içimdeki fırtına

benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim
melih kibar ın yeni albümünde onur mete seslendirmiş...

gün ağarırken, tek başıma oturmuşsam
henüz daha gözlerimi bir an bile yummamışsam
sen yoksan yine, bense yorgun ve yalnızsam
hele bir de, bir de canım hasretine kapılmışsam
ve gözümde tütüyorsan buram buram

işte o an bir fırtına kopar
sanki o an yer yerinden oynar
hoyrat bir rüzgar eserken,
sallanan gemi misali
sallanır durur içimde dünya

son ışıkları sönüyorsa sokakların
yeni bir gün giriyorsa penceremden yavaş yavaş
sen yoksan yine, bense suskun ve bitkinsem
hele bir de bir kadehin gölgesine sığınmışsam
ve yılların hesabını şaşırmışsam

işte o an bir fırtına kopar
sanki o an yer yerinden oynar
külrengi bir akşam vakti
kaybolan renkler gibi
kaybolur gider gözümde dünya

işte o an bir fırtına kopar
sanki o an yer yerinden oynar
bir koca çınar dalından
savrulan yaprak misali
savrulur gider güzelim dünya
des des
şarkının çok da güzel güzel bir hikayesi vardir şöyle ki:
melih kibar o zamanlar sevgili olduğu çiğdem taludan çok zor bir şekilde ayrılarak ingiltereye eğitim almaya yollanır(ne eğitimi olduğu hakkında bir fikre sahip değilim) diğer öğrencilerden erken gittiği için okulda ilk gece yalnızdır.o anda bir fırtına başlar ve elektrikler kesilir.okul denizn tam kenarında olduğu için dalga sesleri onu ürkütür o da korkuyu en iyi şekilde atabileceği yolu seçer.girişte gözüne carpan piyanonun başına geçer ve şarkıyı besteler.daha sonra en ufak bir not eklemeksizin besteyi çiğdem taluya yollayıp üzerine söz yazmasini ister daha sonra ortya böyle bir şey çıkar.melih kibar sözleri ilk okuduğunda ayaktaymış ve düşememk için bir yerlere tutunmak zorunda kalmış.(bkz: işte böyledir eski aşklar)
ceket yok pantolon verelim ceket yok pantolon verelim
şarap şiselerini boşaltırken sigaraları uç uça eklendiğinde vakit mutehayyil sabaha karşıyşa hele ki ve yılların hesabını şasırmışsanız dünyayı gözlerinizde kaybetmek isterseniz işte bu parça fon olarak çalar içinizde.

gariptir ki bu parça şu hayat denilen eziyetli cendereye 'hadi lan deme' gücünü bahşeder. bilmiyorum belki de erol evgin'in naif sesi kılığına girmiş olan yıkamayacaksın nidasının ve macerasının etkisinden midir bilinmez, dinledikçe zatıma bir gaz dolar.

vel hasıl-ı kelam don kişot bunu yeldeğirmenlerine saldırmadan önce dinlemeliydi, dinlemeliydi ki yel değirmenleri yok olsun.