insanın bu hayatta yalnız olması

uzu vian cerbon uzu vian cerbon
son birkaç haftadır farkındalığına vardığım ve bir an önce edinilmesini gerekli gördüğüm naçizane fikrimce bir hayat dersidir.

eğer farkındalığına varamadan biriyle ömrünü devam ettirip yitirirse ne ala... ancak genelde bu olağanüstü şansa sahip olunduğunu zannetmiyorum. fazla uzatmadan açıklamaya çalışayım.

biriyle birlikte bir hayat geçirmek, her ne kadar son zamanlarda zaruriyetini sorgulasam da her seferinde bir şekilde insanın vazgeçemeyeceğini anladığım bir arzu. yani üç beş arkadaş ve genel bir çevreyle mutlu bir hayat sürmek maalesef, dediğim gibi nedenlerini tam oturtamamış olsam da imkansıza yakın gibi. durum böyle olunca bir sevgili/eş mecburiyeti ortaya çıkıyor.

fakat biriyle beraber bir yaşam sürmek, her ne kadar her anını birlikte yaşasan da, tüm gizli saklı noktalarını çekinmeden ona sunsan ve muhteşem bir ilişkinin içinde olsan da yalnız olduğun gerçeğini değiştirmiyor. çünkü gelecekten emin olamıyorsun. aslında olabiliyorsun, bu yanlış bir cümle oldu. ancak ne kadar emin olsan da gün geliyor, ya bir şekilde ilişki devam ederken ya da ilişkinin bitmesi nedeniyle yalnızlığın gün gibi ortaya çıkıyor.

bu yalnızlık, zannediyorum ki o süslü şiirlerin bahsettiği yalnızlık değil. dediğim gibi, sevdiğin kişiyle birlikteyken bile hissedebileceğin, hissetmesen bile kanımca gerçekliğini kaybetmeyen bir yalnızlık. bunu da şöyle açıklamak istiyorum.

bir şeylerin değişme ihtimali her zaman var ve çok yüksek. insanlar sürekli değişim içinde ve bu değişimleri kimi zaman uyumlu bir şekilde yaşayamayabiliyor. yaşasa bile türlü sebeplerden ötürü ilişki eski görkemli günlerinden uzaklaşabiliyor. uzaklaşmasa bile an geliyor, bir şekilde yalnızlığını fark ediyorsun. ne kadar mutlu bir ilişkide olsan da, hiçbir zaman tüm varlığınla o ilişkinin içinde olamıyorsun. bir yerlerin hep dışarıda kalıyor, kısa bir yorgan gibi. ısıttığını zannediyorsun ama açıkta kalan yerlerin zaman sonra üşümeye başlıyor. ve anlıyorsun ki, kiminle olursan ol bu hayatta, miktar olarak değişse de hep yalnızsın. bir şekilde kendinle mutlu yaşamayı da öğrenmelisin. bunun için kendini anlamalısın öncelikle, öz farkındalığını geliştirmelisin. her ne kadar ütopya gibi görünse de, ve belki de öyle olsa da, birilerine muhtaç olmadan yaşayabilmelisin. çünkü bundan eminim, zaman geliyor o açıkta kalan kısmın üşüyor. ve ne yaparsan yap yorganın altına tam sığamıyorsun. sığdığından kesinlikle emin olsan bile. çünkü her şey senin elinde değil. kontrol edemediğin çok fazla değişken var. senden bağımsız bir insan var öncelikle, her geçen zaman değişme ihtimali olan bir insan. ve sen varsın, yaşadıkların var ve bu deneyimlerin sana dayattığı zorunlu değişimler var. çevre var, zaman var, rutin var, uzaklık var, şans var, ölüm var, var oğlu var. kontrol edebildiğin sadece düşüncelerin ve davranışların var, o da ne kadar edebiliyorsan. böyle bakınca ne kadar güçsüzüz ilişkilerde öyle değil mi? elimizdekiler ne kadar az.

ancak bu söylediklerimden hiçbirisi, ömür boyu mutlu bir ilişki sürülemez anlamını taşımıyor. bundan bağımsız bir konu. hatta bu farkındalıkla daha mutlu bir ilişki sürüleceğine inanıyorum. sonuç olarak kendi yalnızlığını kabullenmişsen ve kendinle mutluysan eğer, başkasıyla daha mutlu olabilirsin. daha özgür ve sağlıklı düşünebilirsin.

bahsettiğim yalnızlığın farkındalığına tamamen erişmenin imkansız olduğunu düşünüyorum, çünkü düşünmek bile kolay kabullenilebilecek hisler zark etmiyor. yine de, olabildiğince içselleştirmek gerekir bunu. sonuçta bir geyik yavrusu gibi, doğuyorsun ve tehlikelere karşı yanındakiler varlığıyla yardımcı olsa bile her zaman kendin bir şeyler yapmalısın, kendin hızlı koşmalısın. yani bir şekilde kendini herkesten bağımsız bir şekilde gerçekleştirmelisin. eğer bu sağlıklı bir ilişki içinde olursa, her şey yolunda demektir. ayrıca da çok şanslı olduğunu gösterir, değerini bilmeli.

not: bu uzun metni okuyanlara bir teşekkür borcum var sanırım. bir de bazı yerlerde "sen" diliyle yazdım ama hitap olarak değil, belirsiz bir özne kabul ederek. ukala değilim. yani umarım değilimdir.
dimetiltriptamin dimetiltriptamin
sanki kendi şehrinde kaybolmuş bir yabancı olan sen, diğer yabancılardan başka kimseyle karşılaşamazmışsın gibi; sanki yalnız olan sen, tüm öteki yalnızların senin üzerine atıldıklarını görüyormuşsun gibi. sanki aynı tezgâhta içilen bir bardak kırmızı şarap süresince, ancak hiç konuşmayanlar, kendi kendine konuşanlar karşılaşabilirmiş gibi.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
dostoyevski'nin bratya karamazovi'de ilyuşa'nın ağzıyla dediği gibi;

"babacığım, mezarımı toprakla örttükten sonra üzerine ekmek kabuğu ufala, serçeler gelir, seslerini duyar, yalnız olmadığıma sevinirim..."
mevsimbaharı mevsimbaharı
insan temelde yalnızdır. yani etrafında ona yardim edem insanlar olabilir ama tek başına doğar ve tek gömülür. bir olay karşısındaki tum duygu ve düşüncelerini yalnızca kendisi bilir. acisi, sıkıntısı, sorumluluğu varsa kendisi en iyi farkında olur.
fakat tabiki aile arkadaş vs. insan için şanstır. mevlananin bir sözü var ki insanin yalnızlığına farklı açıdan bakıyor:yalnızlığın en kötüsü seni anlamayanların arasında kalmaktır.
temelde yalnızız desemde bizi anlayan insanlar var olsun.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
çok da güzel bi durumdur. yorucu değil mi insanlarla birlikte olmak. ses, gürültü, idare etmek.. ne kadar kafa dengi, anlayışlı insanlarla beraber olsam da bi süre sonra ihtiyaç duyuyorum yalnızlığa. ailem de olsa yalnız kalmak istiyorum bi noktada. gittikçe o noktaya daha çabuk ulaşıyorum o ayrı. ne kadar iyi niyetli de olsa karşımdaki bi yerde girmemesi gereken yerlere giriyor, benim kendime ait sınırımı aşıyor. herkes için geçerli bu. büyük ihtimalle ben de yapıyorumdur başkalarına ne kadar dikkat etsem de. onun yüzünden insanlarla birlikte olmanın bokunu çıkarmamalı, bu sürelerde de olabildiğince karşımızdakini rahat bırakmalıyız diye düşünüyorum.
aşırı yalnız kişilik aşırı yalnız kişilik
arkadaşlar görüyorum ki sonunda yalnızlığı anlamaya başlamışsınız. aramıza hoş geldiniz.

şu sözlerle açıklamak istiyorum sadece yalnızlığımı;
"kör olmanın da bir adabı var.
aşık veysel değiliz, aşikâr."

yalnızlıkla kalın.