iz bırakan şiirler

2 /
antreneur antreneur
bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
sevgiler bekliyor sürekli senden.
insanın bir yanı nedense hep eksik
ve o eksiği tamamlayayım derken,
var olan aşınıyor azar azar zamanla.

anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

anılarım kar topluyor inceden,
bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
ama yine de unutuş değil bu,
sızlatıyor sensizliği tersine.
senin kim olduğunu bile bilmezken.

sevgiden caydığım yerde darıl bana.



metin altiok
dişte kalan maydonos dişte kalan maydonos
"şarkılar söylemişim pencereden,
uyanıp uyanıp yine dalmışım.
biletim üçüncü mevki,
fakirlik hali.
lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
sana sapancadan bir sepet elma almışım.."

turgut uyar
the crimson idol the crimson idol
bir masal
bir taş ağırlığında olabilir mi?
olurmuş meğer.

birlikte bir masala inanmak istedim
ben seninle, sadece bu.
sen beni tek
tek
tek
bıraktın.

benim artık taş taşıyacak,
taş kaldıracak, taş atacak
halim mi var!

birhan keskin
antreneur antreneur
göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım,
canım benim üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy
bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü benöyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu........
oyyy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içeride...
ben dışarda.....
oyyy mahpusluk mahpusluk...
antreneur antreneur
"gözlerinin rengi gibi
yüreğinin rengi gibi
saçların da kendi renginde

ama ben, ellerini gördüm önce
toplayan, düzelten, onaran ellerini
dokunduğuna soluk aldıran
telâşlı, usta, sevecen ellerini

geç anladım ve inandım
her gün daha çok inanıyorum
ellerin, güzel işlerin karıncası
ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak"

süreyya berfe
annabel within a dream annabel within a dream
"... nedir ben bilemem ki
belki bir rastlantıdır da ondan mı sevdanın yeri
en yakın yeri
en uzak yeri
bitmeyen yeri
bitecek yeri
fark edilmez zaten anlaşılmış sevdanın
anlaşılmaz sevda ile bütün ekleri..."

bir su yılı denebilirdi / edip cansever
actions speak louder than words actions speak louder than words
dayılanacak bir şeyi olmayan kabadayılardık,
bunalım çocuklarıydık.
ve babalarımız yada büyük babalarımız gibi olmayacağımıza yemin ederdik.
çıkacaktık bu bataklığın ve yapaylığın içinden.

vardı bildiğimiz bir şey.
karanlıkta oturup kafa çekerek
sigara tüttürürken
vardı bildiğimiz bir şey.
oraya hangimizin önce varacağıydı bütün mesele.

sigaramızın uçları parlardı karanlıkta.
olabildiğimizce mükemmel.
bıçak gibi yarardı kahkahalarımız
salak havayı.

1935'in los angels'ında.

-bukowski
clitor eastwood clitor eastwood
del'olunca el değmedi,
şu dolaptan al bardağı.
kör olunca göz görmedi,
karşıdaki dal yarrağı.

gitmeyince yar gelmedi,
sarmadı ki bele şalı.
uzattım da ah değmedi,
almadı ki ele malı.

dermeyince gül vermedi,
mundar etti arı balı.
gülmeyince yar sevmedi,
göçtü gitti geçen salı.

her şiyirim iz bırakır...
soğanınağlatamadığıadam soğanınağlatamadığıadam
perde kurduk ışık yaktık
oynatırız gölge hayal
gerçeğin aynasıdır bu perde
sanılmaya martaval.

karagöz hacivat gölge oyunu başlamaden önce okurlar bu şiiri.
yaklaşık 20 yıl önce duymuştum.
aklımdan çıkmadı.
demekki iz etmiş .
2 /