kapadokya

2 /
splendid splendid
rehberin " buranın diğer adı penis vadisidir" diyerek akvadi'de bulunduğumuzu hatırlattığı, sabahları doğa yürüyüşlerine akşamları hayat muhasebeciliğine elverişli ve orta sertlikte depresif doğa harikası bölge.
sycrone one sycrone one
bu bölgeyi turla gidip gezmek aslında çok bir şeye benzemez.

neden peki bunu diyorum? zira eğer gezeceğiniz yörelerde yerel halktan veya gezeceğiniz yeraltı şehri, peribacaları gibi yerlerde görevli bir tanıdığınız varsa çoğu kişinin giremediği, gezemeyecekleri ilginç mekanlara girip gezebilir, tatilinizi daha keyifli ve ilginç hale getirebilirsiniz. turla giderseniz sokmazlar buraya, şurada tapınırlarmış, burada şarap yaparlarmış, burası ağılları varmış der geçer tur görevlisi.

sözün özü; özellikle yer altı şehirleri o kadar çok ki bu civarda, gezilebilenler sadece en meşhurları ve inanın onların da yarısı bile açık değil belki. bazı köylerde evlerin içerisinden halka açık olmayan yerlere inmenin zevki başka şeyde yoktur. sktir edin balonla gezmeyi falan yani. buralı bir tanıdık bulun buraları iyi bilen, onunla gezin.
photographer photographer
kesinlikle ve kesinlikle şu dört tekerli motorsiklet araba kırması zımbırtılarla gezilmemesi gereken cennet!

efendim yok, gerçekten diyorum. bırakın atraksiyon matraksiyon boş işler bunlar. gidin ata binin, ne bileyim 4x4 birşeyler bulun böyle en kocamanından, vadileri onlarla gezin falan... ama asla ama asla o kafamın sığmayacağı yolları olan, bol bol dik inişli çıkışlı-engebeli yollu yerlerde o atv midir btv midir nedir, onlarla gezmeyin! hele hele "rehber" olacak kişinin arkasına sakın ola binmeyin! bak uyardım altı kırmızı çizili puntolu harflerle... şimdi burası sözlük, hani pek belli etmiyor büyük harf puntolu harf falan... sen farsay ki ben bu lafları senin suratına hönkürüyorum "abi bokunu yiyim yapma" gibilerinden...

hani ilk defa sürecek insan tedirgin olur, bir yerleri yemez öyle atraksiyonlu yerlere girip çıkmaya... maşallah ama bu mereti 6-7 yıldır süren insanın arkasına bindiğinizde, roller coaster'a binmiş gibi, 90 ya da 100 derecelik dik yokuşlara bodozlama girmeniz an meselesi oluyor! (hayır, 110 derece diyesim var ama o an çığlık çığlık kızlar vadisi'ni inletmekten beynimin kıvrımları hesap yapamadı... ben tahmini rakam vereyim, siz altıma sıçmama sebep olan yolları düşünün!)

o rehber herifler laf da dinlemiyorlar bu arada ha! gerçi çocuk çok ciciydi, kafa dengiydi falan.. ama yok! gidiyoruz güzel güzel, tırmanıştayız... baktım yol bitti, "herhalde mola vercez, neyse isabet bi' sigara içerim... zaten nikotin komasına girmiştim" diye düşünürkene... ana! bi' baktım benim rehber dümdüz gitmeye devam!?

"laaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnn nereye gidiyosun dursana manyak deli şizofren hayvanat güdümlü yaratık!"

yavaşlayacak oldu... durur gibi yaptı... kandırdı haydut beni! "abla gorkma bişeycik olmaz, bak yavaşladım mehehe" yaptı. yapmaz olaydı, arkasından ben hala "bokunu yiyim dur be ya" diye ağlayacakken -bok-tan sonrasını söylemeye kalmadan hızlandı, bodozlama yokuş aşağı daldı, aynısından bir de bodozlama yokuş yukarı çıkıverdik. "u" yaptık lan resmen!? neyse ki bizim arkadaki araçtakilerin yemedi aynı yolu aynı biçimde inmeye.. hı hı evet, sürmesini yeni öğrenenlerdendiler... onları beklemek üzere durduk... ama duruş o duruş! sigara üstüne sigara! sigara üstüne sigara! hani oracıkta ciğerlerimi mundar edesim geldi!

evet siz siz olun sakın ola rehber mehber diye aynı motorumsuya binmeyin. bırakın o önden skooterla falan gitsin... siz yavaş yavaş, kontrol elinizde gidin. ha beceremeyecekseniz hiç binmeyin, lakin asfalt yok birşey yok...

ufak bir uyarı... öyle cicili bicili giyinip gitmeye kalkmayın. mümkünse mayomsu, bikinimsi askıları olan birşeyler giyin (beyler sizler direk üstünüz çıplak binin). ben şahsen bugün ettim bir mallık, bütün gün tek omuzum açık gezdim; aha da şimdi sadece sol omuzum domates gibi cayır cayır yanıyor. sağ omuz bembeyaz... bir de çapraz askı izi var sol tarafa doğru... durum o ki, bu izler soğuyana kadar daha dekolteli birşeyler giymek yok! rezil olurum vallahi... ayrıca yine cicili bicili şeyler giymeyin, hatta mümkünse kirli şort t-shirt falan giyin... zaten o kadar tozun toprağın içinde bok gibi oluyorsunuz...


ata binmek isteyenler de önce atla tanışın, öyle bugün bana yaptırdıkları gibi bodozlama binmeyin sakın hayvanlara... sonra sizi yokuş yukarılara tırmanırken uçurum kenarlarında aşağı yuvarlamaya kalkarlar bugün gözde kızın bana yaptığı gibi... hayvanı mola yerinde mıncıkladım, okşadım, kesme şekerini verdim de; öyle dönüşümü rahat yaptım.

hı hı evet, aslında bugün çok atraksiyonlu bir gün geçirdim. motorumsudaki kalp krizi yetmedi, bir de altımdaki huysuz atla cebelleştim. yok, hala tek parçayım merak etmeyin. ama gerçekten diyorum, şu yukardaki önerilerimi dikkate alın, sizden iyisi olmaz.

ha bir de üç haçlı kilise'nin yukarısında ahmet dayı'nın yeri var, adam acayip kafa dengi... mutlaka uğrayın! şemsiyenin altında gölgelikte buz gibi biranızı yudumlarken gül vadisi'nin de keyfini çıkarın!
troyalılar türk mü troyalılar türk mü
bugün nevşehir -niğde -kayseri arasında kalan bölgedeki turistik yerleşmeye verilen ad.kapadokyanın sınırları bu üç yerleşimden ibaret sanılsada aslen eski çağlardaki sınırları kuzey doğuda rize,artvin, samsun,sinop,çorum, yozgat,kütahya,tokat'dan anadolu içine kıvrılan konya,karaman,mersin'e iner.sivas,kayseri ve malatya'yı içine alan coğrafya kapadokya bölgesidir.denize bakan kısmına pontus kapadokyası denir.
kapadokya,onu bu kadar özel yapan coğrafi yapısını ,kayseri'nin güneyindeki erciyes dağı (3917m) ve niğde'yle aksaray arasında kalan hasan dağı'nın (3268m) patlaması sonucu yöreye yayılan lavların soğuması ve rüzgar tarafından aşındırılması sonucu oluşan peri bacalarına borçludur. bölge aynı zamanda hristiyanlık tarihi açısından da oldukça önemli bir yere sahiptir.günümüze kadar korunmuş kaya kiliseleriyle ünlü yerleşim, keşiş ve manastır hayatına da şekil vermiştir.çağlar boyu anadolunun önemli uygarlıklarına yerleşim yeri olan kapadokya bugün türkiye'nin cazibe merkezlerinden biri olarak popülaritesini korumaya devam etmektedir.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
feysbuk sayesinde takip ettiğim odur ki, çeşitli call center'lar olsun, karı kocalı arkadaş grupları olsun...bunların yeni gezi mekânı. çok acayib lan, herkes kapadokya'ya gidiyor. gidilsin tabii, bi lâfım yok. net'cede hagaden harika bi yer. böyle yayıla yayıla bir kere daha ben de gezmek isterim; amma içimdeki popülerizm ile savaşanlar derneği kıllık çıkartıyor. onu kapattığım gün, kapadokya'ya tüm "ayh canımss"lar toplansa dahi gideceğim. kendim için yapacağım bunu. benim için büyük bir adım olacak. tısısı.
mutluçokmutlu mutluçokmutlu
başınızda rehber olmadan haftasonu hadi gidelim diyerek giderseniz eğer taş yığınlarından başka bir anlam ifade etmeyen yerdir.

adam gibi rehber eşliğinde ve müze kartınızla giderseniz zira giriş ücretleri uçmuştur tabi birde eylül gibi yaparsanız bu ziyareti gezmekten çok büyük bir keyif alacağınız yere dönüşüverir.
nastasya filippovna nastasya filippovna
tr: güzel atlar diyarı.

atları, şarapları, taş evleri ile beni benden almış olan yer. burada trafik yok, gürültü yok; sükunet ve huzur var. özellikle, gün batımlarında enfes bir manzaraya sahip oluyor.
karveas karveas
avanos; kızılırmağın ikiye böldüğü, çömlek yapımı ile ünlü sessiz, güzel bir ilçe. güveç sevenler için değişik bir lezzet olarak burda testi kebabı denenebilir.
göreme'nin açık hava müzesi ve taş otelleri mutlaka görülmesi gerekir.
uçhisar'ın kalesinin ve güvercinlik vadisinin güzel manzarası görülmeye değer.
zelve'nin açık hava müzesi göreme'dekinden çok daha heyecen verici. özellikle vadiler arasındaki geçişi sağlayan tüneller insanı geçmişe götürüyor.
ürgüp içlerindeki en büyük ilçe. asmalı konak hala ilgi çekebiliyor.
mustafapaşa pek bilinmese de bir çok tarihi yerlere sahip. özellikle saklı vadi'nin (balta'nın yeri)görülmesi gerekir.
turla gezmek en mantıklısı ama araba da kiralanabilir. mesafeler çok yakın. tabiki kapadokyaya gelince balon turunun da unutulmaması gerekir.
lorien lorien
kapadokya bölgesi hıristiyanlığı yaymaya çalışan din adamlarının istilacılardan korunmak amaçlı barınak inşa etmek adına tüflü kayaları oyarak kendilerine gizli şehirler kurdukları gidilmesi görülmesi gereken çok güzel bir bölge. sabah yapılan balonlu turlar her ne kadar ödediğiniz tur bedeli kadar olsa da manzara keyfi bunu insana unutturacak durumda. bölgeye ait anlatılan yüzlerce hikaye var yabancı turistlerin akın ettiği bu bölgede güvercinlik vadisi, göreme açık hava müzesi, yeraltı şehirleri, ıhlara vadisi gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerden.
kapadokya kapadokya bölgesi 60 milyon yıl önce; erciyes, hasandağı ve güllüdağ'ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl... gezente
crazy little thing called love crazy little thing called love
18 gün önce gittiğim, insana huzur veren, gözüme diğer seferlerden farklı gelen, dingin bir atmosfere sahip olan bölgedir. volkanik patlama sonucu oluşmuş ve rüzgarla şekillenmiş 'peri bacaları' denilen kaya parçalarına rastlarsınız her yerde. oldukça otantik bir havası vardır.
kimisi için uzun zamandır yaşamadığı huzuru, aşkı, unuttuğu duyguları yaşatan yerdir.
kimisi için üç dört günlük bir tatil yeridir.
alisvolatpropriis alisvolatpropriis
benim deyimimle ''periler diyarı''. şehirden sıkılmış ve geleneksel bir gezi yapmak istiyorsanız gidebileceğiniz ilk adreslerden biridir. hem kültürel hem de tarih olarak fazlasıyla doyacağınıza eminim. eğer kendi aracınızla gidiyor ve yolda konaklama, vakit geçirme gibi lükslere sahipseniz size önerebileceğim rota şöyle olacaktır;

öncelikle nevşehir'e gidin orada;
* nevşehir'in girişinde 3 güzeller diye anılan peri bacalarını görün ve neden 3 güzeller denildiğini öğrenin, ardından konaklayacağınız otel olarak kafanız karışıksa ve hala bir yer seçmediyseniz akuzun oteli önerebilirim.
* kapadokya bölgesi içinde avanos'u görmeden asla gelmeyin. avanos'ta çanak, çömlek yapın üstünüzü başınızı pisletmekten korkmayın. zira size üzerinize geçireceğiniz bir şalvar ve ardından ellerinizi yıkamanız için su veriyorlar. üstelik herhangi bir yere de elinizin izini bırakmak serbest.
* ardından deve hörgücü şeklindeki peri bacalarını mutlaka görün ve doğal yollarla oluşan bu güzelliklere hayret edin.
* dimrit restaurantta testi onların deyimiyle desti kebabı yemeden dönmeyin.
* turistler için sunset point bizler için gün batımı noktası denilen yere elinizde bir şişe şarapla gidin uçan balonlar eşliğinde muhteşem gün batımının kızılını doyasıya seyredin.
* turasan şarap fabrikasını gezeceğiniz yerler arasında ilk sıraya koyun, şarap tadın, mahzeni gezin ve nasıl yapıldığına dair bilgiler edinin.
* bölge içindeki şehir müzelerini, kiliseleri tararcasına gezin ve görün.
* asmalı konak dizisinin çekildiği konağı görmemek olmaz elbette. mimariye ilginiz varsa bu konak plan tipi olarak dikkatinizi fazlasıyla çekecek.
* yükseklik korkunuz yoksa da uçan balona binin. ama eğer tereddütünüz varsa önermiyorum bile. fazlasıyla yükseldiği gibi inişlerde de sıkıntı olabiliyor panik yapmamanız gerek. uçan balonu süren pilotun söylediklerini ise hem uçuş esnasında hem de iniş esnasında mutlaka uygulayın!
* kapadokya'ya kadar gitmişken yeraltı şehirlerini görmeden dönmek olmaz, bunun içinse derinkuyu yeraltı şehrini öneriyorum. çok cüzi bir ücrete orada rehber olarak bulunan biriyle anlaşın ve onun eşliğinde gezin. yoksa yerin altında gördüğünüz çukurlar, alanlar, odalar hakkında bakarak pek bilgi sahibi olamazsınız.
* dönüş yolunda ise aksaray'a uğrayabilir ve gerçek adı ıhlara vadisi olan ama yine benim gözümde yeryüzündeki cennet diye tabir ettiğim o muhteşem yeri görün.
* dönüş yolundaki ikinci durağınız ise hacı bektaş-i veli türbesini görmek olsun! 3'ler çeşmesinden onun suyunu için ve ruhunuzu arındırın orada.

elbette bunlardan fazla yapılacak daha onca şey var bu bölgede yalnız kısa bir haftasonu tatilene sığdırabilecekleriniz bunlar olabilir...
2 /