kütüphane

1 /
theuthras theuthras
kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş, bibliyotek. (bkz: tdk)
1
theuthras theuthras
oda...
dersler masanın üzerinde, bilgisayar onların yanında. bir kitaplara bakarsın, bir bilgisayara..
çalış dersin.. olmaz.. bunalırsın.. aklına gelır not iş güç...
salak hissedersin kendini
bazen de tembel ötesi
duvarlar daralır..
ekran yakınlaşır..
kaçış ararsın.. bakarsın bakarsın...
gene ekranla buluşur gözlerin..
mutlusundur aslında kendi çamurunda...
sonra kaçmak istersin tiksinirsin hayatından, kendinden..
ve kaçarsın en uzağına evinin..
gidersin kütüphaneye..
kitap kokusu.. toz..
kütüphane sıcak.. kütüphane miss...
uykun gelir.. ohh.. zzzzzzz.....
maymunherif maymunherif
girdiğimde üzerime acayip bir inek havası oturtan, bana ders çalışma isteği ve azmi veren, içinde mutlulukl içinde saatlerce kitap aradığım sonra istediğimi zorlukla bulduğum, yurda gidince masanın bir köşesine koyup unutakalmama, kitabı görsem bile okumayı sürekli ertelememe yol açan ve kitabı okumadan geri götürdüğümde kendimi yeniden rafların arasında bulunca bundan sonra buraya hep gelecem, kitap okuyacam, kendimi gelişirecem gibi içimde gerçekleştiremeyeceğim istekler uyandıran mekan.
ozican ozican
bilgi içeren materyallerin (kitap, süreli yayın, harita, afiş vb.) belirli sistematiklerle düzenlenip (dos, lc ) okuyucuların hizmetine sunulduğu, buluşma, kesişme gibi sosyal ilişkilerin geliştirildiği, bol tozlu mekanlar .
splendid splendid
evinde yaşantı her yeni gün bir karnaval havasında olan kişilerin ders çalışması için okuma ve çalışma salonları ile hizmet veren, inek populasyonunun yoğunluk gösterdiği bir mekandır. ayrıca, cep telefonlarının sesini kapatmak icap eden yerlerdir kütüphaneler. titreşime alıp masanın üstünde çalan telefonu zarıldatmak bir beyinsizlik örneğidir. yapılmaması gereken hareketlerdendir. zira burası bir ortak kullanım alanıdır. ders çalışırken kabuklu yemiş yeme huyu olan yada terbiyesizce çıt çıt çıt mesaj yazmadan duramayan kişilerin sınav tarihi yaklaşmakta olan stresli bünyelerin hışmına uğramaması için gitmemesi tavsiye olunur.

koskocaman bir örneği için;
(bkz: milli kütüphane)
kağıt kesiği kağıt kesiği
kapıdan girdiğim andan itibaren kendimi evimdeymiş gibi hissettiğim, kitaplar arasında kaybolmayı dilediğim, saatlerin yetmediği mekanlardır. he bir de bu kütüphanelerin devlet okullarına ait olanları muhtemelen toz, rutubet ve eski kağıt; özel okul kütüphaneleri de çoğunlukla kuşe kağıt kokar. halk kütüphanelerine ise hiç değinmeyeyim, zira sayfalar arasında küçük böcekler bile görebilirsiniz.
galiba galiba
bir insanın kendi kütüphanesini oluşturması ne büyük emek ister. o kadar kitabı, dergiyi, ansiklopedik yayınları biriktirmek... onlara evinizin bir odasını ayırıp, özel kitaplık yaptırmak... onların gerektiğinde tozunu almak, onları kaplamak, belirli bir düzen içerisinde sıralamak...
bugün başka bir amaçla uğradığım sahafa geldiğimde, dükkanın önünü kaplamış yığınla kitap ve dergiyle karşılaştım. öğrendim ki bir akademisyen tanıdığı vefat etmiş ve tüm kütüphanesini de sahafa vermişler. (mirasçılar mı vermiş, yoksa kendisinin vasiyeti mi bilemem...)
içimde bir burukluk, girdim ben de bu deryanın içerisine, bakayım neler var diyerek. buruktum; çünkü bu kadar emek verip oluşturulan bir koca kütüphanenin dükkanın önündeki kaldırıma yığılmış hali beni çok etkiledi. kitaplar ve dergiler o kadar temiz, eskimemiş, yıpranmamıştı ki. büyük bir özenle koruduğu açıkça belliydi.
ben de o kitaplıktan bir kitaba sahip olarak, belki de ölen akademisyenin o kaldırımda yatan anılarından bir parça alarak, hem kendisine hem de kitaplara olan saygısına bir saygı duruşunda bulundum. "tutunamayanlar"ın 1984'te yapılmış üçüncü baskısını satın aldım. (yahu kitap o kadar temiz ki, sanki az önce çıkıvermiş matbaadan!)
hem böylece oğuz atay da giriverdi araya, daha bir anlamlı oldu bu saygı duruşu!
1 /