makinalaşmak istiyorum

kurbanım aman kurbanım aman
bundan yaklaşık 100 yıl öncesine ait şiir. ne yazık ki burada anlatılmak istenen durum, hala devam etmektedir. hala insan, bir makina vaziyetindedir...

''trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu!
her dinamoyu
altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor
oto-direzinler lokomotifleri!

trrrrum,
trrrrum,
trak tiki tak
makinalaşmak istiyorum!

mutlak buna bir çare bulacağım
ve ben ancak bahtiyar olacağım
karnıma bir türbin oturtup
kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!

trrrrum
trrrrum
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!''


heboslukyokyani heboslukyokyani
yalnızlık ve duygusalsızlık çağında istemeye gerek olmayan, monoton hayatların kişi üzerinde istese de istemese de yaratmakta olduğu ve stres ile beslenen, olmakta olan durumdur.

şairin "günümüzde yaşasa ne hissederdi?" diye sorduran dizesi.

diğer bir üstad zamanında başka şekilde anlatmıştı: (bkz: modern times )

t: nazım hikmet (ran) tarafından 1923 yılında kağıda akıttığı dizesi.

bende yarattığı diğer bir durum ise; istek, ihtiyaç ve baskılar sonucu günümüzde ki çoğu insanın dönem dönem hissettiği, annelerin ise kendi dil ve vurguları ile "on tane kolum yok benim" tarzında serzenişleri ile dillendirdikleri hâl.
yoltengri yoltengri
acaba bu nazım hikmetof yoldaşın san'atta ne değeri var? bazı budalalar tarafından asrın en yüksek şairi olduğu bile ilan edilen bu sanso pansanın şairliği hakikaten 100 numara mıdır? bana sorarsanız sıfır. şiirin bir tarifi vardır. nazım hikmetof yoldaşın hezeyanları o tarife sığmaz. san'atta dar bir çerçeve içinde kapalı kalmak taraftarı değilim. fakat tulumbacı argolarını, zevk fesadına uğramış naraları da san'at diye kabul edemem. aklı başıda kimse de kabul edemez. şiir vezinle ve kafiyeyle olur. böyle olmuyan yazılara nesir derler. gerçi nesirde de şiir yapılır ama bu, manzum şiirden daha güç, daha san'atkarane bir şeydir ve hikmetof yoldaşta bunun zerresi yoktur. nitekim gölgesi orhan selimin yazıları da meydandadır. işte nazım hikmetofun san'atından parçalar:

bana bak:
hey!
avanak!

* * *
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak
istiyorum,

* * *
şiirlerim içilmez
ingiliz tuzu gibi.

hakikaten, ingiliz tuzunu, moskof mushili içilerek yazılmış olan bu satırların üzerine içmek daha doğru olur. sonra trrrrum diye makine taklidi yapmak hangi şiirin ve hangi zevkin kabul edeceği şeydir? şiir yalnız taklidi lafızlarla mı meydana gelir? kelimelerin ahengi yok mudur? hikmetof yoldaşın ağzındaki teneke düdüğün sesine çelik pistonlu makinelerin iniltisidir diyebilir miyiz? hikmetof yoldaş köpek veya sığır başlıklı şiirler yazsa havlıyacak yada böğürecek mi? bütün bunlar yalnız şunu gösterir: nazım hikmetof yoldaşta zevk fesada uğramış, tereddi etmiştir. eğer onun şiirleri çok okunuyorsa bu da okuyucu kütlesinin bozuk zevkli olduğunu gösterir. nitekim bazı edepsizce ve açık saçık kitaplar da el yazılarıyla yazıp dağıtılacak kadar çok rağbet bulmuştu. nazım hikmetof yoldaşın çok mukallitleri çıkıyorsa bu da o tarzın kolay oluşundandır. çünkü vezin ve kafiyeli ve aynı zamanda manalı şiir yazmanın güçlüğünü anlayan kabiliyetsiz insanlar için başvurulacak yegane yol vezinsiz, kafiyesiz, manasız, mantıksız yazı yazmaktan ibarettir.

nihal atsız
3
sychtianarch sychtianarch
ruslar patates eken çoğunluğu serflerden oluşan feodal bir halktı. endüstri devrimi'ni de kaçırmışlardı. zaten alman savaş makinası ordunun üçte birini yok etmiştir.

lenin ise sovyet birliğinin başarıya ulaşması için ülkenin her tarafına elekteik ulaştırmayı hedefledi. 70'lerin sonuna kadar daha genel çerçevede makineleşme batılılara göre iptidai de kalsa bir ölçüde başarılı olduğu söylenebilir. mir ve benzeri yörünge kazaları, çernobil ve benzeri felaketler, aral gölü'nün kurutulması akıllara zarar ekolojik facialar sovyet tipi endüstrileşmenin zihniyet olarak buhar (victoria) çağında kaldığının göstergesidir. zaten sovyet mühendisliği tersine mühendislik veya replika üzerine kuruludur.



depeche mode - cover me


bugün rus milliyetçileri bu nedenle komünizmi el üzerinde tutarlar. paslanmış da olsa, iptidai de olsa artık patates eken serfler değiller. tabi böyle bir durum yok. ötesi kimlik krizi. çar ve ailesini aziz vr azize ilan eden köylü bir toplum oldukları ortada. bunlar geçen gün nükleer itki deneyi yaparken yine beklenildiği üzere kaza yaptılar. çevreye radyo aktif serpinti yayıldı. ciddiyetini araştırmadım, iki başlı, altıkollu bebekler doğmaya başlarsa belli ki yine becerememişler. neyse...



depeche mode - where is your revolution.


makineleşmek türkiye için möhim meselelerden biriydi. erbakan'ın ağzına sakız ettiği "ağır sanayi hamlesi" bakıyoruz, yerinde yeller esiyor.


bugün, nazım'ın şiiri veya özlemi şu anlamda demode; piston, çark vs yerine makina derken deep learning veya yapay zeka teknolojileri çağrışım yapıyor. bu hatırlatma ışığında makinalaşma, değil modası geçmiş komünizmi, liberalizmi bile tehdit etmektedir.

sınıf çatışması, insanların değerini yitirmesi tehlikesinin yanında hiçbir şeydir. insan buna karşı mücadeleyi kazanamayacak. küresel ölçekte nüfus kontrolü sözkonusu olacaktır. siyasiler için kanlı canlı cepheye gidip de ceset torbası içinde eve gelen askerler birer risk iken dronlar ve benzeri otonom sistemler bu riski ortadan kaldıracaktır. şehit olmak isteyen cengaverlere duyurulur.


yani aranızda aşırı solcu, aşırı milliyetçi veya liberal varsa dalaşmanız, birbirinizi ikna eyme çabanız, dövüşmeniz aşırı derecede vakit kaybıdır. daha mantıklı ve sonuç odaklı fikirler üretemezseniz yeni elitler defterinizi dürecek. üstelik bu elitlerin elinde sermaye yerine kodlar var. öncüleri garajlardan çıkıp abd devletinin varlığını ve hükmünü tehdit eden küresel şirketler kurdular.

brexit / trump / rte / putin / suriye sorunu gibi güncel başlıklar ilerideki krizin emareleridir. türkiye ve ortadoğu ikinci treni en önce kaçıran coğrafya olacak. bu ilkinden daha ucu açık bir makas olduğundan telafi etmesi imkansız olacaktır.

(bkz: homo deus)

not : yalnız nihal atsız, eleştiriye çok yanlış yerden yaklaşmış. ben o devrin insanı değilim, şiir de bende allerji etkisi yaratır ayrı konu.

romantik solcuların yanlış anlayacakları veya yadsıyacakları bir yorum :

liberalizm : #17903982
transhümanizm : #17913993
komünizm : #17914704

(bkz: dataizm)
dumrul dumrul
aslında nazım'ın 1923'te sscb'nin resmi "sanat" politikalarına katkı için yaptığı bir biçem denemesidir. dönemin resmi sanat politikası tam bir felakettir. nice harbi sanatçının sansüre kurban gitmesini, sosyalizme ve hatta hayata küsmesini, intiharını, hapsini ve zaman zaman infazını beraberinde getirmiştir.

bu şiirin nazım'ın en kötü şiirlerinden biri olması da boşuna değil.