hoşaf

1 /
ns ns
kurutulmuş meyveden yapılır. şekerli su ile kaynatılır, soğutulur ve servis edilir. son derece doğal, sağlıklıdır.
akılfikirdükkanı akılfikirdükkanı
abdülhamit bir boğaz gezisi sırasında boğazda bir yalıya soluklanmak için şeref verir. ev sahibi vişne hoşabı ikram eder. abdülhamit hoşafın kabına çok şaşırır buzdan oyulmuş bir kasedir bu kap.
hosaftan anlayan esek hosaftan anlayan esek
muhakkak ki kurutulmuş meyvelerden yapılmalıdır. ha yok ben yapmayacağım, illa kurutulmamış meyveden yapacağım dersen o zaman yaptığın şey komposto olur. malumunuzdur ki kurutulmuş meyveler kaynatılır, üzerine şeker eklenir, soğuyunca servis edilir.
basit dimi. çok kolay. hemen yapim dimi.
sıradan olmak istiyorsan git koş, git yap hemen. kaynat suyu. koy meyveyi. soğut. lıkır lıkır iç. zevzek seni*.

peki ya detaylar... bir şeyi farklı kılan, onu ön plana çıkaran detaylar, ya bunlar ne olacak?

meyveler kaynıyor diyelim, tam tatlarını, ekşiliklerini, aromalarını suya verdikleri an, kendilerini bıraktıkları an... evet işte tam o anda vereceksin şekeri. basacaksın şekeri. bi hayli şekerle kaynatacaksın. tam meyvelerin yüzündeki o gülücükleri gördüğün an kapatacaksın ocağın altını.
ama aziz dostum öyle zordur ki o anı anlamak. zaman gerektirir.

ha, ben öyle meyve cümbüşü istemiyorum. sadece kayısı istiyorum diyorsan, istediğin meyveyi koymakta özgürsün****

(bkz: kayısı hoşafı)
vjeshtitza vjeshtitza
insanlara hoşafın kompostoyla aynı şey olmadığını anlatmak için bugün çok çabaladım. kardeşimin beyni almadı, bari siz beni dinleyin, anlayın.
öncelikle nerden biliyorsun ki diyenler için, uzun zamandır-doğduğumdan beri- komposto ve hoşaf cinsi şeylerden pek haz etmemekteyim ve neden sevildiğini de anlayamamışımdır. işte sırf bu yüzden türk yemek tarihine göz atıp, insanlar niye bunu içiyor diye araştırmıştım zamanında.
şöyle bir özet geçeyim ben.
eski kaynaklara bakıldığında birçok seyahatnamede ya da gözlem yazılarında görülmüş ki fransızlar için şarap neyse türkler için de su oymuş.
istanbul'un ileri gelenlerinin sofralarında her zaman en iyi kaynakların suyu bulunurmuş. saka dediğimiz su satıcılarının da var olmasının sebebi bu su sevdası zaten. neyse bu hoşaf dediğimiz şeyin orijinal hali de "hoş ab" yani hoş su.
hoşafın özü su. suyu renklendirmek ve tatlandırmak için içine meyve ve şeker ilave edilmiş, genelde pilav börek gibi yemeklerin yanında tercih edilmiş ki bence alakasız ama dedelerimiz ninelerimizce uyumlu demek ki. alaturka menülerde mutlaka ya komposto ya da hoşaf bulunur zaten.
şimdi gelelim zurnanın zortladığı noktaya. hoşafla kompostonun farkı ne?
hoşaf kuru meyvelerle yapılan bir şerbettir. yani şerbetin taneli olanı. kuru meyve yerine taze meyve kullanıldığı zaman komposto olur. bunu işte bir tek biz seçilmiş insanlar biliyoruz.
batılılar aradaki farkı bilmedikleri için her şeye komposto diyorlar. kompozisyon gibi yani işte atıyorsun hepsini, kendi kendine oluyor mu sanıyorlar artık nedir bilemeyeceğim.
sonuçta komposto ve hoşaf farklı şeylerdir. küçük ayrıntılar hayatın özüdür, fark etmek lazım.
plusultra plusultra
zaman zaman argoda çeşitli yerlerde kullanılmıştır, tahminimce söylemi açısından ağız dolduran bir yapıya sahip olması argoda tercih edilme nedenidir.
(bkz: mcık hoşafı)

not: tekerlemeleride vardır bir tas has hoş hoşaf gibi.
not 2: bazı yörelerde hoşhaf diye söylenirki bu söylem hiç hoş değildir kulak tırmalar.
chicago chicago
bozulmaya yüz tutmuş meyveleri değerlendirmek ve israfı önlemek için insanoğluna sunulan en güzel içecek, aslında yiyecek.
1 /