it chapter two

driving einstein driving einstein
çok güzel bir gerilim/dram filmiydi... aslına sadık ve psikolojik çözümlemeleriyle beraber ''it''i yani palyaçoyu kullanarak çok şey anlattı almak isteyene. jumpscare ile korkuya alışıklar sevmeyebilir. stephen king'i ve yapımlarını seviyorsanız kesinlikle gidin ya da izleyin. stephen king stan lee gibi küçük bir sürpriz de yapıyor filmde. çocukların büyümüş halleri, flashbackler, korkuların üstüne gidilmesi ve aniden artan gerilim(sinema salonunun da etkisiyle) çok güzeldi. duygulandığım yerler de oldu gerildiğim de.

anabelle, uzatılmış conjuring filmleri, jumpscare korku filmleri ve özellikle türk korku filmlerini(alayı) sevenler gitmesin, beğenmez. onlara göre değil. bill skarsgård ve james mcavoy dahil oyunculuklar çok güzeldi. kurgu ve senaryo zaten mükemmel. yalnız it'in ilk filmini izleyip gidin ya da olayı okuyun. gerçi referanslar var çok ama sinemada çok kötüydü diyen dallamalar ve sinemada nasıl film izlenir bilmeyenler beğenmedi. olay bilinirse max zevk alınır. 10 üzerinden 9 kesinlikle. ilk filmi şok etkisi yaratmıştı bende mükemmelliğiyle. bu film daha çok dram ve psikolojik gerilimken ilk gerilim saf gerilimdi. korkmak için değil gerilim izlemek için gidin derim
mgun mgun
iyi güzel de bu film nasıl 3 saate yakın olabilir? tüm kitabı anlatmışlar herhalde... ilkini izlemesi zaten zor olmuşken bunu izlemesi daha da bir sıkıntı yaratacak gibi... şu filmin kısmen de olsa bir koulrofobi başlatmama ihtimali çok düşük yani...

ayrıca grindhouse'tan sonra (nasıl olmuşsa o da korku kategorisinde değerlendirilmiş - 3s 11dk) bunun da 2 saat 49 dakika ile tüm zamanların en uzun metraj korku filmi olarak listeye 2. sıradan girme ihtimali de var...

itler!
akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez akşam yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez
korku filmi sevmeyen biri olarak beğendiğim filmdir. bazı cevapları (hepsini değil) bulmamızı sağlamış olması nedeniyle ilkinden daha çok sevdim.

kitabında bazı kısımlar farklı ve açıklanmayan bazı şeyler daha detaylı anlatılmış. neyse puanım 8/10.
breakthrough breakthrough
kitapların film uyarlamaları hiç bir zaman başarılı olamıyor çünkü kitap okunurken okuyucu kendi hayal dünyasında kendi kendine canlandırırken olayları karakterleri, bir filmde başkasının hayal dünyasının yansımasını izlemek zorunda kalıyor ve genelde de hüsran yaşıyor. şuana kadar kitabını okuduğum ve sinemaya uyarlanmış hiçbir film yok ki istisna olsun. film çekilmeden önce yazılan kitabı okumamış olanlar filmi sevebiliyor beğenebiliyor ama kitabı okumuş biri için film zaten hiç bir süpriz barındırmadığından belki de, belki de gereğinden fazla detaya girildiğinden keyifli olmuyor. bu film de bu yüzden ilk film gibi beni etkilemedi. hatta keşke izlemeseydim bile diyebilirim. ama tabi ki zevkler ve renkler tartışılmaz. siz siz olun kitabını okuduğunuz bir sinema uyarlamasını izleme riskini göze almayın, ama şu da var artık son zamanlar hiç güzel yeni film çıkmıyor insan bazen de mecbur kalıyor alternatifsizlikten.