insanı yavaş yavaş öldüren şeyler

4 /
kesyapistirmikelanj kesyapistirmikelanj
mouselar üretildiğinde atıyorum on bin tık gibi belli bir sınıra dek çalışacak şekilde üretildiğini, belli bir sınırı aştıktan sonra bozulduğunu okumuştum bir yerde.

kalp atışlarımız gibi.

doğduğumuz andan itibaren ölmeye programlıyız. dış etmenler direkt fişi çekmese bile, sınırlı sayıda kalp atışımız var.

yani ekstra çabaya bile gerek yok.

belki de yorgunluk bu yarım yamalak olan akıl sağlığını korumaya çalışmaktan kaynaklı.
ağustos çıkmazı ağustos çıkmazı
alışmak. hiçbir şeye alışmayacaksın bu hayatta . işe git, eve gel. işe git , eve gellll.

naptın bugün? genelde bu sorunun cevabı "hiiiç. bildiğin gibi işte, aynı şeylerr " oluyor. oysa babama sordum bugün. şebboy ektim dedi. sonra biber közledim dedi. annenle oturup yedik dedi. soğuyunca daha güzel olurdu aslında ama dayanamadık dedi. bir şebboy koktu burnumun direğinde. mis gibi biber kokusu sonra. bir huzur doluverdi.


sen naptın ?

çok yorgunum baba yaa. aşırı yorgunum.
karsenger karsenger
liberaller

iliğim kemiğim kurudu bunlarla tartışmaktan.
liberal bir arkadaşla buluştuğum zaman eve döndüğümde en az bir tel saçım beyazlamış oluyor.
yeter yahu...
4 /