karanlık

1 /
tembel tembel
bilinmezlik, gizem, yalnızlık, tehlike, erotizm, deha, delilik şeklinde uzayıp giden bir çağrışımlar dizisini bünyesinde barındıran sözcüktür. bu dizinin ortak paydası olan korku ve merak, karanlık sözcüğünün sömürülürcesine kullanılmasına yol açar: karanlık geçmiş, ruhumdaki karanlık, ayın karanlık yüzü, gücün karanlık tarafı...

böylece, üç hecede koca bir atmosfer yaratma kolaylığı, her küçük ruhun kendine karanlık bir yön vehmetmesine neden olur:"ah! o içimdeki boşluk. o sonsuz karanlık." ve saire.

ve gerçekten de her insanın ruhunda karanlık bir bölge bulunabilir. ancak, maalesef, nasıl ki her insan bir dostoyevski, bir baudelaire değilse, her karanlık ruh da ilginç veya gizemli değildir. ve bazen, çoğu zaman, karanlığın sebebi yalnızca ışığın yetersizliğidir.
zeytin2002 zeytin2002
karanlık...

aydınlığa öfkedir karanlık,
kinin ve ölümün rengidir.
kusar ve kutsar ölümü,
yaşanılacak günlere karşı.
halbuki ölüm, nasıl olsa gelecek,
önemli olan, aydınlıkta insan gibi yaşamak...

aşka düşmandır karanlık,
bıçak gibi keser,
gecenin aydınlığını.
zemheri olur, dondurur sevgiyi,
biter sıcak yataklarda aşk...

korkuyla beslenir karanlık,
korkar...korku salar...
çarmıha gerer aydınlığı
filistin askılarında,
manyetonun kablosunda büyür korku,
kadın ve erkek uzuvlarında;
canhıraş acıların replikleriyle dolu,
ışkence odalarında...

karanlık kindir,
sevdaya karşı;
gündüzün aydınlığını yırtar,
kanatır boydan boya sevgiyi,
kirli, keskin ve uzun tırnaklarıyla...

namussuzca kurulan tuzaklarda,
kahpe faklarında gizlidir,
karanlığın kirli ve onursuz eli.
mertliğe, dostluğa, sevgiye düşman,
yüzü kara, gözü kara, beyni kara...

necat iltaş(1982)
te5ir te5ir
gecenin olmadık bir vaktinde kanar tüm yaralar
yüreğime yüklediği siyahlar ve yaşlar ayrılığın
en çok gece vaktinde getiriyor seni bana
tutunmaya çalışırken ben hayata
yanlış yerlerde aradığımı bile bile çıkışı
yada senden kurtulmak için çırpındıkça
şimdi kimin rüyasında rol aldığını düşünüyorum
yanlış yerlerde arıyor olsamda cevaplarımı
ben en çok başka kadınlara aşık adamlarla sevişirken
seni özlüyorum ..

senin de, gecenin olmadık bir vaktinde
yanlıştı tüm bunlar deyip
o yanlış sokaklardan doğru adımlarla çıktığını hayal ediyorum
o derin suçuluk duygunun boğazına yapışarak
seni çığlık çığlık ağlatıp başını sokaktaki bir duvara dayayıp
can çekişerek ağladığını düşünüyorum
ve bir sonraki yanlış geceler için karanlıklara karıştığını..


şimdi sen yada ben nerede kiminle
önemi yok hala bu kadar acı çekerken
ayrılmak için aşk bitmeli
yanlışlar için doğruların yanması gerekli
aşk hala doğru iken
ayrılık var mı ki , aşk hala yaşıyorsa
benden kurtulmak için kiminle sevişsen,
yeni bir sabaha başladığında hala karanlık olacak sana gökyüzü
ve ben senden kaçmak için kiminle sevişsem
senin karanlığını daha çok özleyeceğim
`
ipek elibol `
yazar gibi yazar gibi
içine itildiğinizde hiç de birşeyleri saklamıyor, aksine apaçık görmenizi sağlıyor herşeyi. kim kimdir, ne nedir? görmek istemeseniz de görecek başka birşeyiniz olmadığı için görüyorsunuz gerçekleri. acı söyleyen dost gibi birşey.
eminsaydut eminsaydut
diller arasında öyle çok fark var ki bazen kelime seçerken zorlanıyor insan. çoğu kelimenin tam olarak aynı anlamı verecek başka bir dilde karşılığını bulmak nerdeyse imkansız gibi. özellikle kültürleri çok farklı iki milletin dilinde çalışırken çoğu zaman bulduğunuz karşılığın ikinci anlamı hafif bir nüansla aradığınız anlamdan farklılaşıyor yada keskin hatlarla ayrılıyor. örneğin “aydınlık” kelimesinin türkçe ingilizce sözlükteki ilk karşılığı “bright”. halbuki “bright” kelimesinde parlaklık manası da var. bir şeyin bright olduğunu söylerken onun berrak, şeffaf, hatta ışıldayan, çevresine ışık veren bir nesne veya kavram olduğunu ima edersiniz. halbuki bu saydıklarımın “aydınlık” kelimesinin manalarında rastlayamıyorum. “bright mind”dediğinizde kişinin öncelikle dehasına vurgu yapmış olursunuz halbuki “aydınlık kafa” veya “aydınlık düşünce” derken vurgu yaptığınız aydın olma yani en kısa açıklamayla kültürlü, bilgili olmaktır.

ikinci kelime ise “sunny” ki güneşli demektir. her ne kadar örnek sözcüğümüzün kıyısında geçiyorsa da tamamını karşılamaktan uzaktır. liste uzayıp gidiyor. etimolojiye girmek ise şu an için yararsız olacaktır zira amacımız geçmişte nasıl kullanıldıklarını, bu kullanışların arasındaki farkları göstermek değil- her ne kadar farklılıklar geçmişten geliyorsa da derdimiz şu andır.

sözlük bilgisiyle araştırmaya devam edersek diğer dilde tam anlamını bulan sözcükler renklerdir. ancak unutulmamalıdır ki değişik kültürler renklere farklı anlamlar yüklemişler. kırmızı kimine göre aşkı, şehveti, heyecanla gelen mutluluğu, kimine göre cehennemi, günahı, kötülüğü, cezayı çağrıştırır. günümüzdeki kitlesel iletişim araçları ve internet bu farklı anlamları teklileştirme yolundaysa da henüz bu çeşitliliği öldürememiştir.

dikkatinizi çekmek istediğim asıl nokta şu ki renkler dışında da nadir olsa da yan anlamları dahi birbirine eş olan kelimelerin varlığı. en çok dikkatimi çekense karanlık… türkçe sözlükte ışık almayan yer veya bu yerin hali diyor, almanca sözlükte ilk bulduğumuz anlam “dunkel” ki ilk anlamı aynı. yani ışıksız yer. türkçede mecazi anlamda şüpheli, bilinmeyen yönü olan olarak da kullanılıyor. “dunkel” için de aynı şey geçerli. ingilizceyle de kıyaslarsak ki sözlüğün bize verdiği ilk sözcük “dark” veya “darkness”, aynı sonuca varıyoruz. kürtçe de ise “tari” demek karanlık; yani koyu, yani ışıksız yer, yani bilinmezlik. elbet araştırma genişletilebilir, ancak zannedersem ki her dilde karanlık, karanlıktır. kasvetlidir, korkutucudur, kaçınılasıdır.bilinmezlik getirir, cahilliği, sıkıntıyı, asık suratlılığı getirir ve kötülüğün konakladığı taraftır her zaman ve her yerde.
ninn worx ninn worx
ışıkların olmaması, elektriklerin gitmesi, gece değildir aslında.
karanlık; ruhun elini eteğini çekmesidir vücuttan.
gerisi mukadderat.
1 /