incinmemek için duygularından vazgeçmiş insan

2 /
ben webster ben webster
sağ tarafta bu başlığı görünce birden yazma isteği belirdi bende. neden bilmiyorum da kendimi gördüm bir anda, sanırım ben de böyle bir insanım. bunu kendime itiraf etmem çok uzun sürdü, başkasına itiraf etmekse şu anda kendim için mevzu bahis değil. aslında bu her zaman böyle değildi, yani en başlarda, henüz aşık olacak yaşta bile değilken, benim bu hale gelmemde, beni yetiştiren anne ve babamın, beni mükemmeliyetçi yetiştirmesi sanırım başlangıç açısından ilk problemimdi. her şeyde olduğu gibi insanlarla olan ilişkilerimin de mükemmel olmasını istiyorumdum. yani tam bir uyuşma, tam bir ortaklık. belki de böyle bir şey hiç olmayacak. demek istediğim her şeyden önce benim sevgi kriterlerimde zaten biraz sakatlık vardı, bunu kabul ediyorum. ama bu benim tamamen kendimi sakınmama sebep olacak bir durum değildi, fakat bu durumun önemli bir faktörüdür benim için. beni bu kadar incinmekten korken bir insan yapan, dünyalar güzeli bir insandı. evet, onu size fiziksel olarak tanıtmak istesem sanırım bu kelimeleri kullanırdım. "dünyalar güzeli" ama...
kendisini dikkat çekecek kadar güzel olmasına rağmen, bana "aşık" olduğunu itiraf ettiği güne kadar, onunla ilgili hiç bir fikrim yoktu. sonraları kendisini tanımak istedim, özellikle cesaretini takdir ettiğimden, ve hani bu işlerden zaten hiç anlamam ama onu sevebileceğimi falan düşünüp, ona bir şans vermek istedim. fakat o bunlardan anlamayan bir insandı sanırım. evet, mesele aslında hayattan beklentilerin uyuşmaması idi. zaten benim duygularımı anlamadığını en başında belli etmişti bana, sanırım benim bu olayı yönetmedeki toyluğum yüzünden işler içinden çıkılmaz bir hale gelip kalmıştı. bana tam olarak şöyle demişti "sen iyi birisin, ama seni ailemle tanıştıramam". orada kafam tam anlamıyla sikildi işte... üstelik, hem benimle sadece eğlenmek istediğini söyleyecek kadar küstahtı, hem de benim bu durumdan hoşnut olmamamı, bir o kadar yadırgayacak kadar da bencil ve dengesiz biriydi. bu durumu yaşayan bir insan, ne yapabilirdi ki güzel kardeşim? sonuçta birisi sizin duygularınızı incitiyor, ve siz de duygusal anlamda bir yara alıyorsunuz. bu durumda olgun bir insan ne yapabilir ki? sonuçta birini sevmeye başlıyorsunuz, üstelik kendini sizin aklınıza sokan kişi de o. onun bu iğrenç tutumuna rağmen onunla devem etmeye çalışmak kendi onurunuzu ayaklar altına almaktan başka bir şey değil bence... incinmemek için duygularından vazgeçmek en akıllı yöntemdi benim için. ama bunu hayatımın geneline yaymak ise sanırım benim en büyük yanlışımdı.
evet insanlar umrumda değil artık, olamıyorlar da. çabuk sinirlenen biri oldum bir de. olur olmaz sinirleniyorum. eskiden sık sık gülen yüzümü, insanlardan esirger oldum. şu da var ki, hayatımı mahvedecek kadar cesur bir hale geldim, ama bunu bile doğru düzgün yapamayan biriyim. benim için şu anda ayağa kalkıp tekrar sevebilmek zor gözüküyor. 2014 yılından böyle bir beklentim yok. beklentilerimi yüksek tutmamayı da öğrendim aynı zamanda. ama tabi insan karşısına neler çıkacağını asla bilemez. görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

edit: 2015 oldmuş be kardeşim
ağzıvardiliyokgibigibi ağzıvardiliyokgibigibi
zaman zaman farkında olmasakta, beklentilerimiz tek tek boşa çıktığında içine düştüğümüz durumdur.


yaşanmışlıklar var burda,karşılaşılan hayal kırıklıkları...insanın bütün yaşama enerjisini çekip alıyor elinden.insanlara,sevgiye olan inancını yerle bir ediyor.başta bir karşı cins düşmanlığı gelişiyor genele vuruluyor herşey sonra ise kaçınma istememe davranışı..yeni ortamlardan kaçma,yeni insanlar tanımaktan korkma.dışardan bakınca kendini dışarıya kapatma gibi gözüküyor ama öyle değil.sadece bir bakıp çıkacaktım diyenlere deneme tahtası olmak istemiyor. zaten kaç kez sevip inanabilir ki bir insan.

aslında tam da bir çocuğun elinden şekerinin alınması gibi ..bir çocuk şekeri yemeye kaç sefer cesaret edebilir ki?
bencebir bencebir
kötü bir sürecin sonrasında erişilen mertebedir. hayat gayet güzeldi, hayaller, idealler, aşk, dostlar vs. vs. sonra bir anda hepsini kaybettim. 1 ay içinde neredeyse hiçbir şeyim kalmadı. hayatımda tek tük insan dışında herkesten kazık yedim ve kendimi sadece, bomboş bir sokakta, tekbaşına bankta uyumaya çalışırken huzurlu hissettiğimi anımsıyorum. hal böyle olunca, uzaklaşıyorsun her şeyden.

o zamanlar, "kaybedecek bir şeyinin olmamasının bir diğer adı özgürlüktür" sözünü hayatımın merkezine koymuştum. gerçekten bunla mutlu olabiliyordum. insanlardan kaçıyor, değer vermek bir yana değer gösterenleri elimin tersiyle itiyordum. yaklaşık 2 sene, her şeyi elimin tersiyle ittim. birçok kadın bana aşık olup hayatını mahvetti. içerisinde bulunduğum kaygısız hale laf etmeye kalkanları evimden kovdum.

yani bu işler, dur lan ben kimseye değer vermeyeyim demekle olmuyor. süreç seni o hale getiriyor. ben annemin kucağında ağlarken, "ben öleceğim, bir şeyler yap" dediğimi bilirim. sahip olduğun duyguları birileri çökertince ölme isteği içine girersen, fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak ölmen yüksek ihtimal oluyor. bana da o oldu. öldüm gerçekten, annem falan kurtaramadı. ama ben bunun farkına yeni yeni varıyorum. bundan birkaç zaman önce, bir kadına karşı uzun zaman sonra bir şeyler hissettim. bir şeyler hissettiğimde verdiğim tepki, "oha lan ben bir şey hissediyorum" olmuştu, çok iyi hatırlarım. üzerimde kadının güzelliğinden çok bu şaşkınlık vardı. ama çıkıp adam gibi, dibine kadar sevemedim. kendimi geri tuttum, korkuyordum çünkü. en sonunda pes ettim, başaramazdım da zaten çünkü onun da duygularından vazgeçmiş olduğunu farketmiştim. demek ki çoğu insan bu duruma düşebiliyormuş.

beni bu durumdan kurtarmak için, kendime yazık ettiğimi belirtmek için iki üç laf etmeye kalkanları evimden kovan ben, onun bu durumdan çıkmasını umunca kendime güldüm. hiçbir şey demeden sustum ve her şeyi bitirip, onu kendi haline beni kendi halime bıraktım. şimdi ilk kez, birilerini gerçekten sevebileceğimi hissediyorum. artık maneviyata değer vermeye başladım. arkadaşlarım yaptığım şeylere şaşırır oldu. ne bileyim, şuana kadar sonuçsuz kaldı çabalarım ama daha yeni yeni içinde bulunduğum durumdan kurtuluyorum zaten. eskiden çok değer verip incinmiştim. hayatımın merkezine koyduğum insan ve merkezi çevreleyen herkes adete 35 yerimden bıçaklamıştı beni ama artık hiçbir önemi yok. tekrardan deneyeceğim, tekrardan üzüleceğim belki ama hissedeceğim. isteğim bu. çünkü en kötüsü hissetmemek.
blomqvist blomqvist
pire için yorgan yakan insandır.
kaybetmişe daha fazla ne kaybettirir denemek.
peki kaçımız gerçekten kaybetti?
etrafında hızla akıp giden bir hayat var kusura bakmada kimsenin umrunda değilsin ve kimse senin duygularını düşünmüyor sende kendi duygularından vazgeçersen ne olacak sonunda.
kısır bir döngü bu.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine...
sataramazan sataramazan
toplum olarak birçok şeyi romantize etme tutkumuzdan dolayı kurulmuş bir cümledir. zaten duyarlı olduğumuz üç kelime var; melankoli, romantizm ve nekrofili. nekrofiliyi başbakan soktu hayatımıza. ee diğer ikiside hiç kullanmadığımız ama ruhunu sonuna kadar yaşadığımız kelimeler.
kıprıstaturkiyeninsonucta kıprıstaturkiyeninsonucta
oda arkadaşım.vasat.4 yıl söylemeden sevmiş birde arkadaşı olmuş ezik. çok üzülürmüş yoksa. ne biliyim gözlüklü,kıvırcık,hep aynı şeyleri giyen,birazda çirkin.. daha sonradan o gözlüğü çıkarırken megan fox a dönüşmesinden korkuyorum.ehehe
mariamercedes mariamercedes
2 ay önce yaptığım eylem... alın size duruma uygun şarkı:

yağmurlarda yürüdüm
islandı yine gözlerim
bekledim çay bahçesinde
bekledim öylesine
gene akşamlar oldu
gene boynum büküldü
hiç farkın yok ötekilerden
sen bir mikropsun sen
dert küpü oldum bene
of dedim of of dedim
bak saatine kaç dedim
cık dedim gelmez dedim
hadi kızım kalk git evine
zıbar dedim
adını yazdım masaya
çiçeklerle konuştum
çay içtim ikimiz için
yokluğunla boğuştum
bekledim çay bahçesinde
bekledim öylesine
çok kırıldım sevgilim
ben olsaydım gitmezdim

kederlendim be
cesitkenarcember cesitkenarcember
vazgeçme işlemini teoriden çıkarıp pratiğe de dökebilmişse ayakta alkışlamaya hazır olduğum insandır. o atarlı giderli lafları hayata geçirmek pek öyle kolay olmuyor zira. yapabilene tebrix!
neşeli taklidi yapan hüzünlü şarkı neşeli taklidi yapan hüzünlü şarkı
duygulardan vazgeçmek öyle bir anda karar verip yapılabilen bir eylem değil. ama insan artık her şeyden yorulunca bir bakıyor ki artık karşısındakileri sadece güzel zaman geçirme aracı olarak görmeye başlamış. artık hiç kimse ve hiçbir şey sana pek bir şey ifade etmiyor.

kendini kapatıp kimseleri görmeme tarzı bir şey değil bende bu. canının sıkılmaması ve fazla düşünmemek adına yaptığın bazı hareketler. eğlenirsin, gülersin ama eskisi gibi dolu dolu değil. çünkü ne kadar inkar etmeye çalışsan da insanlar sadece çıkarları doğrultusunda birlikte oluyorlar. yarın yanında olacaklarının hiçbir garantisi yok.

yani birileri hadi şunu yapalım diyor, gidiyorsun, eğleniyorsun; ancak eve döndüğünde yalnız olacağının farkındasın. evet yalnızca farkındalık insanı duygularından arındırabiliyor. her zaman yalnız olacağının bilincindesin; kimse sonsuza kadar senin yanında olmayacak.

bir nevi nerdeyse hiçbir şey hissetmeden yaşama hali, kendini insanlara kaptırmadan, kendi kendine yetecek şekilde. bunda çok aşırı incinmek de gerekli değil. insanlardan ve davranışlarından yorulmak yeterli.

eskiden deli gibi insan seçen biri olarak şu an kim gelse konuşurum. azcık anlaşırsam da gayet yanında eğlenirim, sonra da unuturum. 10 yıl tanıdığım insanla yeni tanıştığım insan arasında duygusal his açısından hiçbir fark yok.
tekitaplinsan tekitaplinsan
olmayan insandır. sadece öyle görünmek ister. dünya da başka hiçbir şey onu incitemezmiş gibi yürür, konuşur, okur, güler. sadece gibi. öyle değildir. birazcık tanıdığınızda anlarsınız. babasından bahsettiğinde, eskiden beşiktaşlı olduğunu söylediğinde ya da yanınızda bir şeye heyecanlandığında, son dövmesinin anlamından konuştuğunuzda, içtiği sigaranın neden djarum olduğunu size tüm gün anlattığında sadece gibi olduğunu anlarsınız
kapat ın adamı nın kadını kapat ın adamı nın kadını
üzerinde çalıştığım şey. yakındır olur diye umuyorum. incinmemek için başka çaresi kalmıyor insanın. ha birde sevdiklerini kaybetmemek için. duygusuz davranırsan incinmezsin öyle kolayına ve sonra da incitmezsin seni incitenleri. o zaman bırakmazlar seni.
2 /