istihza

recai pengül recai pengül
altta kalmamak adına zorlayalım:

"istihza ironiktir(!)" demek ironiktir. söylenen şey aslında doğru olmasına rağmen, istihza belirten ünlem yüzünden havalı kelimeler kullanıp karizma yapmak isteyen kişinin ironik bir şekilde çuvalladığını görürüz.
figoretto figoretto
yazılı veya sözlü metindeki istihzayı algılamak ve müstehzi yazar veya konuşmacı tarzının algılanması bizim kültürümüzde -en iyimser yaklaşımla- yavaş gelişen ve belki de hatta hiç gelişmeyip gerileyen bir süreçtir. bunun bir çok nedeni sayılabilir. ancak birinci nedeninin esnek ve eleştirel düşünceye açık olmayan eğitim ve kültür anlayışımız olabilir. bunun neden böyle olduğuyla ilgili kapsamlı bir çalışma ve araştırma bildiğim kadarıyla yok. lakin, zehra ipşiroğlu'nun 1989 yılında afa yayınları'nda çıkmış "düşünmeyi öğrenme ve öğretme" adıyla yayınladığı küçücük ama devasa derinliği olan kitabında, 1980'li yıllarda istanbul üniversitesi, alman dili ve edebiyatı öğrencileri arasında yaptığı bir deneyin sonuçlarından bahseder. kısaca, bu deney için şair ve yazar, aynı zamanda sanat eleştirmeni de olan ferit edgü'nün 'çok ince bir alaylama [yani istihza] ile kaleme aldığı "türk politikacılarının kültür ve sanatla ilişkileri" adlı deneme yazısını' seçer. bundan sonrasını kitaptan aynı şekilde aktarıyorum:

"yazıyı yazarın adını vermeden öğrencilere okudum ve onlardan bu yazıdan ne anladıklarını açıklamalarını istedim. bu yazı hem yazınsal bir metnin okunup değerlendirilmesi hem de gerçeklere yapılan somut göndermeler açısından önem taşıyordu. bakalım öğrenciler yazıyı doğru anlayıp değerlendirebilecekler miydi? bu girişimime üniversitedeki arkadaşlarım güldüler ve üniversite düzeyine gelmiş bir öğrencinin böyle bir yazıyı yanlış anlamasının olanaksız olduğunu söylediler. ben aynı görüşte değildim.

"sonuç gerçekten beklenmedik derecede çarpıcıydı. yazıyı 92 öğrenciden sadece 4'ü anlamıştı. geriye kalan 88 kişiden 11'i yazıda ileri sürülen düşüncelerle gerçekler arasındaki kopukluğu ayrımsamış, 77 kişiyse yazıdaki görüşleri olduğu gibi alımlamıştı."

aynı çalışma boğaziçi üniversitesi'nde de yapılıyor o sırada. ve ferit edgü'nün metnindeki istihzayı anlamayanların ortalaması istanbul üniversitesi'ndeki öğrenciler ile birlikte %65'in üzerine çıkıyor. bu çok hazin bir oran gerçekten. çünkü metindeki ince alayı algılayamayan gençler ülkenin en iyi bir kaç üniversitesinden ikisinde okuyan öğrencilerdi. belli bir eğitim ve başarı yüzdesini yakalamış kişiler olarak bu kadar başarısız olmalarının gerisinde yatan nedende büyük oranda skolastik [yani ezbere ve bilgi aktarmaya dayalı, eleştiriden uzak] eğitim anlayışını payı vardı. ve bu anlayış, yabancı dil öğrenmeden tutun da tıp veya mühendislik eğitimine kadar yayılmış ve köklenmiş durumda. bu nedenle, istihza içeren bir yazının, hele bu sözlükte böyle bir dille yazılmış girinin anlaşılmasını beklemek çok -ve hatta safdil- bir iyimserlik olur.
----------
söz konusu yazı:







kaynak: "düşünmeyi öğrenme ve öğretme" zehra ipşiroğlu, afa yayınları (1989)
----------
bir kaç da link atayım tam olsun:

1) gençlerle iletişimde okumanın yeri | müge iplikçi | gazete vatan geride polemiklerle bıraktığımız bir gençlik bayramının ardından sizlerle ilginç bir kitabı paylaşmak istiyorum. zehra ipşiroğlu'nun türkiye ve alm... gazetevatan
2) gelin birlikte düşünelim gelin birlikte düşünelim 06/09/2009 - gaile : [email protected] gelin birlikte düşünelim ahmet güneyli [email protected] bizim öğ... alternatifim
3)

4) eleştirel düşünme ve soru sorma stratejileri eleştirel düşünme genellikle olguların ve bulguların sürekli eleştirilmesi ve sürekli yanlışlamalar bulmak olarak kabul ediliyor. oysa ki eleştirel... guneslibirgun
------------
kandırılmışlık kraliçesi kandırılmışlık kraliçesi
" en küçük parçamızı bile istihzaya emanet edemeyiz. haindir. oynar ve elinden düşürür. merhamete hiç bir zaman vekalet edememiştir. dibe inemez. fenomende kalır. zıtlıkların kavuştuğu noktadan uzakta, görünüşler planında eğlenir ve oyalanır. sevimli fakat sadisttir istihza. öperken ısırır. bazen de koparacak kadar "

peyami safa / yalnızız