kadınların aşk acısı çekmemesi

1 /
öfkeli sirin öfkeli sirin
erkeklere oranla daha az duygusal olmaları ve yeni duruma kolay uyum sağlama yeteneğinden kaynaklı durum.
kadınlar acayip detaycı ve hesapçı olduklarından ilişki bitince ilişkiden maksimum faydayı elde etmiş, gidilebilecek son yere kadar gitmiş olurlar çoğunlukla ilişkiyi noktaladıklarında. ancak geriye dönüp bakmayı gerektirecek hiç bir şey kalmadığı zaman kadın gittiğinden; aşk acısını da kolay atlatır.
nyuu nyuu
bir kadının saniyede binlerce erkek kaldırabilecek olmasından doğan bir sonuçtur.

düşünün ki siz de aşıksınız o da ve ayrılık sonrası 3 ay acı çekip sürünüyorsunuz...
hem ona hem kendinize üzülürken bilmeniz gereken tek şey onun asla yalnız kalmadığıdır. olmaz efenim öyle şey hiçbir kız yalnız kalamaz her yer sevgiye, şefkate ve sekse aç erkek dolu olduğu için hemen kaparlar..
kız istemese bile sonunda ilgiye yenik düşer ve yine mutlu olur, acı çekmez.

siz de güzel bir anı olarak sonsuza dek kalırsınız kendinizi çok özel sanarak.
dünyarüyaiçinderüyadır dünyarüyaiçinderüyadır
kırıp döken taraf genelde erkeklerdir. kadın da tahammül eder eder ama herkesin de bir sınırı var. bu sınırı aştığında terkedilirsin ve sınırı aşana kadar yaptığın hareketlerin hiçbirini kadın unutmamıştır. bu yüzden de yokluğuna alışması kısa sürer. başka insanın varlığı da bunda etkendir tabii.
qatal qatal
duygularının dışavurumlarının anlık, kontrolsüz ve çoğu zaman abartı olmasından kaynaklanmaktadır.
duygu yoğunluğu ile karşılaştırılmamalıdır bu.

erkeğin duyguları içi dolu sabit bir kutudur. dışarıdan baktığınızda içini göremezsiniz, karanlıktır içi ve sıkış tepiş bir sürü şey vardır içinde, havasızdır ve ağırdır bilakis. kadınınki ise bir futbol topudur, şişkin ve içi hava dolu. dışarıdan ellerseniz sert gibi gözükür, yoğun gibi.

kutuya iğne batırırsanız ona hiç bir şey olmaz ama topa batırırsanız patlar ve içindeki hava boşalır dışarıya. toptan eser kalmaz geriye; havası inmiş, eciş bücüş bir şey sadece. sonra o top yamanır bir erkekçe ve şişirilir tekrar. eskisi gibi olmuştur yine, belki de eskisinden daha sağlam.

kutuyu yoketmek için ise üstüne bir balyozla vurmanız gerekir. kutu parçalanır; büyük parçalar, küçük parçalar ve toz zerrecikleri. parçaları tam anlamıyla birleştiremezsiniz hiç. uçuşan tozların, yerleri dolmaz hiç bir zaman. büyük parçalar, küçüklere bağlanmaz tam anlamıyla. o yüzden kutu eksik kalır hep, kutu olamaz hiç bir zaman bir daha. kırık, dökük, mazide bir kutu olmuş, şimdinin ucubesi.
devenin ponponunun ucundaki tüy devenin ponponunun ucundaki tüy
bastan sona yanlış olan önermedir.
belki bazı kadınlar hatta bazı insanlar bağlanamama sorunu yüzünden asık olmayabilir ve dolayısıyla ask acısı çekecek kalbi ve beyni özelliklerden yoksun olabilirler ama bu durumu genele yaymak cok doğru olmaz.
deliyaylaa deliyaylaa
nedeni için belki bu alıntı örnek olur:

yazarı ekşi sözlük-kaknem

.....
kadının aşık olup olmadığı bir sırdır, kendisinden başkası bunu bilmez. anlaşılmaz bir durumdur aşk zaten. ancak kadın sevdiğinde, çok ama çok sever. bir çift kavga ettiği zaman, ertesinde, bir kişi bitkisel hayata girer: kadın. yemez, konuşmaz, gülmez, telefona bakar, bakar, bakar, ağlar. hayatı pause duruma geçer. erkek ise o arada, sevgili dışındaki rutin hayatına devam eder; zira sevgilisiz bir rutin hayatı vardır. kadının dünyası ise erkeğinin etrafında döner. aşık kadın, negatif bir durumda, diğer yarısını falan filan değil kendini kaybeder.

kadın biriktirir. konuşsa da, sussa da; tokat atsa da, saç okşasa da; ağlasa da, gülse de biriktirir. kadın bekler. düşünür, kurar, yorumlar, hisseder, dünyanın dibini görür, göğe çıkar, yere iner, bakar, izler, gülümser, uzaklara dalar, sevişir, uzak durur, "yapma" der, "olmuyor, kırılıyorum" der, "ne olur bizi, beni bitirme" der, "seni seviyorum" der ve karşısındaki gözlerde aşk arar, bekler.
karşısında onu gerçekten seven erkek görmeyen bir kadın, çöküşe geçer. incinir, sorgular, incinir, bir şeyleri düzeltmeye çalışır, incinir, dünyayı gözü görmez, incinir. harbiden incinir. 2 gün yorganın altından çıkmadan dünyaya küfür etmek değildir kadının incinmişliği bu arada. kadının içi kavrulur. gözleri donuklaşır. sesi boğuklaşır. midesi ağrır. kadın çok ağlar.
aşık kadın, sadakatin ta kendisidir. sevdiği adamdan başkasına kör, sağır ve iletişime kapalı olur. geniş omuz gördüğünde her şeyi satacak duruma gelmez, zira o geniş omuzları görmez.
duyuyorum seni "hadi be sen de" dediğini de, ya kadın değilsin, ya aşık değilsin, ya da bir kadın sana hiç bir zaman kör kütük aşık olmamış, ya da sen o aşkı hiç fark edememişsin.

kadın bekler, dünyayı değiştirmeye çalışır, biriktirir, "olur mu?" der, çabalar. kadın, sevgisine sahip çıkar.
sonra kadın, yazının başında alıntıladığım o çiğ hale uyanır: "sevilmiyorum. boşa uğraşıyorum."
ve kadın içine döner. aşkını sorgular. öyle de narindir ki, kendinde eksiklik arar. karşıdakinin çiğliğini bile kendine mal etmeye kalkar. "ne yaptım" der, "ben şunu yaptım, ondan soğudu benden" der, "neyim eksik acaba" der.
arkadaşlarına sorar, haksızlıklarını görmeye çalışır, haklı olduğu tarafları saatlerce, usanmadan, kendini biraz daha iyi hissetmek için anlatır.
zaman geçer, kadın, aşkla usanmışlık arasındaki o çizgide durur ve gerçekten uyanır. sadece ve sadece sevilmiyordur.

kadın gider. gerçekten gider, arkasında toz bırakmadan, sessizce ve ışık hızı ile. kalbinde hala aşk taşıyor-taşımıyor olması fark etmez; kadın tümüyle gitmiştir. bu arada rutin hayatına devam etmekte olan, aldatmalarına/yalanlarına ve her türlü çiğliğine bahaneler üretmek ile meşgul o bomboş erkek bakar ki, kadın gitmiş.
hatta yorumlanmış bile bu:

"erkekler hayattan kopuyorlar..

siz, 1 hafta sonra barlar'da depresyondayım kisvesi altında birilerinin kollarında.. allah belanızı versin."

aşık, gözü dünyayı görmeyen kadını aldatışını normal addeden bir insan, kadının gidişinden 1 hafta sonra başka kollara atılmasını garipsiyor öyle mi?

1 haftası, hatta 1 saati yok, aşık kadın gitti. çok bekledi, sorguladı, uğraştı, tükendi ancak "orada" iken. artık yok. uyandı, gitti. kadın bu; kız çocuklarına, erkeklere ve hatta dünyadaki hiç bir şeye benzemez. fena gider.
geçmişler olsun.
.....

tamamı için:http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=erke%C4%9Fin+a%C5%9Fk+ac%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1+k%C4%B1zlardan+daha+beter+ya%C5%9Famas%C4%B1%2F%2316803623

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=erke%C4%9Fin+a%C5%9Fk+ac%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1+k%C4%B1zlardan+daha+beter+ya%C5%9Famas%C4%B1&a=sr&au=kaknem&g=1&v=1
yazdığımı yeniden yazamam yazdığımı yeniden yazamam
doğrulukla alakası olmayan önermedir.

kadın güçlü görünür. aslında acı çekmesi onun güçsüz olduğu anlamına da gelmez. ama acı çektiğini başkasına hele hele acı çektirene yansıtırsa işte o zaman asıl kaybı yaşayacağını sanır. bu zeki bi kadınsa yaşadığı şeyleri asla unutmaz, unutmadığı sürece de acı çekmeye devam eder. zaman kavramı da hiç bir şey ifade etmez, sen aylar belki yıllar geçti izim bile kalmamıştır diye düşünürken o insan bu acıyla dün karşılaşmış kadar yoğun hissedebilir her şeyi.
playbey playbey
aşk acısı çekmiyor denemez tam olarak. geri dönüş umudu olduğu sürece üzülür. umut bitti mi dünya umrunda olmaz. gerisi hikayedir.
uzun uzun yazardım da, değmez.
1 /