legion

1 /
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
william peter blatty'nin the exorcist'ten sonra yazdığı roman. pazuzu, reagan'ın bedeninden çıktıktan ve damien karras ile lancaster merrin öldükten yıllar sonrasını ele alır. the exorcist'teki dedektif kinderman baş karakter olarak karşımıza çıkıyor. bu kez yahudi kimliği ön planda ve tanrı kavramıyla maddeci dünya görüşü arasında sürekli bir iç çatışma yaşıyor.
kitap sinemaya the exorcist 3 adıyla uyarlandı. yapımcıların baskısıyla böyle bir isim seçilmiş diye okuduğumu hatırlıyorum. bu kez yönetmen kolduğunda kitabın yazarı wp blatty oturuyor. the exorcist kadar olmasın iyi yorumlara sahip.
inkılap'tan çıkan kitabın kapağı:


filmin afişi:


bu da inkılap yayınlarının arka kapağına konmuş yazarın fotoğrafı. kitaptan korkunç yemin ederim. michael jackson'ın, thriller klibinin sonunda kızı ikna edip kameraya dönerek gülerkenki hali:


kitabın açılışındaki incil alıntısınaysa bayılıyorum. oldukça ürkütücü geliyor bana.
isa adama ismini sordu: <<lejyon>> diye yanıtladı adam. <<zira pek çoğuz.>> mark 5:9 `#2140353`
noscho noscho
marvel comics'te age of apocalypse'in başlamasına neden olan dallama mutantın kod adı. tam adı david haller'dı sanırım. babası charles xavier'dir. anası da yanlış hatırlamıyorsam israilli bir ablamızdı.

efendim bu legion zihinsel yönden pek stabil bir abimiz değildir, çok kişiliklidir. babasına karşı da bir suçluluk duymaktadır. yukarılarda bir kaç tahtası eksik olunca da işte süper güçlerini kullanıp otu boku karıştırmıştır birbirine. ne yapmıştır mesela ben söyleyeyim. zamanda geri gidip magneto'yu öldürmeye çalışmıştır. xavier de "naaayııır" nidasıyla magneto'nun önüne atılıp mefta olmuştur.

sonra olaylar gelişmiştir ve age of apocalypse başlamıştır vs.

tarihçesi için the legion quest okunabilir.
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
şimdi ben bu filmin fragmanını tesadüfen gördüm. "oha lan; mal oldum" diyerek hemen birileriyle paylaşma isteği duydum. kesinlike çok etkileyici bir girişi var fragmanın. girişi var diyorum çünkü devamını izlemedim. o kadar heyecan yaptım. hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. filmin konusu şöyleymiş: tanrı insanlığa olan inancını kaybedip topunun kökünü kazımak için bir melek ordusu gönderiyor dünyaya.

fragman:


2010 tarihli fantastik / korku / aksiyon filmi. dennis quaid ve paul bettany oynuyor.

fragmandan:

+: i don't believe in god
-: father doesn't believe in you either


ekleme: film abd'de çıkalı bir hafta oldu. fragmanına bakarak bir çeşit blade keyfi alır mıyız acaba demiştim ama yorumlara bakılırsa bu film de olmamış.
karate schnitzel karate schnitzel
icecream man karakteriyle birçok insanın rüyasına girebilecek korku/aksiyon filmi. o ne lan öyle, gördüğüm en ucube herif!

edit: bu ucubeyi doug jones canlandırıyormuş. başkası düşünülemezdi zaten. kendisini pan'ın labirenti ndeki avuçiçi gözlü yaratık ve hellboy daki abe sapien den hatırlayabilirsiniz.
karate schnitzel karate schnitzel
tırt bir film. beklentilerimin gayet altında kaldığını söyleyebilirim. öncelikle finalde dayadığı dini mesajla ters düşen bir öyküye sahip. mikail allah'a akıl veriyor bildiğin, bunu da şu cümle ile tasdikliyor;

- o'na istediğini değil, ihtiyacı olanı veriyorum.

yani insanlıktan umudunu kesen (bu da allah'ın hata yapabildiğine işaret ediyor) ve yeryüzünden silmek adına meleklerini gönderen tanrı'ya doğru yolu göstermeyi arzuluyor mikail. tamam, ilginç, farklı bir öykü. ama olmamış, aksiyon desen zayıf, görsellik eh işte. bir de o zenci amcam, sen nesin yahu? her filmde bir yere sıkışıp kalmış durumda yaratıklarla mücadele etme hali. mimic'te de vardın sen, hatırladım.
martenicka martenicka
direkten dönen filmdir.dikkatimi çeken bir senaryoya sahiptir.hep sevmişimdir böyle kıyamet konulu filmleri.fakat bu olmamış.çok çabuk başlatıp bitirdiler.mikail bir hışımla giriyor olaya hemen insanoğlunu kurtarıp gidiyor.biraz daha uzatsalar etkileyici sahneler ekleseler kesin tutardı.tanrı da eleştirilmiş biraz.o da ayrı bir tat katardı.yani güzel bir film olabilirdi fakat olamadı.oyuncu kadrosu da fena değil.filmdeki eksiklik senaryodan kaynaklanıyor denilebilir.
holzlöffel holzlöffel
şimdi adamlar zıvanadan çıkmış, manyaklaşmış, kayışı koparmış böyle bir senaryo yazmış olabilirler. her şeyi geçtim bütün bunlara rağmen bir orjinallik katsalarmış, ne bilim bari melekler amerikalı olmasalarmış be. hadi bunu da yaptınız, dünya üzerindeki son rocker kardeşimizi öldürecek kadar ileri gitmeyeydiniz. bu filmi çekene günün birinde rastlarsam kafa atmayı planlıyorum. filmle ilgili güzel tek şey arada gördüğüm elm sokağı kabusunun fragmanıydı. ısrarla söylüyorum, gitmeyiniz.
ceyus ceyus
bildiğimiz bütün ilahi varlık filmleriyle ters düşen fantastik bir film.


---spoiler içerir---

hikayenin özünde insanların yoldan çıktığını ve tanrı'nın insanoğluna kızdığı için onları cezalandırması ve kıyameti gertirmesi anlatılıyor. buraya kadar normal, kabul edilebilir.
yalnız o doğacak çocuğun nasıl tüm insanlığı dize getireceği muamma, zaten bunu mikail de bilmiyor. ya da mikail'in tanrı'ya karşı gelerek, insanları ona karşı savunması ilginç. bir de insanların durduk yerde zombi gibi bir hale gelmesi. neymiş efendim içlerine melekler giriyormuş. madem istediğinin ya da iradesi zayıf olan içine giriyor da, neden hemen öldürmek istedikleri kızın yanında bulunan birisinin içine girmiyor.
sonra o zombiye dönüşen insanlar(içlerine melek girenler) nasıl bir kurşun darbesiyle hemen ölüyorlar. ölüyorlarsa eğer en başta ölen adam, sonra nasıl canlanıp, çarmıha ters bir halde gerilmiş hale geldi.
bir de en saçma bulduğum sahneler ise, mikail ile cebrail'in kılıçlı, sopalı, silahlı birbirini öldürmeye çalışma sahnesi. ulan melek dediğin kurşunla falan ölür mü? ona karşı dua okumak lazım. gerçi hikayeye göre tanrı'nın da artık insanlara inancı kalmamış, herhalde o dualarda bir işe yaramazdı.
vs. vs.

---spoiler---
nefertari nefertari
feci spoiler
öncelikle film cidden çok güzel olabilirdi; eğer ki kendi içinde çelişmeseydi, daha bol ve mantıklı efektleri olsaydı, o cebrail abiyi mikailimiz silahla öldürmeye çalışmasaydı, o zombimsi şeyler milleti ısırmak yerine bi iki silah kullansalardı, o kadar kişinin ölüp o pısırık tipin heryerden düşmesine rağmen ölmeme gibi bi şeyi olmasaydı, o hamile kadın kucağında bebekle en dik yerlere o kadar kolay tırmanmasaydı vs. vs. çooook daha güzel olabilirdi. ama gel gör ki o kanadına, o aksanına kurban olduğum paul bettany oynuyor. adam izletti valla kendini 1 saat 40 dakika mı ne.
illa izlenmesi gereken bi film değil.
1 /