leipzig

1 /
babylon babylon
bach 'ın memleketi, avrupanın en eski kültür başkentlerinden biri olan, güzel kızlarıyla ünlü, insanın yaşadıkça yaşayası gelen yarım milyonluk şirin mi şirin, tatlı mı tatlı, henüz tam olarak yabancı istilasına uğramamış, yani heryerinde almanca konuşulan dogu almanya şehri.
heroine heroine
saksonyanın en büyük şehri.zamanında kömür madenleri tehdidi altındayken günümüzde bu madenler yapay göllere dönüştürülmüştür.connewitz tarafında çok hoş,orijinal kafeler bulunur.üniversitenin devi diye adlandırılan 29 katlı kuleye çıkarsanız ay çiçeği tarlası gibi uzanan rüzgar türbinlerini görebilirsiniz.şehir merkezinde leo's brasserie adında çok hoş bir restaurant-cafe-bar vardır,fiyatları da uygundur.

ismini hatırlayamadığım,almanyanın birleşmesi üzerine kurulu müzede şarbon ve çelik birliği ve eurotom gibi avrupa birliğinin ilk adımlarının atıldığı dayanışma birliklerinin ilk metinleri ve mühürlü imzalı orijinalleri görülebilir.
closer closer
merkezinde bulunan st nikolaikirche (st. nicholas' church)

, almanya'nın birleşme görüşmelerinin başladığı yerdir. içindeki ihtişamlı org mutlaka görülmelidir

.

ayrıca bach'ın koro şefi olarak çalıştığı thomaskirche (st thomas' church)

de görülmeye değerdir. napolyon'a karşı kazanılan zaferler anısına yapılan völkerschlachtdenkmal (battle of the nations monument)

ise bir günlük leipzig gezisinde listede bulunması gerekenlerden.

belediye binası

ve önünde bulunan meydan da görüldükten sonra, augustusplatz'da gezmeye başlamadan önce madler passage'da

; 3 yıl leipzig'te yaşamış/çalışmış olan goethe'nin "faust" oyunundan sahnelerin dekor olduğu auerbachs keller'i

ziyaret edebilir,mephisto bar'da

bir şeyler içebilirsiniz, hatta için mutlaka.

leipzig'in bir başka özelliği de istasyon binası

. oldukça eski ve görkemli bir istasyon binasına sahip. pazar günleri her yerin kapalı olduğu almanya'da, saat 22:30 a kadar açık olan oldukça büyük bir de alışveriş merkezi var leipzig tren istasyonunun içerisinde.

üniversite öğrencileri sayesinde genç nüfusu, hareketli gece hayatı, muhteşem mimarisi ve yemyeşil parkları ile kesinlikle görülmesi gereken şehirlerden birisidir.
hilde hilde
türklerle daha nadir karşılaşılan, berlin'e yaklaşık 2 saat uzaklıkta, alışveriş yapmak isteyenlerin marktplatz'a gidebilecekleri şehir. berlin'den sonra gittiğim yakınlardaki hiçbir alman şehrini sevemedim, en iyisiyle başladık ondan sanırım.
crimson crimson
kültür ve ekseriyetle müzik tarihine damgasını vurmuş şehirlerin başında gelen, barok mimarisi ile hayran olunası zamanın çok yavaş aktığı, sessiz, sakin almanya şehri. johann sebastian bach, robert schumann, richard wagner, felix mendelssohn gibi bestecilerin yanında gewandhaus gibi bir orkestra ve konser salonuna ev sahipliği yapıyor.

klasik müzik aşığı friedrich nietzsche'nin de öğrenciliğinin bir bölümünü geçirdiği, goethe'nin "faust"'ta "küçük paris" olarak tanımladığı şehirdiir aynı zamanda. zaten duvar yıkılmadan önce de "doğu almanya'nın parisi" olarak tanımlanırmış.

şehrin içinde tur atmanızı sağlayan müzik yolu, bach müzesi ve neredeyse her sokakta karşısınıza çıkan sokak çalgıcılarıyla insanı müziğe doyuran şehirdir.
zaman suda bir yüzdür zaman suda bir yüzdür
güzel bir tren garına sahiplik yapan alman şehri. havalimanından s5 ve s5x banliyö treniyle, 20 dakika civarında şehir merkezine inilebilir.

görülesi tarihi noktalar bir çemberin içinde toplanmış. yarım günlük bir süreçte hızlıca turlanabilir. thy' nin ekonomik kampanyaları ile bir hafta sonu geçirilebilir.

wilhelm-leuschner-platz isimli s bahn tren istasyonu, beyaz ışıklandırmalı modern tasarımı ile hoş bir görsellik oluşturuyor. leipzig city tunnel olarak da isimlendirilmekte.

hafta sonu ziyaretlerinde, almanya' nın geneli için önemli husus; alışveriş yapılacaksa, cumartesi günü yapılmalıdır. pazar günleri açık dükkan (süpermarket de dahil) bulmak, samanlıkta iğne aramaya benzer. almanya' da ana tren garları bu konuda bir istisna olabiliyor. leipzig ana tren garı (hauptbahnhof), pazar günleri de açık olan süpermarketleri de barındırmakta.
1 /