kişinin hiç görmediği birisini özlemesi

1 /
guess who guess who
daha 1 haftayı yeni geçmiştir tanıştığınız, ama çok şey konuşmuşsunuzdur o yaklaşık bir hatalık sürede ve yüz yüze görüşmemişsinizdir bile. şu anda belki matematik finaline calisiyodur, belki çalışırken uyuyakalmıştır, belki de senle konuşmaktan artık sıkılmıştır bilemezsin ama çok özlersin, özlemektesindir.
belki verdiğin telefon numarasıyla bakışma aşamasını geçip, "matematik bi türlü bitmedi:d" diyen mesajını beklersin. beklersin, beklersin.. saatlerdir beklersin ama gelmez o lanet mesaj. ya hiç gelmezse diye de endişelendirir. belki de filmlerde olduğu gibi umudun en aza indiği anda gelicektir, bilemezsin. sadece bekler ve özlersin
monochromelife monochromelife
birisini görmezsin ama bilirsin vardır ve yaşıyordur. zamanında konuşmuşsundur internet vs teknolojik gelişimler sayesinde.. oysa hiç görmemişsindir.spagetti yerken nasıl yediğini bile bilmezsin. yine de özlersin, özlersin işte..
poly aka bilirkişi poly aka bilirkişi
aşk gibidir; elinde olmadan tadarsın bazen. özlemden ziyade meraktır, görüşme isteğinin hatsafhaya ulaşmasıdır. belki de özlemin ta kendisidir... tanımı zor bir durum.

kanlı canlı nasıl bir şeysin sen acaba? gülerken yüzün nasıl bir hal alıyor? peki ya tebessüm ederken? öperken kesin yanakların da kızarır senin. uzun uzun ve melül melül bakarsın yüzüme herhalde, vay bee! dersin; yanımdasın...

uyurken nasılsındır bukle bukle saçlarınla? uyandırılmaya kıyılamayan cinsten mi yoksa öpücük şelalesiyle uyandırılası mı?
gerçek hayatta sabahlar mıyız ki baş başa? başın omuzumda uyucak mısın gerçekten? bu kadar merak iyi bir şey mi peki?

meraktan mı özlüyorum acaba seni yoksa sevdiğimden mi? aradaki kilometreler mi cezbedici yoksa?

böyle bir soru okyanusunun ortasındayız, huzur ve mutluluk anaforlarının içinde. rotamızın asla şaşmaması ümidiyle...
hiperaktif kaplumbaga hiperaktif kaplumbaga
ve sen ben, değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı,
akarız dereler gibi denizlere, belki de en güzeli böyle...

uçurtma uçar sözlüğümden, geri gelmeyecek bir kuş
yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş..

gözlerim kapansa..
insan hiç görmediği, bilmediği birini özler mi?
sen..
sana dair ne varsa özlüyorum şimdi.
güneşim olsan yaa..
işte burdasın burnumun ucundaki yağmur damlası
düştüm peşinden, kaldırım aralarından sızdım..
sızdım.. ben senden içeri sızdım işte...
gözlerimin ışıltısı oldun şimdi de...
sen olunca gözlerimde... anla işte..
öyle çok süslü kelimeler söyleyemez oldum..
ben beni ararken kaybolmuşum sende..
sahi sen..
sende nafes alır mısın ben gibi..
soluklarımız buluşmuş mudur biz henüz bulmadan birbirimizi..
ahh sen..
her aşkı sana adadım ben..
yaşamadığım, bilmediğim, görmediğim aşkın adı sen olsan yaa..
sahi sen..
sen bilmezsin beni.
ben görmeden de özlerim seni..

tanım: özleme duyulan muhtaçlıktır, gözler değildir bazen önemli olan, gönüller.. onlar bir olsun yeter.
yedinci samuray yedinci samuray
7-8 yıl önce hiç görmediğim ,sadece sesini duyduğum biri vardı. bir gün yine telefonla konuşurken fonda
ahmet aslan'ın "tanımadığım ten" adlı şarkısı çalıyordu. ve zamanla bu şarkıyı kendimize ait hissettik ; çünkü bizim durumumuzu anlatıyordu.[güzeldi,yaşandı ve bitti]

sözleri görmediğimiz ama hissettiğimiz biri için yeterince anlamlıydı :

"yanlızca bir kırıntıydın içime ilk düştüğünde
vakitsiz bir anda...
bilmediğim bir neden beni alıp götürdüğünde o yerlere
keder ve budalalıktan başka yaşamın bir anlamı var mıydı?
aradığım aşkı bulduysam sendedir
ya bu benim içimde dolaşan da kimdir
ya bu benim içimde mekan tutan da kimdir.

adem evvelinden beri bir yanımız noksandır neylersin...
beni bu alemde divane gibi gezdiren sen değil misin ?
geriye kalan yanlızca tanımadığım bu tendir
aradığım aşkı bulduysam sendedir
ya bu benim içimde dolaşan da kimdir
ya bu benim içimde mekân tutan da kimdir "
zerya zerya
aşkın sebepleri arasında en inanılmaz olanı belki de rüyada görüp aşık olmaktı. insan sevgiliyi rüyada her an görür ama rüyada yalnızca bir kez gördüğü birine sevgili der mi ? bunlar olsa olsa hüsrev ile şirin, vamık ile azra hikayelerinde olur. gönlün, hiç mevcut olmayan birine tutulması sanki hiç gerçeği olmayan bir şeyle geçim sağlamak gibi değil midir ? birisi hiç görmediği ve asla göremeyeceği bir güzeli sevdiğini söylerse herhalde aklından zoru olduğunu düşünürler..

ruhu ona telkin ediyormuş, temenni ve arzuları kalbini yönlendiriyormuş, bunlara inanmazlar..
oysa bir aşık, sevgilinin ay mı güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin bir çılgınlığı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim 0'nun görüntüsü girdiği müddetçe aşık değil midir ?
aşık olmak için maddi varlık şart mıdır ?
allah'ın güzelliğini rüyasında görüp 0'na aşık olan dervişe inanıyoruz da neden sevgilisinin hayaliyle özleme tutulan aşığa inanmıyoruz.. eğer ona inanmayacaksak aşk surete tapmaktan gayrı ne olur ki ? o halde insan, sevdiği kişiyi karşısında görmeden de onun aşığı olabilir..
sevgili için kaygılanmak da, hayaliyle mest olmak da, geceleri uykusuz kalmak ve seherlerde acı çekmek de hep aşığın sevgiliyi görmeden yaptığı şeylerdir..
bir duvarın arkasında şarkı söyleyen bir kadını işitmek bazen ona tutulmak için yeterlidir.
bazıları buna temelsiz bir bina gözüyle bakabilir, ancak aşık, o binayı inşa etmekte her zaman çok mahirdir.. zihni görmediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında, hayalinden ona şekiller çizer, kıyafetler giydirir, renk ve koku isnat eder, tavır biçer.. sevgili aşığın zihninde yapılır..
aşığın hayal ve bedii düşünceleri sevgilinin güzelliğini artırır. diyelim sese aşık olan bir genç sonra o şarkıcıyı bir yerde görse aşkı ya sönecek veya artacaktır.. görme onu yönlendirecektir. iyi de görme yoksa kim bu şarkıcıya aşık olan genci ayıplayabilir ki ? cenneti de ancak tasvirle tanıyor değil miyiz ? onun söylediği şarkılar kulağımızı doldurup kalbimizi ona yönlendirdiğinde genelde aşık onun güzelliğini sesine göre ölçer. eğer kendisini gördüğünde aşkı artıyorsa şarkıcıda onun sesine denk bir güzellik görmüş demektir.. ama eğer şarkıcının sesi yüzünden daha güzel ise bu aşığı, sesten yola çıkarak güzelliği keşfettiği için tebrik etmek gerekmez mi ?

cennetin en güzel tasvirleri bile cennetin yanına yaklaşmaktan uzak değiller midir ? o halde, kainatta görülen bütün güzelliklerin "mutlak güzelden bir iz taşıdıkları için güzel olduğunu söyleyen kişi haksız sayılabilir mi ?"

katre-i matem *
beloc beloc
gelecektekine olan özlemdir bu. hiç görmemişsindir onu, ama göreceğinden eminsindir ya hani. gelecektir o, o güzel günler gelecektir.
lennon gözlüğü lennon gözlüğü
ne zaman guns n' roses dinlesem, aynı şekilde axl'a özlem duyarım. tanımam etmem adamı, ama yine de o cırtlak sesindeki her duyguyu ruhumda, kalbimde hissederim. sanki o şarkıyı yazarken yanındaydım, o sözleri yazmasının nedenlerini biliyorum, dinlerken sakin ol axl diyorum ona. o da aynı şekilde bana teselli veriyor. aramızda çok ayrı bir bağ var. biliyorum o da beni özlüyor. hatta düşünüyor, her gece rüyalarıma girip benimle birlikte estranged söyleyen bu iğrenç sesin sahibi kim diye.
weber weber
yaratılmış ruh eşin ise, kader ağlarını sevgiliye örmüşse maneviyatını hisseder özlersin...

şüphesiz aşkın çekimi aradaki dağları denizleri dinlemiyor aşıyor bütün mesafeleri. her gün birbirlerine bakan, birbirini gören, belki aynı yataklarda yatan ama bu kadar iletişime rağmen birbirlerini anlayamayan kişilerin aksine telepatik iletişimle birbirlerine aşık olanlar vardır. sevginin gücünü aynı yüreklerde taşıyanlara gönül gözü yeter. o gözler ki, hem hisseder hem görür hem de anlar. bu anlayışın hazzı öyle bir tattır ki aynı çilek gibidir. yani tadılır ama tadı anlatılamaz...
julia roberts ın ağzı julia roberts ın ağzı
bir yaşanmışlık, bir geçmiş, onu hatırlatacak hiçbir şey olmadan nasıl oluyor bilmiyorum, anlamıyorum ama oluyor, olduğunu gördüm. konuşmayı falan özlemek değil bu, onu zaten özlüyorum da hiç görmeden o hiç yaşamadığımız günleri özlüyorum işte. gitmediğimiz sinemalar, etmediğimiz kahvaltılar, sonu gelmeyen ve hiç başlamamış olan sarılmalar, yürümediğimiz sokaklar, hiç bakmadığım gözleri, etmediğimiz kavgalar hep burnumda tütüyor.
mor fularlı kuğu mor fularlı kuğu
birisi söylese inanmakta güçlük çekerdim bu demek değil inanmam olmaz olamaz..ama düşük bir ihtimaldi benim için! oluyormuş ey ahali insan tuhaf bir biçimde özlem duyabiliyormuş.
1 /