hope is gone

1 /
digital militia digital militia
bipolar bozukluk ile ilgili yaptığı derin analizle birlikte hayata bakışımı kökünden değiştiren yazar. meğerse bipolar bozukluk aklî değil ruhsal/psikolojik bir durummuş ve tedavi edilebiliyormuş. vay be, şu an bir kuş gibi hafif, bir gerizekalı kadar özgür hissediyorum kendimi.

kendisine irvin yalom okumasını öneriyorum, zira iyi anlaşacakları kanaatindeyim. sonuçta irvin yalom da hastalarından duyduklarını "edebî" bir şekilde okuyuculara satmakta, aralara da varoluşçu frekansta "her şey senin elinde, yapabilirsin" sıkıştırıyor, oh, temiz. hem severek okursun, hem de terim kasarsın sağlam.

bu arada "kendisini tanımam etmem ama..." diyerek giriye başlayan, yazarı yağladıktan sonra öven ve bu yazarı eleştirenlere çatanlar, sizin için geliyor bu görsel:



la barba la barba
şarkı alışverişinde bulunduğum yazar kardeşimizdir. hope is gone sadece albümün adı diye biliyordum ama şarkısı olduğunu sayesinde öğrendim. atamız slipknota saygılar.swh
deli şair deli şair
zeka gelişimi için bebeklikte anne sütü şart. bu arkadaş anne sütü içmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. içmezseniz böyle oluyor...
sıvaz regal sıvaz regal
kendisiyle tanışmamın çok ilginç bir hikayesi olan yazardır.

ülkenin sayılı zenginlerinden cenap hanzade'nin konağında bahçıvan olarak çalışıyordum.

cenap beyin 2 kızı vardı. bu da küçük olanıydı. amerika'daki eğitimini tamamladıktan sonra geri geldi ve zengin işadamı bülent ihsan goldenberg'in oğlu aksel goldenberg ile nişanlandı.

bir gün bahçede işleri bitirmiş yutupta komik videoları izlerken bunun ablası yanımdan geçti fakat beni fark etmedi. hemen peşine de aksel goldenberg geçti. aksel ablasının paketi avuçlayınca, ablası da "dur bi gören olacak burda olmaz. yarın the floyd otelde buluşalım?" dedi.

şok olmuştum. ablası, nişanlısıyla kırıştırıyordı.

gidip durumu hopisgon'a anlatmam gerekiyordu ama bahçedeki küreğe ters basınca kürek hayalarıma geldi ve yerde anam anam diye kıvranmaya başladım.

ablası ve aksel sesimi duyunca yakalandıklarını anladılar ve gördüklerimi anlatmamam için beni tehdit ettiler.

"hayır! gördüklerimi hopisgon'a anlatacağım. yoksa beşir gibi ince hastalığa tutulur köhür köhür öksürürüm" dedim.

ablası da "sen görürsün!" diyerek gitti.

ertesi gün cenap bey beni yanına çağırdı ve "sıvaz efendi yıllardır yanımdasın, ekmeğimi yedin. dün bahçede porno izleyip döne döne boşalmışsın. büyük kızım görmüş! sana yazıklar olsun! çabuk boşalt müştemilatı ve siktirgit bu konaktan!" dedi.

üzerime ağır bir iftira atmıştı ablası.

aylar sonra sözlükte denk gelince paylaşmak istedim.

bana inanmazsan yarın saat 2'de the floyd otele git.
1 /