instela yazarlarının itirafları

pyramid pyramid
ilk defa yazmaya doydum; sonunda bu da başıma geldi. geçsin gitsin istiyorum artık şu zorunluluklar, en azından bir ay olsun nefes alayım. rutin olarak işe gidip geleyim, haftasonlarım olsun yeniden; ertelediğim ufak yolculuklarımı yapabileyim, dostlara sarılayım uzun uzun, kocaman kahkahalar atalım karşılıklı, sonra durduk yere aşık olayım istiyorum yeniden.. uzun süreli sabitlik bana göre değil sanırım, illa gidişler istiyor ruhum; sonra dönüyor ama gidişleri hep ani..
entrero in un cuore entrero in un cuore
yaklaşık üç yıl sonra ilk defa bir dersten geçmem, sınavına girmem gerekiyor. çalışamıyorum resmen çalışamıyorum. bir de içimden biliyorum zaten bunu diye geçirsem de sınavda kalıvericekmişim gibi geliyor. saçmasapan sözlüğe sarmam bile bundan. çalışmam lazım artık :(

film izlemek, dizi izlemek, kitap okumak, dışarı çıkmak, arkadaşlarımla buluşmak, müzik dinlemek ve hatta işe gitmek istiyorum amaa ders çalışasım yok. hepsini yapmak istiyorum, çok üzülüyorum.
mevsimbaharı mevsimbaharı
bu aralar burada daha çok giri yazıyorum. zaten düzgün bir şey de yazmıyorum ama yazmanın gücüne inanmaya başladım. bir şeyler yazınca saçma da olsa rahatlık hissediyorum ve yapacağım işler de daha çok verimlilik sağlıyorum. özellikle canım sıkılıyorsa bu daha çok etkili oluyor. esasen mevzu burada okunmak ya da oylanmak değil. mevzu kendi değişimini görmek ve stresini atmak. şimdi de biraz rahatladım sayılır.
bu arada dikkatimi toparlamak neden zor bilmiyorum ama ilgimi yapacağım işlere veremiyorum. aynı anda birçok şey düşünüyorum. bir yerde bedenim dursa da aklım birçok yerde. hep daha başka şeye baktığımdan herhalde yaptıklarımdan verim almam azalıyor. iyice manyak oldum sözlük. girideki yazdıklarım ilişkili mi bilmiyorum.
pyramid pyramid
bu başlığı bir süre kilitlemeye karar verdim; neyse, itiraf bu değil. ben saçmasapan cümleleri, tespitleri ve becerisizliklerini vs. komiklik haline getirip çevremdekileri güldüren bir insanım. çevremdeki insanları mutlu görmek beni de mutlu ediyor. çünkü özünde melankolik bir varlığım; aslında bütün bu komiklikler de kendimi 'kaldırmak' için icat ettiğim bir bakış açısından ibaret ve bu bakış açısının doğurduklarını başkaları ile paylaşıp onların da mutlu olduğunu görünce devam ettirdim sadece. ama gel gör ki, bir kavram var ya 'be vulnerable' diye. ha işte onu yapmak, bu benim yaptığımı yapmaktan daha çok cesaret istiyor. kendimi ya da başkalarını kandırıyorum diye düşünmüyorum; paylaşımda bulunduğum insanlar aynı zamanda ne kadar melankolik bir varlık olduğumu da biliyorlar aslında. ama ne kadar bildiklerini, bazen ne kadar depresyona bulandığımı da biliyorlar mı, emin değilim.. işte çizgi orda, işte 'vulnerable' olma hali orda; çünkü o noktada açılmak zorunda kalmak büyük bir risk. yardıma ihtiyacım olduğu anlarda etrafımda kimseyi bulamadığım zamanlar çok oldu mesela. hadi onu geçtim, üstüme kendi sorumluluklarını, kendi dertlerini üsteleyen 'arkadaş' lar hayatı zindan ettiler bana; bilmiyorum hiç fark ettiler mi.. belki de hiç etmediler; onlara göre sadece 'basıp gittim' belki de... halbuki ilk 'hiçe sayılan' bendim.. ama yıllar geçtikçe anladım ki, aynı olayların tekrar tekrar yaşanmaması için, daha çok, belki sadece o 'an'larda değil, daha zamansız ve mekansız olarak 'vulnerable' olmam gerekiyor.. bu yaşımda ancak bunu öğrenebilmiş olmam, belki bir parça cesaret kazandığıma, belki bir parça 'kendimden vazgeçtiğime' işarettir.. hangisi bilmiyorum ama tespitim doğru gibi geliyor..
benkendimveben benkendimveben
ev arkadaşım ile ilgili twitter'da atıp tutuyorum kaç zamandır adamı evden uzaklaştırmayı beceremiyorum git diyemiyorum hıncımı sinirimi sosyal medyaya anlatarak çözüyorum ve bu çok ahlaksızca bir davranış biliyorum.
micro cuts micro cuts
kendimi kötü hissettiğim zamanlar bildiğim bi yere gidip oranın bilmediğim ne kadar sokağı varsa yürümeye başlıyorum hepsini. o kadar çok yürüyorum ki en sonunda bilmediğim bi yerde buluyorum kendimi. mutlaka karşıma park benzeri bi yer çıkıyor, oturuyorum. sonra diyorum biri beni geri ışınlasa. bu kadar rahatlamış ya da en azından kendini bi anlığına da olsa soyutlamışken kat ettiğin yolu geri yürümek sanki tüm sıkıntılarını tekrar hatırlamak gibi oluyor. bari her güne bi ışınlanma hakkımız olsa keşke.
psikopatpapatya psikopatpapatya
sözlük ben sma hastasıyım, şu ilaç olayında hep mutlu olmakla korkmak arasında kaldım. ailem başvuralım diyor. sanırım beni ben yapan şeyden ne kadar şikayet etsem de onun kölesi olmuşum. başka bir insan olacakmışım gibi geliyor.

ölelim mi?
1
saçlarınkadarbeyninolsakeşke saçlarınkadarbeyninolsakeşke
küçükken kuzenimle birlikte bir akrabamızı msn üzerinden işletmiştik. çoçuğu aşık edip ayıracak kadar uzunca bir süre devam etmişti. dizi gibi senaryolar kurmuştuk. hala bu bizim küçük sırrımız. kuzenim şu an nişanlı. diğer akrabamız evli iki çocuklu. bir araya geldikçe gülme krizine giriyoruz.

(2008)