötü gittiği dönem

1 /
sodomgomore sodomgomore
bu aralar içinde bulunduğum durum, ne bileyim sanki hiç bitmeyen bir gece gibi hayatım bu dönem, ulan inansam büyü falan var diyeceğim üzerimde ama elbet geçecek bu saçma günlerde
mechul duygular mechul duygular
uzun süredir içinde bulunduğum dönem. hayır bitsin de diyemiyorum artık dozunda kalsın da sürekli daha fazla daha fazla geliyor. herkes gücü yetene, hayat ise sadece bana çalışıyor. yeter, yoruldum...
yürüyen adam yürüyen adam
aslında yaşanan olayların bir tek bizim başımıza geliyormuşcasına yaşandığını hissetmemizden kaynaklanıyor.

bu akşam saat 7 gibi uyandım ve havanın güzel, güneşin batmak üzere olduğunu görünce çıkıp hava almak istedim ve sahilde bir bankta oturup yalnız başıma şarap içmeye başladım. çok geçmeden yanıma lise modunda ağlayan bir hanım kız oturdu ve yine çok geçmeden arkadaşı onu teselli etmek için yanına geldi ve gelen arkadaşı ağlayan hanım kızımızın tabiriyle çok pozitif biriydi. gelen arkadaş hayatın üzülmek için pek kısa olduğundan söz ederken kendi kendime söylediklerinin aslında ne kadar doğru olduğunu düşünüyordum. bu esnada sonradan gelen pozitif hanım kız arkadaşına "yahu üzülme değmez daha kaç yaşındayız zaten şunun şurasında 40'larda öleceğiz tarzı şeyler söyleyince zoruma gitti mevzuya katılmak zorunda kaldım.

''arkadaşlar ayıp ediyorsunuz ama neden böyle şeyler düşünüyorsunuz'' derken yanımda yağız bir delikanlı belirdi.
"buyur abi bir şey mi var?"
gülümseyerek; yooğ kardeşim bir sorun yok diyerek cevap verdim. ki muhtemelen o yağız delikanlı beni yanlış anlamış olacak ki yanındaki hanım kızları rahatsız ettiğimi düşündü. sanırım kendisi biraz gerizekalı bir yağız delikanlıydı çünkü arkadaşları benim yanıma gelip oturmuşlardı ve yaşça epey küçük oldukları için ya da büyük olmaları da fark etmezdi arkadaşlarını rahatsız ettiğimi sandı. zaten sonrasında bacağıma eliyle ''bu günler de geçer be abi'' tarzı bir dokunuş yapıp ''senin derdin ne be abi'' demesiyle gerçek bir andaval olduğunu anlayabildim. zira sokaklarda yaşayan biri gibi gözükmüyordum fakat bu salak genç arkadaş sokakta kendinden yaşça büyük birinin şarap içtiğini görünce sanırım kendini izlediği aptal babacan tavırlar içeren dizilerle bir tutup aklınca bana hayatı anlatmaya kalktı. :) işte bunlar hep iyi niyet. ve bir miktar gençlik. sonrasında bunlar gittikten sonra sözlükten değerli bir arkadaşımla telefondan sohbet etmeye başladık ve bu esnada teyze modunda bir hanımefendi oturabilir miyim deyip oturdu. adını gece boyunca sormadığım 40 küsür ülke gezen emekli bir diplomatmış kendisi ve saatler süren sohbetimizde birbirimize ısmarladığımız biraların hatrı dışında gerizekalı akbank atm'sinin bu ablanın kartını piç etmesinden ve bu kişinin amerikada ikamet etmesinden dolayayı yaşadığı zorluğu birlikte çözmemiz icap etti ve bir süre uğraştık. çözemedik ama. sonunda bir kaç bira alıp devam ettik. ve bu hanım abla bu durumda oldukça gergindi. ben de yanında biz türklerin bir lafı vardır bilir misiniz? "her işte bir hayır vardır" gibi saçma söylemlerle kendisini teselli etmeye çalıştım ki en kötü durumu otele gidemeyeceği taksi parası olurdu. o da çözülürdü bir şekilde. konuyu dağıttım kafam iyi biraz demek istediğim şu; bir kaç saat önce yanıma gelip ağlayarak oturan hanım kızımız için belki de dünyanın sonu gelmişti. ya da sonrasında diplomat teyze ile yaşanan durum ülkesinden çok uzakta olan biri için çıkmaz gözükebilirdi.. hepsinden önce yakın zamanda askere gidiyor olmamın verdiği endişe hiçbiri için önemsizdi. işte böyle geliyor bana bir şeylerin kötü gittiği dönem. senin için pek önemli ama aslında hiç de önemli değil. kıssadan hisse yapmak istiyorum aslında her şey olduğu gibi gidiyor. iyi ya da kötü. olay tamamen nasıl baktığımız. çünkü ne benim askerliğimin yaşattığı endişe onlar için kötü ne o ağlayan kızın erkek arkadaşıyla olan problemi bemim için kötü. biraz sohbet muhabbetle çözülüyor her şey. birimiz için bir şeyler kötü, birimiz için değil. o sebepten her şey kötü gidemez. çıkmazda hissediyoruz zaman zaman. böyle hissedince en sağlıklı çözüm uyumak.

baştan edit: varsa imla*
masumiyet keranesi masumiyet keranesi
aslında büyük dert olarak gördüğümüz meselelerin, ne kadar boş ve anlamsız olduğunu anlamamız için ya üzerinden biraz zaman geçmesi gerekiyor yahut gerçekten büyük dertleri olan insanlarla konuşmak gerekiyor.
1 /