insan vücudu

hansvoralberg hansvoralberg
doğadaki tüm renkleri içinde barındıran makine.

kırmızı - kan
sarı - idrar
turuncu - irin
yeşil - tatak
mavi - göz
pembe - akciğer
siyah - saç
beyaz - diş
kahverengi - dışkı
turkuaz - damar
recai pengül recai pengül
yamulmuyorsam içinde kapalı hacim yok. tamamen açık kaplar esasına göre işleyen, büyük kısmı da su olduğu için basbayağı sıvı gibi ele alınabilecek bir nesne. bu da bizi yavaş yavaş arttırmak şartıyla insan vücudunun çok çok büyük basınçlara dayanabileceği sonucuna götürüyor. oksijenin sıvılaşacağı basınçlarda kusma refleksini engelleyip sıvı oksijen solumak işten bile olmayabilir. oksijenin ve karbondioksitin alyuvarlara bağlanma davranışları o basınçlarda değişiyorsa bilemem. ama yine de basınç artınca içine çökecek bir hacim olmadığı için, sıvı olduğumuz için de pratikte hiç sıkışmayacağımız için öyle büyük bir rahatsızlık hissedeceğimizi sanmam.
easy company easy company
tamamen açık bir sistem değildir. akciğerlerin etrafını saran plevral boşluklar veya serebrospinal boşluklar gibi dış dünyaya kapalı boşluklar vardır. ancak bu boşluklar da genelde sıvı dolu oldukları için ani basınç değişikliklerinde pört diye şişmezler veya büzüşmezler.
recai pengül recai pengül
insan vücudundaki her 11 hücreden 10 tanesi bizimle aynı genetik materyali paylaşmayan yabancı, dış kökenli bakterilermiş. sadece 11'de 1 gerçekten de bizim hücremizmiş.

(bkz: humans have ten times more bacteria than human cells: how do microbial communities affect human health? the number of bacteria living within the body of the average healthy adult human are estimated to outnumber human cells 10 to 1. changes in these m... sciencedaily )
misuf misuf
1:500 ölçekte küçülüp elimde kamera, içini günlerce dolaşmak istediğim iki mucizeden biri. istatistiksel olarak bakıldığında bile ne kadar büyük bir mucize olduğu görülüyor. her hücremi kucaklayasım var bugün. evet.
pütük pütük
dışarda satılan bir şey olsa hiç kimsenin dönüp almayacağı bir şeydir. sürekli bakım ister. duş al saçını kes traş ol tırnağını kes, bacak bacak üstüne atma varis olur, beyaz giyme söz olur, kilo alma, spor yap, temiz ol, güzel kok, dünyanın parasını ver ona yakışan kıyafet al. karnını her gün doyur, tuvalete götür falan ...

vücudumuz bir araba olsaydı almazdık! sürekli bakım, sürekli acı.

(bkz: seinfeld) *
iddqd iddqd
tamamen kainattaki halihazırda bulunan elementlerden inşa edilmiştir. yanı et deri, kemi diye bildiğiniz şeyler, iyicene ayrıştırınca, karbon, oksijen fosfor, hidrojen elde ediyorsunuz. bu elemnetler ise uzayda patlayan yıldızlardan etrafa saçılan şeyler. yanı vücudumuzda ne varsa uzayın her yeri bunlarla dolu. eldeki kısıtlı imkanlarla uzayda hayat var mi emin olamıyoruz ama kainatın ne ucundan ne de bucağından haberdarız. bunun sonucunda şu varsayımı yapabiliriz. evrende yalnız olamamamız gerekiyor. evrende bulunan yilzdizlarin sayısını ifade edecek bir sayı henüz ortada yok ama sadece bizim görebildiklerimizi sayabiliyoruz. yanı göremediğimiz daha nereler var kim bilir ve bu göremediğimiz diyarlada ne yaşamlar saklı olabilir. ama evrende yalnız olamamamız gerekiyor çünkü yaşamın oluşmasına elverişli olan dünyamızdan kaç tane daha olabileceği fikri fazlasiyla açık ve net.
karamuratbenim karamuratbenim
bu gün izlediğim bir belgeselde, artık biyologların, biyomühendislerin insan organını yenileyebildiklerini öğrendim. evrim teorisine neredeyse çözümlenmiş gibi bakan şahsımda teorinin tuğlaları yerinden oynadı. adamın biri askerde yaralanıyor. parmağı 2. boğumdan kopuyor. biyomühendis doktorlar hücrenin yapıcı maddelerinden olan matriksi toz halinde bu kopan parmağın kabuk bağlamış alt katmanına koyuyorlar. parmak yeniden oluşuyor. yıllardır çıkmayan tırnak yeniden çıkıyor. işin beni şaşırtan yönü ise, parmak izinin parmağı kopmazdan evvelki parmak izi ile aynı. yani 'her insanın parmak izi farklıdır' diye spiritüel çıkarımlar yapıyoruz ya orada takıldım kaldım. hani evrim teorisinin ana mottosu nedir "her şey tesadüfen oluşmuştur." tesadüfen oluşan bir parmak izinin, organ* tekrar yapılandırıldığında izin aynı olmaması gerekmez mi? kesinlikle tanrısal, ilahi bir gücü reddediyorum. o konuyu yıllar evvel eledim. ancak bazı teorisyenlerin dediği gibi uzaylı birilerinin dünyaya yaşam filizlerini bırakması olası gibi geliyor. hawking gibi katı bilimciler dahi bu teorinin olasılığını söylüyor zaten. zaten evrim teorisinin karşısına da elle tutulacak tek teori de bu gibi duruyor. 14 milyar yıllık geçmişi olduğu düşünülen evrende, 5 milyar yıllık bir gezegende 1.8 milyar yıl önce doğduğu düşünülen yaşamın, 200 milyar üstü 200 milyar güneşin etrafında oluşma olasılığı da yüksektir. çünkü 14 milyar yaşında bir evren de, dünyadan daha evvel soğuyan bir gezegende, yaşam bizden milyarlarca yıl evvel oluşmuş olabilir. eğer bizim gibi zeki formlar olarak gelişim gözterdiyseler, 100 yıllık süper, hiper teknolojimizle, milyar yıllık teknoloji bir olmaz. onlar ışık hızına ulaşmış, galaksiler arası yolculuk yapacak teknolojiyi geliştirmiş olabilir. neyse neden birden böyle düşünmeye başladım? benim takıldığım "parmak izinin aynı olması" olasılığı. o zaman insan formunda bazı şeyler evrimleşmiyor. parmak izi değişmiyor. yeniden üretilen parmakta dahi parmak izi aynı oluyor; ki parmak izi gayet karışık, paradoksal bir izdir. yani biz gözle görülür şekilde evriliyoruz ama bazı şeylerimiz evrimleşmiyorsa, o zaman tesadüfen değil bilinli oluşan bir anatomi mevcut. şöyle bir örnek daha vereyim. bir köpeğin kalbindeki aort kanalından birini kesip, yerine bağırsaklardan alınma bir parça koyuyorlar. bunu matriksle destekliyorlar. zamanla bağırsak parçası mükemmel çalışan bir orjinal aorta dönüşüyor. benim kafamda, bu tip bazı sorular oluştu. "parmak izi" olayını biraz daha araştırmam gerek. yeni bilgiler edindiğimde paylaşırım.

bu da başka bir örnek.

kesilen parmak büyüdü kesilen parmak büyüdü 28 mart 2008 kesilen parmak büyüdü abd'de, 3 yıl önce parmak ucu kesilen kişinin orta parmağı domuz mesanesinden pudra ile dö... webhatti

(bkz: insan vücudunun maddi değeri)
ilim ilim
hapşırığın hızı saatte yaklaşık 1.6 kmdir.

yaşlandıkça yüksek perdeden sesleri duyma ve tat alma yetimizi kaybederiz.

insan kulağı ah, oh, eh, iğ ve oğ gibi sesleri diğer seslerden çok daha net olarak algılar.

insanların kulağına deniz kabuğu dayadıklarında hışırtılı bir ses duydukları doğrudur. bu ses kişinin o sırada kulağına hücum eden kanın çıkardığı ve normalde duyulamayan
sesin ekolu halidir.

insan burnu her gün yaklaşık olarak 14 metreküp havayı temizler, ılıtır ve nemini alarak vücuda verir.

insan gözünün karanlığa alışması tam 1 saat alır. bu süre geçtikten sonra gözümüz ışığa, gün ışığında olduğundan tam 100.000 kez daha duyarlı hale gelir. mavi göz en
hassas, kahverengi gözler en az duyarlı gözlerdir.

normal bir insanın görüş açışı 180 derecedir. aynı anda yaklaşık 1 milyon değişik görüntüyü ve 8 milyon kadar da değişik rengi algılayabiliriz.

zevk alınınca göz bebeği %45 oranında büyür.

gülümsemek için 17, somurtmak için 43 kasa ihtiyaç vardır.

insan bedenindeki 206 kemiğin dörtte biri ayaklarda yer alır.

alkollü içecekler beden ısısını yükseltmez, düşürür. alkol damarlardaki kan akışını geçici olarak hızlandırdığı için kısa süreli bir ısınma yanılsamasına neden olur. çok soğuk
bir havada fazla içen birinin donma tehlikesi, hiç içmeyen ya da az içen birine göre daha fazladır.

insan bedenindeki en sağlam kemik olan uyluk kemiğinin içi boştur. ancak santimetrekare başına hesap yapılırsa çelikten bile daha dayanıklıdır.

dünyada en yaygın kan grubu 0'dır. ab kan grubu işe en az rastlanandır. ah adındaki bir grup kana ise şu ana dek 3 kişide rastlanmıştır ve kökeni bilinmemektedir.(!)

kimyasal açıdan kanımıza en yakın sıvı deniz suyudur.

tüm bedende yaklaşık 30 trilyon kırmızı kan hücresi vardır. karbon monoksit gazının gereğinden fazla solunması, tüm kanımınızın yarıya yakınını kaybetmemize eşdeğerdir.

normal bir insanın beyni, bedeninin toplam ağırlığının %2'si kadardır. böbreklerimiz vücudun aldığı toplam oksijenin %12'sini, kalbimiz %7'sini kullanırken, beynimiz %25'ini
kullanır. beynin %80'i sudur ki bu sululuk oranı kandan bile fazladır. acıya duyarsızdır. baş ağrısının nedeni onu çevreleyen sinir ve kaslardır. ilk insanın beyni bugünkü
insanın beyninden 100 cc. daha büyüktü. gözlerimizle değil beynimizle görürüz. beynimizin dörtte biri gözleri kontrol eder.

bütün damarlarımız uç uca eklense 70.000 mil uzunlukta olurdu. kalp her dakika, kanı bu kadar yol boyunca ve geriye pompalar.

her dk. 6.62 litre hava soluruz. sağ ciğer sol ciğerden fazla hava solur.

normal insan kalbi günde 100.000 kez atar. kadınların kalbi erkeklerden hızlı atar.

hamilelik sırasında rahim tam 500 kat genişler.

regl gören kadının orta parmaklarının duyarlılığı büyük oranda azalır.

dilimizin arka tarafıyla acı, orta bölümüyle tuzlu ve ekşi, ucuyla da tatlı şeyleri algılarız.

normal ölçülerde bir insanın tamamen yüzülecek derisinden yaklaşık 3 kg. post elde edilebilir.

en çok ter bezi avuç içlerinde ve ayak tabanlarındadır.

yeryüzünde tek yumurta ikizleri dışında hiçkimsenin deri dokusu tam özdeş değildir.

waterloo savaşı'ndan sonra avrupalı dişçiler yıllarca waterloo dişleri olarak bilinen takma dişleri hastalarına takmışlardı. bu dişler savaşta ölen genç, sağlıklı askerlerin
ağızlarından sökülmüştü.

yaşlandıkça uyku ihtiyacımız azalır. yetişkinlikte ve yaşlılıkta 4-6 saat arası uyku yeterli olmaktadır.

ciğer aslında tıbbı anlamda bir organ değil guddedir.(!)

bedenimizde yaklaşık 100.000.000.000.000 yaşayan hücre vardır.

dil izleri de parmak izi gibi benzersizdir.

sinirlerimizin toplamı 45 mil uzunluğundadır.

tırnak ve saçlar aslında ölüdürler. ikisinin de özünde ölü derimizi oluşturan keratin adlı madde vardır. tırnak ve saçların kökeninde yaşayan hücreler vardır. diplere canlı
hücreler geldikçe uzayan saç ve tırnaklar ölü hücrelerden oluşmaya başlarlar. insan saçının ve tırnağının öldükten sonra da kısa süreliğine de olsa uzadığı yanlış bir kanıdır.
sadece bedenin en son ayrılan parçaları onlar olduğu için öyle görünebilirler. el tırnakları ayak tırnaklarından 4 kez daha hızlı uzar.

100 erkekten 7'si renk körüyken, 1.000 kadından ancak 1'i renk körüdür.

yerçekimsiz ortamda kemikler ve doğal olarak beden küçülür.

insan ağzı günde yaklaşık 1 lt salya üretir. ağzımıza ne koyarsak koyalım, bu besin salyamızla birleşmediği sürece tadını alamayız.

dudaklar kırmızıya yakın bir renktedir çünkü burada kılcal damarlar yoğun miktarda bulunmaktadır. kılcal damarlar çok oksijen aldığı için dudaklarımızdaki kan da koyu kırmızıdır.
aynı nedenle, çok üşüdüğümüz zaman da dudaktaki kılcal damarlar yeterince oksijen alamadığı için dudaklarımız morarır.

bir insanın midesi, dalağı, karaciğerinin %75'i, bağırsaklarının %80'i, bir böbreği, bir akciğeri alınsa bile yaşamaya devam edebilir.

en büyük organımız tenimizdir.

insan bedenindeki suyun %20'sinin yitirilmesi kesin olarak ölüme yol açar. bedenimiz %1 su kaybettiğinde bile susuzluk hissetmeye başlarız.
bugüne kadar en uzun süre susuz yaşayan insanın 11 gün dayandığı kayıtlara geçmiştir.

bedenimizdeki en hızlı kas göz kırpmamızı sağlayan kastır. saniyede 5 kez göz kırpabiliriz. kadınlar erkeklerden 2 kat daha fazla göz kırpar.

gözümüzdeki iris, burnumuz ve kulaklarımız yaşadığımız sürece büyümeye devam eder. böbreklerin üzerinde bulunan adrenalin bezleri ise küçülür.

kolayca yanması hariç insan saçını yok etmek neredeyse imkansızdır. birçok asit ve kimyasal aşındırıcılar saça zarar veremez. bu yüzden lavabo tıkanıklığında başlıca sebep
saçtır. sağlıklı bir insan saçı kendi uzunluğunun %25'i kadar esneyebilir. esnemeyip hemen kopan saç sağlıksız kabul edilir.

hıçkırığı geçirmenin en iyi yolu, bir torba veya kese kağıdını ağzınıza tutarak derin nefesler alıp vermektir. o sırada kanımızda artan karbon dioksit miktarı kasılan diyaframı rahatlatır.

eski yunan'da, insanın burnuyla üst dudağı arasındaki bölge en erojen yeri kabul edilirdi.

güneş yanığına maruz kalmış insanın kan damarlarının eski haline gelmesi 4-15 ay zaman alır.

seks sırasında harcanan enerji, kabaca, 2 katı merdivenle koşarak çıkmakla eşdeğerdir.

bir erkek her boşalmasında yaklaşık 400.000.000 sperm çıkarır. her 10 erkekten 1'i iktidarsızdır.

erkekler 20li yaşların başında cinsel güçlerinin doruğundadır. sonra her yıl düşüş yaşarlar. 40lı yaşların sonundan itibarense düşüş hızlanır. kadınlar ise 30ların başında
cinsel olgunluğa ulaşır. 60lı yılların başına kadar da cinsel uyanıklık devam eder.

nefesimizi tutarak intihar edemeyiz. nefesini çok fazla tutan biri bayılır. ciğerler soluk alıp vermeye devam ederler.

ölen tüm insanların ölüm nedeni aynıdır: hipoksemi. hipoksemi, kalbin durması sonucu hücrelere kan gitmemesi halinin bilimsel adıdır.
üzümün sapı üzümün sapı
minik bir dünyadır.
mucizedir.
gizemdir.
mükemmelliktir.
sanattır.

her gün istemsizce yaptığımız hareketlerin normal halinin ve hasta halinin durumlarını öğrenmek için en az 6 yıl okuduğumuz, ayrıca yıllarca ihtisas yaptığımız ama hala gizemini tam kıramadığımız en muhteşem yapı, organizmadır.
biradetbeyfendi biradetbeyfendi
geçen yine kafa içindeki sesle muhabbet ediyoruz. ulan dedim bu insan vücudu ne enteresan bir oluşum. doğru söylüyorsun kanka dedi. başladık karşılıklı atışmaya.

o dedi ki; vücut bulunduğu ortama ayak uyduruyor. soğuk bir iklimde yaşıyorsan sıcak iklimde yaşayan birine nazaran daha dayanıklı oluyorsun.

sıra bendeydi tabii;
yaralandığın zaman vucüt önce kabuk kaplıyıp dış mihraklara karşı bir kalklan oluşturuyor sonra da iyileştikçe o kabuğu yavaş yavaş atıyor olaya bak sen.

bizimki durur mu yapıştırdı cevabı;
sürekli bir ağırlık kaldırıyorsun ve zorlanıyorsun. kaslar hemen gelişim gösteriyor ve bunu daha rahat kaldırmanı sağlıyor( (bkz: fitness yapmak).

ibneye bak bkz vermeyi de öğrenmiş.
ulan kemiğin kırılıyor vücut onu yeniden kaynatıyor. bir daha adım atamayacağını düşünürken hayvan gibi koşar oluyorsun.

baktık örnekler bitmeyecek allahın işi işte diyip konuyu kapattık.
a la carte a la carte
şöyle olayların gerçekleştiği mucize;

-ilim adamlarına göre ıq'nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.
-insan vücudundaki en büyük hücre yumurta hücresi, en küçük hücre ise sperm hücresidir.
-bir adım atmak için 200 kasınızı kullanırsınız.
-ortalama bir kadın ortalama bir adamdan 5 inc (12,5 cm) daha kısadır.
-ayak başparmağınızda iki kemik olmasına karşılık diğer dört parmağınızda üçer kemik bulunur.
-bir çift ayakta 250,000 terbezi vardır.
-tam dolu bir idrar kesesi aşağı yukarı bir beyzbol topu ebadındadır.
-mide asidiniz bir jileti eritebilecek güçtedir.
-insan beyin hücresi 5 takım encyclopedia britannica'daki bilgileri alabilecek kapasitededir.
-yiyeceğin ağzınızdan midenize ulaşması yedi saniye sürer ..
-ortalama bir rüya 2-3 saniye sürer.
-göğüsleri kılsız erkekler, kıllı erkeklerden daha fazla karaciğer sirozuna yakalanırlar.
-döllenme anında, yaklaşık yarım saat tek bir hücre olarak yaşarsınız.
-her bir ayağınızda yaklaşık bir trilyon bakteri vardır.
-vücudunuzun 30 dakikada saldığı ısı ile iki litre suyu kaynatabilirsiniz.