instela yazarlarından şiirler

235 /
puslukıtalaratlası puslukıtalaratlası
kırıp dökmeli bardakları
gün batımını izlemeli şişe diplerinde
bir damla kan akmalı
kırık camlar arasında dolaşan yılan gibi

yılları soymalı
üstümüzden çıkarıp
boş bir sandalyeye aslamlı
kayan yıldızları

güneş gözlükleri ile gece gezmeleri yapmalı
ellerimizde yün eldiven ile
yazın bir denize sarılmalı

ve bir ağaç ile oturmalı
sofranın muhabbeti ağaca sorulmalı
her yaprağını öpmeli
yeşilken
sarıyken ise gömmeli şişe dibleri ile
suya ve çamura

bu gece köpekle uyumalı bir çöp kutusunda
güneşe selam verilmemeli bu sabah
şapkalar ağlamasın
bulutlara şikayet etmeli
yağmuru

en iyisi bu gece uyumamalı
t.t
puslukıtalaratlası puslukıtalaratlası
artık bir küp şeker kadar birarada değil parçalarım
umutsuzca yaşlı bir bakkalın tozlu raflarında geçiyor ömrüm
ne demlenecek çayım kaldı dünyada
ne de boş kadehi dolduracak rakı
ben hiç sevemedim zaten çaylı şiirleri
benim sevdiğim çay demlesin istemedim hiç
kesip kavunu
peyniri de katıp
hadi iki tek atalım
desin istedim
ve gözüme kaçmasın sigara dumanı
hep ağlıyor zannediyorlar
oysaki tek suçlu tütünün dumanı
dumanlar görünmesin istedim hep
ve kimya kitaplarında dumansız ateşler aradım
yanlış evrenlerdeymişim
yunus ile uyandım
yananın dumanı sahibine görünmezmiş meğer
bir gün uyandım cemal oldum
bir gün kendimi elde kazma dağda buldum
açılmayan düğümleri ateşimle yaktım
kereme karışıp kül oldum
ve o gün başladı yağmura olan kinim
küllerimi savuran kurşun yağmurlarına

uğursuz geceler biriktirdim gönlümde
bir gün satarım diye
çiçek gibi
çiçeklerden papatya
ve satamadığım tüm çiçeklere ağladım
ölüyorlar diye
ve ölüyordu insanlar
bir ağaç gibi önce yapraklarını döküp
sonra içten içe çürüyüp
t.t
çıplakellegeyikavlayanyabanılyabancı çıplakellegeyikavlayanyabanılyabancı
ah elizabeth
göz yaşımı sildin alın terimi sildin sırtımı kaşıdın
sen bana benden bile yakındın
elizabeth
elizabeth bana kalmışlar artık yeter be oğlum unut onu diyorlar
nasıl unuturum seni elizabeth
sen benim aşka uzanan elimsin
seni unutamam elizabeth.


mutlu cocuk mutlu cocuk
şahit oldum?
harflerin ağlattığına dilimle şahit oldum?

sözcüklerin erimesine ellerimle şahit oldum?

cümlelerin kaybolmasına ayaklarımla arkalarından koşarken şahit oldum?

sözlerin omurgaları kırdığına kulaklarımla şahit oldum?

şiirlerin insanları ameliyat ettiği ana gözlerimle şahit oldum?

şarkıların insanları yaşattığı ana ağzımla şarkıları söylerken şahit oldum?

ölüme,

omurga kırıklarına,

ameliyatlara,

ağlamaya,

erimeye,

kayboluşlara,

vücudumla şahit oldum?

ve artık vücudum

harflerin güldürdüğüne,

sözcüklerin donmasına,

cümlelerin yakalandığı ana,

sözlerin omurgaları kırmadığı ana,

şiirlerin doktor olmadığına,

şarkıların insanları yaşattığına,

şahit olmak istiyor?.

vücudum kırılmak istemiyor?

şair:cansu porsuk(mutlu çocuk)
beytepedenulasimnedenzor beytepedenulasimnedenzor
hatırlatma kendini bana
sensizliği daha atlamadım
unutacak olmak seni
en büyük sınavım..
hani gittiğimiz onca sokaklar vardı
gizlice öpüşlerimizi saklayan..
caddeler vardı ellerimizde çocuk sevgisi sıcaklığı
kaldı mı şimdi yalnız akan sokaklarda
yanımızdan geçen binlerce sensiz yüz..
korkuyorum;
seni seviyorum dediğim sokaklardan geçerken
ya biriyle çıkarsan karşıma
yine tutarsan bana sarıldığın renkleri saçarsan diye
çakıl taşı parlaklığını hatırlamamak
keşke unutabilsem seni
çözümsüz kaldığım keşkelerim
biraz gözyaşı bırakır ve süzülür sessiz bir gemiyle
sonların başkenti
seni son gördüğüm yer
seni arayarak geçen zamanı da
neyin kaldıysa beraber ankara'da
bana kendini hatırlatma.
başrahip başrahip
gazel

böyle bir yağmur gibi geldin yağmurlarla sen;
eve varmaya benzer tatlı huzurlarla sen

söz söyleyen aşikar eder ister istemez
kendini, uyma bana saklan mesturlarla sen

şayet bilsen kuş dilin, olsan süleyman misal;
neye yararmış ki denk olunca murlarla sen

neden pervane gibi bile bile ateşe
düşeyim, hele bir de olmasan nurlarla sen

yoksulâ uzak kaldın bir dem gazel dökmeye
süz kendini mecazdan gamdan kalburlarla sen
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
bulmak değil meziyet,
aramaya erinmemektir evla olan
yollara düşmek bir kıvılcım uğruna,
akla düşmüş

kulağa değen bir ses kimi zaman damdan
saraylarda oturmak değil bir kavuğun hükmünde
ya da aramak padişah tahtında bulunamayanı
yürümektir bir inançla evla olan
ibrahim ethem'in yolundan.
elma sekeri elma sekeri
bazen ...
ne uyuyabiliyorsun
nede uykusuzluktan kurtulabiliyorsun ..

saatlerce gözün kapalı
ama hala düşünmeye devam ediyorsun ..

ne rüyaları
nede gerçekleri görebiliyorsun ..

iki aradasın
ama bir türlü dereyi bulamıyorsun ..
bock than ist leer directory bock than ist leer directory
sessiz ve derin bir homurtudadır deniz
kırlangıçlar saklanmıştır kuytusunda gecenin minik gözleriyle
arka sokaktaki çöp kutusunun altına sığınmıştır yavru köpek
korkmuştur rüzgarın çığlığından ne melun bir bela gelecek diye
sen mi.?
sen zaten hiç yoktun ortalıkta çekip gittiğinden beri
bir karanlık boş sokak birde korkutan imbat bıraktın ardında
ben mi .? ? hıh
benim ne farkım var bir kırlangıçtan
ya da yalnız kalmış küçük bir köpekten
şimdi o karanlık sokakta üçümüz parlayan gözlerle birbirimize bakıyoruz
şapşal şapşal korku içinde belki biri sever bizi diye. t.d
bock than ist leer directory bock than ist leer directory
karmaşık bir hayatın ince kalem çizgisindeyim
durmadan dönen dünyanın hep güneşe bakan yönündeyim
her şey saçma sapan olsa da ben inadına imkansızlıkların peşindeyim
aşk her seferinde daha çok acıtsa da ben ilk aşık olduğum yerdeyim
ağlamak için sebebim olmada da bir bebeğin gözyaşındayım
akıp giden ömrümün durduramadığım yerindeyim
herkesin sustuğu yerde çığlıklar içindeyim
en sevdiğim şarkının nakarat kısmındayım bir daha bir daha
herkes den farklı olsam da ben olduğum gibiyim
en acısı da şudur ki herşeyin farkındayım.. t.d
sessiz ses sessiz ses
olmayacak şeylere eksi veren arkadaş,
monte ederim meraklanma bir yerine taş.
işin gücün yok zor durum bilirim ama,
beynindeki bu engeli bence artık aş.

sövmek istemedim sövdürdün,
dizlerimi dövdürdün.
kolayına da sinirlenmezdim aslında ama,
amaçsızlığınla nöronlarımı öldürdün.

derim ki bu işten vazgeç,
eşşeklik etme de adamlığı seç.
hissediyorum boşuna yazdıklarım ama
cidden hoşuma gitmiyor sendeki bu süreç.
birbaşıma birbaşıma
bazı anlar
yaşarken fark edemediğin
güzelliğini sonradan fark ettiğin
özlediğin
tekrar yaşanmasını istediğin
ama yaşanmayan
eski bir anı olarak kalan
anlar...
tıpkı diğerleri gibi
sen ne kadar istesen de
geri gelmiyorlar.
umarsızca yaşayan adam umarsızca yaşayan adam
adım müslüman soyadım türk benim
ben ki orta asya bozkırlarında at koşturan
ceddim metehandır ki çini kuşatan
ceddim attiladır ki türk ismini avrupaya taşıyan
ben ki fatih'im çağ açıp çağ kapatan
barbaros hayrettin'im yedi deryada hüküm süren
ben ki kanuni sultan süleyman
adaletle hükmeden
ben ki yavuzum
şah sultanı yıldıran
hakimi değil harameynin
hadimi olan
biz ki hükmün elçisiyiz
tanrının lütfuna mazhar olan
adım müslüman soyadım türk benim
235 /