işte öyle bir şey

1 /
tenekeci tenekeci
anlatmak istersiniz ama anlatamazsınız..bırakın bir başkasını, kendinize anlatmaktan bile acizsinizdir..önce çabalar, iki kelimeyi yanyana getirip ifade etmeye uğraşırsınız; ama nafiledir çırpınışlar..içinizdekiler kalıverir olduğu yerde..dudaklarınızdan dökülebilen; deriiiin bir "işte öyle bir şey" olur sadece..hiç bir şey söyleyememiş olsanız da anlayan anlamıştır aslında..neyse çok karıştı sanırım..işte öyle bir şey..
hell guardian hell guardian
öyle bir şeyi ancak bu kadar güzel anlatır tüm bu dizeler. dilin tam ucuna kadar gelen sözcükler aniden seller gibi akıp çıkacağına birden insanı terkeder ve sadece karşı tarafa "...ya işte öyle bir şey..." yankılanır. aslında bu lafa muhtaç olan biri karşısındakine bu dünyada kendi sevgisini, ne kadar büyük olduğunu, tarif edebilecek hiçbir varlık bulamadığını ispatlamış olur bir bakıma.
yüzünüz bir an duraksar, mimikler durur, sonra mahçupça "işte öyle bir şey"
gülümsün gülümsün
bir şey vardır, anlatamassın... anlatsan da yeterli gelmez, dahası da var bunun dersin... seni anlayan anlar ama sen ısrarla anlatmak istersin.


ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?

bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.

bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum

işte bunun gibi bir şey olsa gerek...
kahraman inek öce kahraman inek öce
erol evginin bu parçasında dikkat ettiğim bir bölüm. şimdi önce yağmur yağar arkasından gök gürlerde peşinden şimşek mi çakar bu işte bi terslik yokmu yahu???
kurdılı hıcazkar saz semaısı kurdılı hıcazkar saz semaısı
sene 2001'di. benim ve yakın bir arkadaşımın hayatı sadece siyah-beyaz olarak gördüğümüz, duyduğumuz, algıladığımız zamanlardı. çok güzel bir eylül akşamıydı. beşiktaş-istanbulspor maçı için gümüşsuyu'ndan aşağıya inmiş tıngır mıngır beşiktaş'a gidiyorduk. kazana yaklaştıkça bir ses geliyordu kulağımıza ancak ne dendiğini tam kestiremiyorduk. tabii yaklaştıkça sözler daha da anlaşılmaya başladı.

bir yandan sallanan bayraklar, bir yandan ''hani'' ile başlayan cümleler. öyle gittik stada, stada vardığımız zaman da devam ettik söylemeye. bir alt taraf söylüyordu bir üst taraf. ancak birkaç zaman sonra pek dile gelmedi bu tezahürat. hala ara ara söylenir.

bu arada o maçı 0-1 kaybetmiştir. buradan kajer denilen kaleciye de selamlarımı iletir, gözlerinden öperim.
miherria miherria
bulutlar yokmuşçasına ay ın göz bebeklerinin içine içine baktığı bir gecede... küçük ayrıntılar, küçük izler, küçük yaşanmışlıklar, küçük küçük hisler bir resmin bütününe eşlik eder, ortaya büyük bir tablo çıkar.. kabullenmeyi görev edinip, bunun için uğraş veren bir şahsiyetin başaramadıklarının utangaçlığıyla keşkeler geçer zihinden..
'keşke farklı an larda farklı izdüşümlerimizi yaşayabilseydik' der içindeki avaz avaz... söz verirsin kendi kendine kaçmayacağım bu kez.. uyandığımda utansam da kaçmayacağım kendimden, senden ve senli fikirlerden... kalp ve beyin ortak bir iradede buluşup sözcük pompalar sevdiceğinle ilgili bu anlarda... der ki: 'hadi bu kez farklı olacak bu kez daha da farklı. biliyorum biraz paronayak biraz dengesiz, biraz sabırsız, biraz kız çocuğu, biraz biraz insan ama fazla fazla aşık biriyim. tüm birazların toplamı fazla karışığım anlayacağın. bilirim sicilim kötü ama biraz şansa ihtiyacım var. çok uğraştım bedelini ödemeye razı olmaya ama ne zaman iradeli olabildimki? senli fikirlerle yürürken titreyen dizlerimin suçu tüm bunlar evet evet onların suçu... hadi bir gayret bekliyorum. teklif yok ısrar var yanımda ol' der. saçmaladığını bilse de der. bünyede bastırdığı duygular ummaz anlar da devinim yapar utanır, sıkılır, kızar, ama engel de olamaz. yani nasıl denir? işte öyle birşey.
paralarpullar paralarpullar
içinde ibretlik bir mantık hatası barındıran şarkıdır.

hani bir yağmur yağar da bazen
hani gökgürler ya arkasından
hani şimşekler çakar peşinden
işte öyle birşey

dizelerinde sesin, ışıktan daha hızlı olduğu iddia edilmiştir. ayıp.
cuore sportivo cuore sportivo
bir melih kibar kolay yetişmiyor.

70li yıllara ait pop şarkılarının çoğunu beğenirim, efsanevi 90lar türkçe popuyla bile kapışır, hatta nezdimde ezer geçer bazı yeşilçam filmlerini sırf bu müzikler yüzünden izlediğim bile vakidir.

insanlar melih kibar'ı hababam sınıfı müziğiyle hatırlar ama ben bu şarkıyla hatırlarım. zamanının ötesinde bir şarkı, 50 sene sonra da insanlar bir platformdan bulup dinleyecek eminim buna.

hani ıssız bir yoldan geçerken
hani bir korku duyar ya insan
hani bir şarkı söyler içinden
işte öyle bir şey.

bilmiyorum reddedilme korkusunu daha güzel anlatan bir şarkı yazılmış mıdır dilimizde ama ben böylesine daha önce rastlamadım.
yalnızlıkömürboyu yalnızlıkömürboyu
bir erol evgin şarkısı.
geçen gün radyoda dinledim.
daha önce hiç anlamak için dinlememişim meğer bu şarkıyı.
içerisinde ne kadar güzel "hani"ler barındırıyormuş meğersem..
-hani ıssız bir yoldan geçerken
hani bir korku duyar da insan
hani bir şarkı söyler içinden
işte öyle bir şey

-hani eski bir resme bakarken
hani yılları sayar da insan
hani gözleri dolar ya birden
işte öyle bir şey

-hani yıldızlar yanıp sönerken
hani bir yıldız kayar ve insan
hani bir telaş duyar ya birden
işte öyle bir şey

söz yazarı çiğdem talu'ya rahmetle birlikte özürlerimi de gönderiyorum; şarkıyı ezbere dinleyip, ezbere söyleyip, derinine inmediğim için.


bu şarkı senden bana olsun...
(bkz: şarkı tutmak)
1 /