hissizlik

1 /
sasa sasa
yaşanmamışlıklardan oluşan yaşanmışlıklar...
biriktirilenler ise sadece harcananlar…
geçmişte bir düşe ya da hayale ait mutluluklar nasılda acı verir,
umutlarını yitirdikleri zaman gerçeğe dair…
nasıl da insanı yavaşça bitirir içten içe ve
isyan ettirir geçen zaman, yaşanmamışlıklara…
ah zaman...
zaman sarar yaraları derler ya,
aslında yatan gerçek nedir?...
kocaman bir hissizlik bırakması değil midir
çoğu zaman?..
ne kurduğun hayallere ait mutluluklar vardır artık,
ne de yaşadığın acılara dair kanayan yaralar…
kendini hepsinden soyutlamışsındır…
hayaller kuramazsın çünkü yaşadığın acılar düşer aklına
ve başlamışsındır yaşamı kendinden uzakta tutmaya;
uzaktan seyredersin:
“o hissizliklerin getirdiği hisle”…
önceleri içini kıpır kıpır edenler,
delice güldüklerin, mutluluk içinde yüzdürenler…
bu gibi duyguları hissedemezsin artık;
yalnız, yüzünde sadece ufak bir tebessüm oluştururlar…
seni öldürecekmiş gibi acıtanlar,
içini parça parça edenler sadece ufak bir hüzün bırakırlar,
ağlayamazsın da öyle eskiden olduğu gibi;
o kadar ağlamışsındır ki...
ne düşler kalmştır geriye ne yaşlar…
ve seni büyütenler zamanla çürütmeye başlar…
magnani magnani
modern dünyada, ne kadar savaşırsak savaşalım, insanların bizi zorla soktuğu durum.en son ne zaman hissettiğiniz bir duygu size mutluluk verdi? ne zaman verdiğiniz kadar emek, gösterdiğiniz kadar sevgi size geri döndü? hissizlikte bir tutarlılık var, insanı rahatsız etmeyen, canını yakmayan,huzur veren...
swetlana swetlana
acının eşik değerini aşmasından ileri gelir.
sınırı geçtiyse artık ne yaşarsa yaşasın daha fazla acı hissetmez insan.
ama mutlulukta yok böyle birşey.güzel duygular tavan yapmaya eğilimlidir.
bitter sweet bitter sweet
beterin de beteri vardır derler hani inanmazsınız ya işte hissizlik tam olarak beterin de beteridir.pasiflorayı dibine vurmuş gibi kalakalmaktır öyle.mutsuz olup , oturup bir şeyler için üzülmek bile ondan daha iyidir . mala bağlama terimi tamamen uyuşur hissizlik ile.
elastigirl elastigirl
vücutta olanı da en az ruhta olanı kadar sinir bozan çaresiz hissettirin şimdi bu parçam bana mı ait yoksa değil mi diye kara kara düşündürendir. evlerden ırak diyoruz.
equilibriumm equilibriumm
hiçbirşey yapmama isteiğini hissettiğini bile hissedemediğin durumda hissedilendir ve sonradan farkında olmaktır bütün bunlara ..
gece geç uyuduğun halde sabah erken bir saatte uyandığını, fazla uzun sürmeyen uykunda bile sürekli uyandığını, rüya ile gerçeği karıştırdığını, dolabını açıp ne giymek istediğini bilmeden bile birşeyler giyip dışarı çıktığını, yürüdüğünü, otobüse arabaya bindiğini, çalıştığını, acıktığını, gülümsediğini, canın yandığını, seni arayanları ve gelen mesajlarını, planlarını, hatta saate bakıp bir kaç dakika sonra hiç bakmamış gibi bakıyorsan ve ilk baktığını hatırlamıyorsan, bunu ve bir sürü şeyi günün sonunda uyumak için kendini zorladığında hatırlıyorsan kocaman bir boşluğun dibinde ve hissizlikle savaştığının farkında olduğunda anlarsın ve aslında o an anlarsın hissizliğin ne demek olduğunu ..
cesuryürek cesuryürek
dünya'da açlıktan ölenler, ülkesi'nde evine aş götüremeyenler, çocuğuna oyuncak-ilaç alamayanlar varken, aksırana-tıksırana-patlayana-çatlayana kadar yiyip içenlerin, mendil satmak için arabasına yaklaşana küfür edenlerin durumudur.
1 /