kitap okumak

2 /
ovid ovid
çok kısıtlı olması muhtemel hayat deneyimlerimizi yetersiz bulmamız durumunda, farklı diyarlarda dolaştıran, başka biri yapan, çok başka deneyimler kazandıran eylem.
dragonfly dragonfly
olmazsa olmazdır.kitaba dalıp sabahlamaktır.okuyacak kitabı olmayınca eksiklik duymaktır.dünyanın en iyi düşünürleri, yazarlarıyla tanışmak, fikirlerini öğrenmek; bütün dünyayı gezmek,her milletten insanı tanımaktır.bazen don kişot olup değirmenlere savaş açmak, bazen nietzsche'nin zerduşt'üyle inzivaya çekilmek, bazen de vedat türkali'nin günseli'si olmaktır.
twinkle twinkle
eğer bir gün insanları sınıflandırmak gerekirse, derilerinin renginden, tanrıyı hangi adla çağırdıklarından ziyade kullanılması gereken parametre. zira dünyada hiç bir insan yoktur ki, kitap okumadığı halde kültürlü olsun. dünyayı da galaksiyi de gezmiş olabilirsiniz; ancak kitap okumadan hep bir tarafınız eksik kalır.
gblack gblack
adam harika yazmış...

kitaplar düşürmüştü bizi ağlarına. kandırmışlardı bizi, güzel renkli renkli kapakları ile, kavrayıp çalmışlardı bizi gerçek dünyanın pembe düşlerinin arasından. bağımlı olalım diye onlara, sayfa sayfa aşılamışlardı kendilerini içlerimize. yemek yemek, su içmek gibi olmaya başlamıştı kitap okumak. günde üç defa yemeklerden sonra... kurtulmaya çalıştık, aptal kutularının içinde kaybolmaya. bırakmadılar peşimizi. bir kere girmişti benliğimize kitap okumanın kışkırtıcı dürtüsü. aptal kutularında huzuru bulmayalım diye sinsice yemyeşil masmavi pespembe rengarenk simsiyah dünyalar sundular bize. ulaşması da çok kolaydı bu boyut kapılarına. ufak kapalı bir kutu gibiydi. boy boydu renk renkti hepsi.çantalara bile sığıyordu bu uçsuz bucaksız evrenlerin anahtarı. her yerde kışkırtıyordu bizi onu açmamız için. devamlı yeni hikayeler yeni maceralar anlatacağını, yepyeni düşünceler ile bizi zenginleştirip bireysel aydınlanmamızı sağlayacağını fısıldıyordu gözlerimize. benliğimiz onun gibi zeki onun gibi engin bir düşman karşısında zayıf kalıyordu. kanıyorduk anlattıklarına, izin veriyorduk götürmesine bizi ordan oraya.
seri bir katildi... uyuşturucu gibi... kullanırken, benliğimize enjekte ederken uçurucuydu. mutluluk veriyordu. dertlerden uzaklaştırıyordu. ta ki etkisi geçene kadar. sonra tüm dertler geri dönüyordu ansızın. o mutlu anları yaşadıktan sonra gerçek dünya daha da dayanılmaz oluyordu. yine acılardan kurtulmak için onu çekiyordu canımız. kısır döngüdeyiz onunla... katildi uyuşturucu gibi. belki bedenen cismen bir zararı yoktu, ama toplumdaki yerimizi öldürüyordu. herkes aptal kutusunda yaşarken aptal insanlardan uzak durmamızı sağlıyordu. toplumla ilişkimizi kesiyordu. buna karşılık ufak çözümler de öneriyordu avuntu niyetine. tıpkı bizim gibi kitapların dünyasında oradan oraya savrulan insanları bulup onlarla yaşadıklarımızı, öğrendiklerimiz paylaşmamızı destekliyordu. bazen de bir şeyler yazmamızı söylüyordu, kendimizi ifade etmemiz için. sonra bunları diğer kurbanlara okutup içine çekiyordu diğerlerini. haindi,sinsiydi, yılmazdı.
her şeyin farkındayım şimdi...lakin çok geç artık benim için, tek dileğim yeni gelenleri bu illetten uzak tutup, onları kitapların anlaşılmaz tuzaklarına düşmemesini sağlamak... onun için kahrolsun bilinçlenme, kahrolsun kişisel aydınlanma, kahrolsun kültür, kahrolsun kitaplar... yaşasın aptal kutusu...yaşasın aptallar... yaşasın cahillik...

`http://www.frpnet.net/yazilar/chosen/yasasincahillik.html`
alice alice
bazılarının fikirlerinin değişmesinden ölesiye korktukları için hiç yapmadıkları eylemdir.

aşağıdaki diyalog acı ama, gerçektir.

adam: ben hiç kitap okumam.
kadın: (şaşkın)neden yahu?
adam: (ciddiyetle)fikirlerimin değişmesinden korkarım.
kadın: (afallamış) hooooo?!!!!?
thor thor
otomatiğe bağlayıp deliler gibi okurken insanı kimi yerde hazzın doruklarına çıkaran ama toplamda cukkayı zorlayan günümüzün pahalı hobilerinden. fakat yemeyip içmeyip sağa sola sıkıştırılan paralarla alınıp okunan kitap da ayrı bir tatlı oluyor.
panait ıstrati panait ıstrati
insanın kendinden çok çok uzaklaşıp bir o kadar yakınlaştığı eylemdir. düzenli olması disiplin gerektirir. ama en önemlisi meraktır. merak etmek hemen her şeyin başlangıcıdır. bir de sorulması gereken soruların sorulmaya başlanmasıdır. bu durumda pusula kitap okumak olmaktadır.
soldier in the army soldier in the army
kitap okumak bir an için uzaklaşmaktır her şeyden. bazen cümlelere, sözcüklere dökemediğin duygular tarif edilir. sonra 2 gün boyunca düşünürsün üstünde. ama okumak için okunmamalıdır, anlamı o kadar kolay geçiştirilmemelidir. ruh-i vaziyetin iyi değilse hiç açma o kitabın kapağını.
chocolattes chocolattes
en harika ve yararlı hobilerden biri. konuşma, yazma, düşünme becerilerini ciddi anlamda geliştirir. okudukça öğrenir, birçok konu hakkında fikir edinirsin. her şeyden önce kültürdür, gereklidir. erkeklerin pek yapmadığı şeydir. okullarda dayatılması doğru olan eylemdir. zira okudukça, öğrendikçe adam olunur.
hani olur ya bazen hani olur ya bazen
tv ve/veya herhangi bir yayın kuruluşunda "boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz" sorusuna cevap olmaktan öteye gitmeyen olgu. kişi başına düşen kitap sayısının çok (burda "çok" kelimesinin karesini ele alınız) düşük olduğu, otobüs yolculukları gibi insan hayatının en boş zamanlarında dahi kitap okumak yerine çevreyi seyretmeyi tercih eden insanların yaşadığı bir ülkede adı dahi anılmaması gereken kutsal alışkanlık.
2 /