johan neeskens

1 /
jugador jugador
efsanevi hollandalı orta saha oyuncusu. her ne kadar ajax'ta parlayıp daha sonra barca forması giyse de, kendisi barcelona ile özdeşleşmiştir. şimdilerde de rijkard'ın yardımcılığını yapmaktadır barcelona'da.

ajax formasıyla 124 maçta 33 gol, barcelona formasıyla 141 maçta 35 gol ve new york cosmos formasıyla 94 maçta 17 gol atmıştır.

frikik ve penaltı atışlarıyla ünlüdür ayrıca.
substance substance
kendisi galatasaray'ın başına td olarak geçse kimse üzülmezdi. rijkaard kadar olmasa bile herkes çok mutlu olacaktı.

düşünün ki bu adam rijkaard'ın yanında geliyor. galatasaray'da yardımcı antrenör olacak. allllaaaaaaahh!!!!!
jugador jugador
belki de dünyanın en iyi asistan menajeridir* kendisi. galatasaray'a rijkaard'ın gelmesinden çok kendisinin gelmesine sevindim. umarım bu sezon olduğu gibi önce yardımcı antrenör sonra teknik direktör yolun yarısındayken gönderilmez.
görüşuzmanı görüşuzmanı
pes 5'ten buyana klasik hollanda' da ,rijkaard la birlikte takımımın değişmez oyuncularındandır...şimdi bir gs 'li olarak bu adamlardan gol atmak daha zevkli olacak.
sycrone one sycrone one
hazırlık maçlarından gördüğümüz kadarıyla bir yardımcı antrenörden daha fazlasını yapmaya başlamış kendisi. saha çizgisine kadar gelip oyunculara bağırmalar, direktif vermeler falan. bir yanda rijkaard bir yanda neeskens. ne güzel şey yarabbi.
vercignatorix vercignatorix
yazılan bu kadar şeyden sonra birkaç şey demezsem patlarım..

ulan çıkıp da bu adama da 'amatör kardeşim,futbol böyle bir oyun,olur böyle şeyler' diyorlar ya.johan neeskens bu adam arkadaş,bak duymadıysan bir kez daha tekrarlayayım..johan neeskens.'70 lerin efsane hollanda milli takımı nın en iyi oyuncularından birisiydi bu adam,avrupa futbolunun en elit oyuncularından birisi,dünyanın en iyi takımlarında oynamış,teknik direktörlük,teknik direktör yardımcılığı yapmış,en saygın futbol adamlarından birisi.bu adamın sıçtığı bok kadar profesyonel olamayacak olanları baştacı etmiş bir memleket burası..

her fırsatta çıkıp galatasaray hakkında doğru-yanlış olsun olmasın farketmeden saldırmanın yollarını arayan hakan ünsal a da buradan seslenmek istiyorum..hakancığım,neeskens i dünya tanıyor,saygı gösteriyor.sence senin iki lafınla adamın kıçındaki kıllarda bile bir titreme olmuş mudur?he güzelim,ne dersin?
tatito tatito
rijkaard'la iyi polis - kötü polis'e benzer bir ilişkide takımı yöneten adam.

rijkaard daha ağırbaşlı, daha soğukkanlı dururken, takımı fişekleyen, kenarda bağıran, takımının oyuncusuna öküz evladı gibi tekme atana dalabilen bir adam bu.

sıcak ile soğuk suyun karışımı gibi rijkaard'la olan durumu. ortaya çıkan ılıklık güzel, hoş.
victorious forever victorious forever
başarısız geçen sezonu değerlendirirken yaptığı tespitle tekrar saygımı kazanmış futbol adamı.arda turan önderliğindeki takımın neden çuvalladığının resmini çekmiştir.arda kardeş, tribünlere oynamak, herkes tarafından sevilmek için, herkesle haddinden fazla laubali oluyor ya, işte onu anlatıyor. ne demiş, buyrun okuyalım; "anlayamadığım beni çok şaşırtan birşey daha var. içeride olsun dışarda olsun karşılaşma yapacağımız sahaya gittiğimiz zaman futbol sahasına çıktıklarında futbolcular bir birleriyle karşılaşıyorlar birbirlerine sarılıyorlar, şakalaşıyorlar, öpüyorlar. doğal olarak bizim oyuncularımız galatasaray'da oynamalarından dolayı diğer oyuncuların belkide gıptayla baktıkları oyuncular fakat bu sarıldıkları oyuncular müsabaka sırasında bizim oyunculara gayet sert müdahalede bulunuyorlar bizde bunu anlayamıyoruz. biz de futbolcularımızdan bunu yapmamalarını rica ettik. bir örnek vereyim, benim dönemimde feyenoord'da oynayan sol ayaklı bir oyuncu vardı. çok sevdiğim bir oyuncuydu. milli takım'da da beraber oynardık. fakat ben ajax'ta oynadığım zaman oraya gittiğimizde tünelde maç başlamadan önce saha içinde hiç onu görmezdim, bakmazdım bile. maç biterdi birbirimizi tebrik ederdik. biz de oyuncularımızdan bunu rica ettik; hala yapanlar var bunu yapmamalarını istiyoruz. maç bittikten sonra gitsinler tebrik etsinler birbirlerini. mesela fenerbahçe ile oynadığımız iki musabaka sahaya çıktık; sahaya atılanlar su şişeleri ondan sonra bakın maç ne kadar gergin geçti burdaki maça bakın; sahaya geldiler bizimkiler gitti onlara sarıldı. olmaz."
regulus regulus
bu sene herkes hatayı kendinde aramalı, bizim de oyuncuların da pek çok suçu var, ana temalı upuzun bir konuşmada, sakatlanan oyuncularlardan bahsederken kullandığı, mesela emre kart bile görmedi sözü alınarak, muazzam spor medyamız tarafından neeskens suçlu emre dedi diye lanse edilmektedir. (haberi biraz daha dikkatli okuyunca, neeskens'in doğrudan emre'den bahsetmediği, röportajda özellikle sorulması üzerine bu cevabı verdiği de görülebilir)
fb-gs-bjk forumlarında bir kuraldır ki hürriyet'den link verilmez, zira allah bir dese inanılmayacak adamlardan oluşmaktadır hürriyet spor servisi.
normalşartlaraltındaveodasıcaklığında normalşartlaraltındaveodasıcaklığında
galatasaray'a karşı duruşu hep aynı saat kıvamında kalan hürriyet gazetesinin iyi niyetinden öte şöyle şeyler de olabiliyor zaman zaman, dedirten efsanevi futbol adamı.


ahanda buyrun buradan yakın, link mink bilmem kafam güzel:

'' hollandalı antrenör, galatasaray dergisi’nin haziran ayı sayısında yer alan röportajında, başarılı olamamalarında takımdaki herkesin sorumlu olduğunu ifade ederek, "bu sezon için çok üzgün olmalıyız. en azından lig şampiyonu olabilirdik, olamadık. bu herkesin suçu. hem teknik heyetin, hem de futbolcuların. bazı noktalarda oyuncularımın da kabahatinin olduğunu düşünmüyor değilim. hepimiz, aynanın karşısına geçmeliyiz. bazı maçlarda niteliklerinizin tamamını sahaya yansıtamayabilirsiniz. bu maçlardan mağlup da ayrılabilirsiniz, olabilir, sorun değil. ancak şunu sormanız lazım, ’sonuna kadar mücadele ettik mi acaba’ bunu hepimizin sorgulaması gerekir" diye konuştu.

johan neeskens, en çok sarı-kırmızılı taraftarlar için üzgün olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"çünkü biz, türkiye’nin en iyi taraftarına sahibiz. ben futbolculuk kariyerim boyunca hiç böyle bir kalabalık karşısında bulunmadım. barcelona’da her maçı 110 bin taraftar önünde oynardık. ama bu 110 bin taraftar, ali sami yen stadı’ndaki gürültüyü çıkaramazdı. bizim taraftarımız, 90 dakika boyunca sürekli tezahürat yapabiliyor. bu çok önemli. futbolculuk kariyerimin bir bölümünde onların önünde oynamayı çok isterdim. bu taraftar, bir futbolcu olarak benim böylesine arkamda yer alıyor olsaydı, değil 90, 120 dakika boyunca hiç durmadan koşabilirdim. yine de bir avantajımız var artık. geride bıraktığımız bir yıldan sonra, türkiye şartlarına daha hakimiz. rakiplerimizi tanıyoruz, kulübümüz ve takımımız için neler yapmamız gerektiğini daha iyi biliyoruz. dolayısıyla, yeni sezon için düşünebileceğimiz yegane sonuç, işlerin bu sezondan daha iyi gideceği olacaktır."
oyunculuk yıllarında göze hoş gelen, çekici hücum futbolu felsefesi içerisinde bulunduğunu anlatan neeskens, şunları kaydetti:

"biz aynı futbol felsefesini galatasaray’da da devam ettirmek üzere buraya geldik. ancak zamana ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. 4-3-3 sistemi göze hoş gelen hücum futbolunu oynayabilmek için en uygun saha içi dizilişi. türkiye’ye geldiğimiz zaman, gördük ki, hiçbir takım bu şekilde oynamıyor. genellikle 4-4-2, 4-4-1-1 veya 4-2-3-1 gibi sistemler uygulanıyor. dolayısıyla, daha önceki futbol kariyerleri boyunca hiçbir zaman 4-3-3 dizilişi içerisinde yer almamış veya yeteneklerini bu şekilde geliştirmemiş oyuncularla, böylesi yeni bir sistemi yerleştirmeye çalıştığınızda bazı uyum sorunları yaşamanız doğaldır. ancak bu sistemin içinde büyümüş, futbolu bu sistemle oynayarak öğrenmiş oyuncuların göze hoş gelen hücum futbolu oynayan takımlara kolaylıkla adapte olabilmelerinin asıl nedenleri de bence bu 4-3-3 dizilişidir."


futbol felsefesiyle ilgili soruları da yanıtlayan hollandalı antrenör, futbolun çok basit bir oyun olduğunu dile getirerek, "top sizdeyse rakip gol atamaz, bu bir. ve top asla yorulmaz, bu da iki. bizim basit futbol oynamayı öğrenmemiz gerekir. tek pas veya kontrol pas. ancak kendi yerinize topu koşturduğunuzda, oyuncu olarak yer değiştirmeyi bilmeniz gerekir. ’iyi oyuncu, maç boyunca ileri geri metrelerce depar atmalı’ değil demek istediğim. pas verirsiniz, daha sonra da pas alabileceğiniz en uygun yeri seçerek oraya doğru hareketlenirsiniz. barcelona’nın oyun sistemine baktığınızda, topu alan oyuncunun çevresinin hep boş olduğuna dikkat edin. bu oyuncu, bir önceki pası verdiğinde zaten avantajlı konumu sağlamış, gerekli pozisyonu korumuştur. öte yandan topu aldığında ise kendisine müdahale edebilecek herkesten uzaklaşmayı bilmiştir. siz topu takım arkadaşınıza verdiğiniz zaman, o oyuncu topu kime vereceğini kendisi seçmemeli. takım arkadaşınız sizden aldığı pasın ardından topu verebileceği kimseyi bulamıyorsa eğer, bu onun suçu değil, onu çevreleyen diğer oyuncuların kabahatidir"



(bkz: galatasaray dergisi)

(bkz: fanatik)
1 /