kuyucaklı yusuf

1 /
viola viola
yusuf annesi babası eşkıyalar tarafından öldürülmüş olan 10 yaşlarında bir çocuktur. silahlı çatışmalardan sonra evin bir köşesine sinmiş bir şekilde kaymakam selahattin bey tarafından bulunur. kaymakam yusuf'a acır ve onu karısıyla ve kızı muazzez ile(aklımda menekşe diye kalmış) yaşadığı evine götürür. yusuf artık onların çocuğu olmuştur.
yusuf'un dirayetli bir o kadar kırılgan yapısı, muazzez'in çocuksuluğu ve saflığı kitabın belki de okuyucuya unuttuğunu hatırlatan tarafı.
minicik bir yavrunun annesi tarafından nasıl para uğruna ziyan edildiğini, yusuf'un elinde hiçbir şey yokken bile nasıl güçlü ayakta durduğunu anlatır.
sonu ise hüngür hüngür ağlatır hatta düşünürken bile.
madbrother madbrother
romanın bana göre en can alıcı yeri yusuf'un kasabaya bakan tepede düşündükleri ve bunun tasvir edilişidir.

"kirpiklerinden yanaklarına yağmur suları süzülüyordu.yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi.hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı.bir an içinde deminkinin tamamiyle aksi olan bir yalnızlık duygusuyla sarsıldı.etrafına baktığı zaman ağaçların,bulutların, derenin kendisinden hızla uzaklaştığını sezer gibi oldu.kasabanın bazı evlerinin pencerelerini aydınlatan hafif ve sarı bir ışık ,yusuf'un ıslak gözlerinde yıldızlanıyor ve dalgalı bir su üzerine bırakılmış gibi oynuyordu.
iki eliyle arkasındaki ağacın kabuklarına sarıldı.parmakları soğuk yarıkların arasına girdi.elini hemen geri çekti ve göğsüne götürdü.göğsünün içinde bu asırlık ağacın kabuğu gibi , yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti.

`aman yarabbi , ne kadar yalnızdı.
`
yalnız gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara, doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde yapayalnızdı."
yeşilçam yeşilçam
1985 yapımı türk filmi, yönetmen ve senaryo yazarı feyzi tuna, müzik timur selçuk, görüntü yönetmeni çetin tunca, yapımcı kadri yurdatap, yönetmen yardımcısı biket ilhan,

oyuncular :

talat bulut
derya arbaş
ahmet mekin
ferda ferdağ
engin inal
melih çardak
atilla yiğit
bülent oran
kemal inci
savaş akova
sema çeyrekbaşı
fatoş sezer
tembel tembel
kuyucaklı yusuf geçen yüzyıl başlarının "orada olmayan adam"ıdır. kayıtsızlığı içinde ruhen öylesine pas tutmuştur ki, o kayıtsızlığın yerini ancak çaresizlik alır. bu öyle yapısal, öyle içkin bir çaresizliktir ki yusuf için, kimi anlarda adeta epik bir hal alır.

ve yusuf tam manasıyla tek çocuktur, yalnız insandır. öyle yalnız insandır ki, artık yalnız olmamayı denediğinde tek yapabildiği kendisini karşısındakinin üstüne ve içine kusmaktır. böylece bir ömür süren kayıtsızlık, çaresizlik ve yalnızlık sarmalının ortaya çıkardığı sentez olur yusuf; başkalarıyla ilişkisi kırmaktan ve parçalamaktan ibaret kalan, kırdığını sarmasını beceremeyen yurtsuz bir köylü çocuğu.
232323 232323
edebiyat öğretmenlerinin zorla okutmayı bir görev edinip neredeyse her okulda sınavlarda öğrencilerin sorumlu tutulduğu kitap.
ayrıca türk edebiyatının en romantik karakterlerinden biri olan yusuf'un bir serseri kurşunla muazzez'i vurarak magandalığın da temellerini attığı kitaptır.
hacı ethem'in cinsel tercihleri de okurken merak uyandıran diğer bir konu.
elastigirl elastigirl
tadının neyden geldiğini anlayamadığım ama onda bulduğum tadı okuduğum hiçbir kitapta bulamadığım hastalık desem değil, bağımlılık desem değil anlatılır gibi değil sabahattin ali romanı. sabahattin ali niye bu kadar erken gittin kim kıyabildi sana , niye o muazzam kalbin ve zihninden geçenlerin bu kadar azını yazıya dökebildin diye sorduran roman.
moonman08 moonman08
kesinlikle bir gece yarısı bitirilmemesi gereken bir sabahattin ali romanı. gündüz sağlam kafayla okuyun derim ben, akşamın o karamsarlığı eşliğinde okuyup bitirirseniz bu kitabı, bir süre içinizden atamayacağınıız bir sıkıntıya katlanmak zorunda kalırsınız. kederlendirir, bir sigara yaktırır kitabın bitmesiyle beraber. ama yalnız, benim düştüğüm hataya düşmeyiniz ve kitabı alınca önce önsözünü okumayınız. ahmet oktay abim saolsun tüm spoilerları vermiş romanla ilgili önsözde ve sürpriz olması ve esas heyecanını okurken yakalamamız gereken yerleri bir bir sıralamış yazdığı önsözde. bu nedenle, biraz hınç ve sitemle okumama ve sonunu biliyor olmama rağmen yine de okuyunca insanı epey etkileyen bir romandır.
mar adentro mar adentro
hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecek bir aşkın, tükenerek sonsuzluğa kavuşmuş bir aşkın en güzel anlamı yatar bu sayfalarda. ne yusuf ne de muazzez olmasanız da hayattaki yeriniz itibariyle, yine de onlardan biri gibi hissedersiniz kendinizi. ne atınızın terkesine atıverdiğiniz kadını kaçırabilirsiniz siz, ne de ayda birkaç mecidiyeyle bir evi döndürmeye çalışıp şikayet etmeden sevmeye devam edebilirsiniz. size böyle şeyler anlatanlara bunların zamanının geçtiğini anlatan bakışlarla bakarsınız, aşkın böylesinin geçmiş gölgeleri arasına sıkışıp kalmış yakın zaman efsanelerinde düşünerek; ama kuyucaklı yusuf'u okuduğunuz zaman, aşk denen duygunun varlığından bile şüphe eden kişiler olsanız, yusuf ya da muazzez olmaktan başka bir şey gelmez elinizden...
z3yn3p z3yn3p
okuduktan sonra "şimdi bu kitap niye böyle bitti ki?(!)" diyip boş boş bakmanıza sebebiyet verebilen kitaptır.




--- spoiler ---

-muazzez üşüyor musun? nen var muazzez?
-yusuf!
-söyle muazzez!
-ben yaralıyım galiba yusuf!..
-ne diyorsun muazzez! nerenden yaralısın? kim vurdu seni?
-...
-yaran nerede? bir yerde durup bağlayalım!
-bilmem yusuf... nasıl istersen... yaramın nerede olduğunu bilmiyorum. yalnız bir yerlerim çok acıyor. çok acıyor... sonra canım çekilir gibi oluyor... ama durmayalım, çabuk gidelim!
-nereye gidelim?
-nereye istersen götür yusuf... gidelim...

--- spoiler ---
1 /