insanlık

1 /
camel camel
hala sperm olmaktan kurtulamamış yüce yaratık; yumurtayı, yani dünyayı döllemeye çalışan altı milyar sperm topluluğu. insanlık; evrenin ırzına geçildiğinin belgesi zevk tohumları.
bizler tanrının küçücük parçalarıyız; tanrının çocukları. dünyayı döllemek en büyük arzumuz; birbirini dölleyen spermlerle dünyayı döllemek, kabuğu delip dünyayı döllemek; nihayetinde çekirdeğe ulaşmak. sonrası ise tüm insanlığın topluca yaratacağı, koca bir merakın, ümitsiz bir bekleyişin ürünü, anası evren babası tanrı olacak bir piç; deccalın ta kendisi, teknolojinin son ürünü.
--
gelmesini istemediğimiz ama gelmesi için de delicesine çalıştığımız sona doğru yaklaşıyoruz; elimizin emeği-gözümüzün nuruyla kendi hazırladığımız sona doğru; gözkapaklarının ağırlaşmasına sebep olan bir son.
teknolojinin hızına ayak uyduramayan dünya, dönen ve üzerine tükürüldükçe, dışkıladıkça, kustukça ağırlaşan bir topaç gibi yavaşlıyor. gökdelenler dikiyor dünyaya saplıyoruz, sidik yarıştırmaktan vazgeçtik sıra "kiminki uzun/derin"e geldi. aslında ihtiyacımız olmayan madenleri, aslında ihtiyaç duymadığımız malları üretmek, aslında ihtiyaç duymadığımız şekilde tüketmek için kullanıyoruz. madenler çıkarıldıkça dünya tam anlamıyla alt-üst oluyor, çıkan boşlukları binalar kayarak kapatıyor, daha kötüsü kendi depremimizi kendimiz yaratıyoruz. cennete ulaşmak için cehenneme çeviriyoruz dünyayı. zaten herkes cennete gitmeden, cehennemi yaşamak zorunda değil mi? işte cehennem bu dünya herkes geçiyor bu cehennemden. ve kendi odunlarını kendileri bile taşımayan insanların varlığı bu cehennemin havasını daha da ağırlaştırıyor. ve daha kötüsü, cehennemleşen dünyayı düzelmeye(!) çalıştıkça durumu daha da vahimleştiriyoruz; iki üç tırtılın dadandığı koca tarlayı baştan aşağı ilaçlayıp kaybetmek gibi.
yapmaya çalıştığımız tablo tamamlanmak üzere, tanrı katında sergilenecek bir tablo, kıyamet bunun çerçevesi olacak.
hem ismi hem de tekniği aynı bu resmin: nature morte.
(alkış yok mu bu insanlığa)...
munasebetsizevrak munasebetsizevrak
nihayet insanlık da öldü. haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık; dün, hayata gözlerini yummuştur. bazı arkadaşlarımız, önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre “yahu insanlık öldü mü?” diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. bu nedenle gazetelerinde, “insanlık öldü mü?” ya da “insanlık ölür mü” biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır. bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. evet, insanlık artık aramızda yok. insanlıktan uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadiğina göre bir âlemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeye başlamışlardır. bize göre böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. insanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için birşeyler yapmaya çalışanlari sevgiyle izlerdi. bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir. insanlıktan paylarını almayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun zaman yaşamasına şaşılıyordu. yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlik, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. küçük yaşta öksüz kalan insanlığa, doğru dürüst bir miras da kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık, başkalarının yardımıyla geçinmeye çalışmıştı. insanlığın ölümüyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. gazetemiz insanlığın yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler. not: merhumun cenazesi, önce, uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade törenden sonra toprağa verilecektir.
tehlikeli oyunlar, oğuz atay'dan alıntı
x sentos x sentos
''genel manzara; tüm zamanlar içinde rast gele, bölük pörçük bir şeylerin kotarıldığı, sayılmayacak kadar çok şeyin de başarısızlıkla sonuçlandığı bir deney labaratuvarı'' diyor nietzsche..
tonguç tonguç
insanı içinde barındırandır. dini esaslar çerçevesinde iyisi, kötüsü, helal süt emişi çiğ süt emmişi vardır. bu çerçevenin dışında ise yaşayıp göreni ve gördüreni kapsar. yaptıkları doğrultusunda evrende zaman, diğer canlılar gibi insanlığın da yaptıklarına tanıklık eder. insan alıp verdiği nefes ile insanlığın var oluşunu gleceği taşır. bunu geleceğe taşırken de her anı bir başka hayatla doldurur. her an sayısız hayata dokunur, dokunulmayanı hayata dahil eder. bunlar olurken iyi, kötü, doğru ve yanlış yoktur. hayata dahil ettiği sürece sadece yaşanan vardır ve yaşatılan. gerisi zaman içerisinde buhar olup gider. insanlık, insanı bu evrende en yalın haliyle görebilmektir.
asd asd
doğuştan gelmez, öğrenilir. öğrenilemediği takdirde hayvanlık gibi bir başka kategoriye otomatikman geçilir.
1 /