maltepe sahil parkı

keşke biraz ölmesem keşke biraz ölmesem
istanbul’da, maltepe’den bostancı sınırlarına kadar uzanan sahil bandına inşaa edilmiş, 171 futbol sahası büyüklüğünde avrupa'nın en büyük parkı. (bkz:
) bu parkta birçok faaliyet alanı var: futbol sahası, basketbol sahası, voleybol sahası,tenis kortu, atletizm pisti, bisiklet parkuru, skate park ve adını sayamayacağım onlarca etkinlik alanı mevcut. bu parkın sanırım en büyük günahı akp'li bir belediye tarafından yapılmış olması. eğer chp'li bir belediye tarafından yapılmış olsaydı yere göğe sığdırılamayacağına adım gibi eminim. neyse siyaseti bırakalım da bu park için yapılan eleştirilere geçelim:
“ bu park maltepe sahilinin dolayısıyla marmara’nın ekolojik dengesini bozacak.” diyor çevreci arkadaşlar.
dostum sen marmara denizinde hangi ekolojik dengeden bahsediyordun allah’ını seversen ya ? duyanda sanır ki denizde binlerce çeşit balık, milyonlarca türde organizma, eşsiz güzellikte mercan resifleri vardı da herifler gitti bu parkı yaptı tüm ekosistemin içine etti. kıyıdaki balıkçılar sabahtan akşama kadar olta atıyor da üç beş istavrit ancak yakalabiliyorlar. ne ekosisteminden bahsediyorsun sen ya? ekosistemi bozan bişey varsa o da senin benim sıçtığımız şeydir. tuvaletin sifonunu çektikten sonra o pisliğin nereye gittiğini sanıyorsun sen ? ekolojik denge senin benim yüzümden bozulmuş zaten, daha nereye bozulacak ?
bazıları diyor ki " orada doğa katlimı yaşandı kesinlikle adımımı atmayacağım! ". ulan hıyar : bostancı'dan pendik'e kadar olan sahil bloğu , tren yolunun alt kısmından itibaren zaten hep dolgu alanıydı! seneler önce doldurdular o kısmı. sen sahilin o dolgu kısmına hiç adımını atmadın mı şimdiye kadar ? o dolgu da hiç yürüyüş yapmadın mı? taşların üzerine oturup sevgilinle gün batımını hiç izlemedin mi ? hiç o dolguda piknik yapmadın mı ? e-5 trafiğinden kaçmak için o yolu hiç mi kullanmadın be adam? o zaman da adımını atmasaydın oraya, niye attın? o zaman doğa katliamı yaşanmadı da şimdi park yapılınca mı yaşandı ? kalkmış bize doğa katliamından bahsediyorsun!
deprem olursa sular altında kalırmış, felaket olurmuş falan da filan! bak kardeşim :
kansai uluslararası havalimanı - vikipedi kansai uluslararası havaalanı (関西国際空港, kansai kokusai kūkō / kısaca: kan kū 関空) (ıata: kıx, ıcao: rjbb) osaka körfezi açıklarında, 4 km uzunluğa ve... wikipedia
burası japonya'da denizin ortasına inşaa edilen uluslararası havalimanı. bak denizin ortası ve japonya diyorum ! çaktın mı ? çakmadın halen dimi ? lan japonya'da neredeyse haftada bir deprem oluyor ve adamlar buna rağmen denizin ortasına havalimanı yapıyorlar. bu havalimanı 1989 yılından bugüne kadar sayısız deprem yaşamış ve halen ayakta. ee ne oldu şimdi ? dolgu olunca depremde felaket oluyordu ? niye felaket olmamış şimdiye kadar ? ha diyeceksin ama onlar japon hesabını kitabını yapmışlardır, biz türküz beceremeyiz böyle şeyleri ! ne dersen de, 25 sene önceki teknolojiyle sık sık deprem olan bir yere o havalimanı yapılıyor ve halen sapasağlam ayakta kalabiliyorsa felaket tellallığının hiç lüzumu yok ! sen önce kendi oturduğun evin sağlamlığına bak bakalım, ne durumdaymış ?
lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. ibb mükemmel bir işe imza atmış. bu parkı gezdiğimde gözlemlerim şu ki : bilgisayar başında boş boş vakit geçiren gençler artık patenlerini, bisikletlerini, kaykaylarını, basket topunu ,futbol topunu, uçurtmalarını alarak buraya geliyorlar. internet kafelerde bilgisayarın başında saatlerce oyun oynasalar daha mı iyiydi ? mahalle köşelerinde oturup boş boş konuşsalar daha mı iyiydi sizce ? geçlere böyle hizmeler vermelisiniz ki onlardan da bir başarı bekleyebilesiniz. o park sayesinde kaç gencin bir spor dalına ilgi duyarak ileride başarı kazabileceğini hiç düşündünüz mü? gençler için hiç bir çaba gösterme sonra “ ah gençlik ,vah gençlik “ deyip ağla dur.
ayağına ilk defa paten geçirip düşe kalka kaymaya çalışan yediden yetmişe insanları orada görünce parkın asıl hedefine ulaştığını görebiliyorum. şunu da itiraf etmem gerekir ki otuzlu yaşlara gelmiş olan ben bile buradan etkilenerek paten sporuna başladım. orada benim gibi daha nicelerini görüyorum ve sayıları da hergün artıyor.
sözlerimi bitirmeden aklıma gelmişken söyleyeyim: hani ekosistemin içine edilecek diyordunuz ya? park içinde ekosistem oluşmaya başlamış bile. denizin ortasında cırcır böcekleri sesleri yankılanıyor artık. çok yakın bir zamanda da orada büyüyen ağaçlar nice kuşa, börtü böceğe ev sahibi olacak.
metropolde yaşayanların çok ama çok ihtiyaç duyduğu bir yapıyı istanbul haklına armağan ettikleri için ibb’ye sonsuz teşekkürler.
yoğuşmalı zombi yoğuşmalı zombi
her gördüğümde ağlayasım geliyor. ağaç dikecek başka yer mi yoktu? denizi doldurmak ne demek? denizi doldurup sosyal tesis yapmak? marmara'da, marmara hani deprem bölgesi olan... onu da geçtim denizi doldurmak nedir arkadaş! saçımı başımı yolcam.
format at geçer format at geçer
ulan götoş dediğin geziciler olmasaydı oraya 16 bin ağaç değil 6 bin bile dikilmeyecekti belki sik kafalı. ayrıca adam ağaç dikmiş niye sesimiz çıksın malmısınız amk nasıl bir zeka seviyeniz var anlamış değilim. gerçi koyun dediğimizde bel altı anlayan bir zihniyete sahipsiniz bizi anlamamanız çok normal. gerçi ilerleyen vakitlerde camii yada mescit yapmak için bol bol keserler ağaçları. işte o zaman sesimizi duyar kaçacak yer ararsın. ayrıca denizin doldurulması olayı bence de çok saçma ancak istanbul da nefes alacak yer kalmamış başka en azından kimse buraya bina dikecek kadar salak değildir.
anarşistkedi anarşistkedi
geçenlerde caddebostan sahilden bisikletle gittiğimiz alandır. hafta içi ve sabah olduğundan dolayıydı herhalde ki inanılmaz ıssızdı. ayrıca gerçekten alabildiğine büyük bir alan. resmen orta asya bozkırı zannettik.
birdirbire birdirbire
yok anam yok ne yapılsa boş insanımıza. şu girilerden okuduktan sonra haketmediğimiz proje .

not: bi akşam gelin gidelim gezdireyim sizi. he arada 2-3 kişiye soralım nasıl olmuş diye.
byzantion byzantion
doğaya bu kadar müdahale ederseniz sonuçlarına katlanacaksınız dediğim dolgu alanı park. zaten sahil yolu komple dolgu alanı. eskiden yol kenarına oturup adalar izlenirdi. yaşım el vermiyor ama önceki kuşaklardan biliyorum maltepe sahil şeridinin kumsal olduğunu ve denize girilebildiğini. sırf o sahil yolu için kumsal yok edilip kayalık yapıldı. ha şimdi bak ne güzel park feşmekan diyeceksiniz. ben denize gireceğim kumsal halini istiyorum. al parkı götüne sok ne yapayım parkı. denizin içine sıçmışsın zaten.
anlamlaragelesice anlamlaragelesice
istanbul'daki nüfus artışı bu hızla devam ederse gelen hafriyat ile adalara kadar varacağını düşündüğüm beton yığını. zamanında denizin ortasında olan bakireler tapınağı şu an şehrin merkezi sayılacak yere geldi resmen. istanbul gibi depremle iç içe yaşayan bir şehirde denizi doldurma gafletine düşmek çok yanlış. insanlara yaşam alanı sunmak için daha farklı yollar var ve bunu yaparken doğaya zarar vermeye de gerek yok.
1
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
adalar ile maltepe arasında su altında kalmış olan 3 adacığın dibine kadar gelmiş dolgu alanı.
biraz daha dolgu ile su altındaki kiliseye ulaşmak mümkün olacak gibi duruyor. bu alan için en başlarda ne gerek var desem de bugün baktığımda anadolu yakasının nefes alma alanlarından birine dönüştüğünü görüyorum. öyle dar bir şehir yüzölçümüne o kadar çok insan sığdırılmaya çalışıyor ki alan kalmadı hiç bir şeye.

bu tip zoraki sosyal alanlar açmak yerine tersine göçü teşvik edecek işlere imza atmak çok daha mantıklı olurmuş istanbul için.
ropte ropte
akşamları is çıkışı kendimi atıp deniz kenarında yürüyerek stres attığım yer. bundan 25 sene kadar önce dolgusuz halini hatırladığım koca sahilin bu denli doldurulması başlarda rahatsız etse de, ortaya çıkan tablo işlevsellik bakımından memnun edici. ha sahile diye gidip deniz görmeden döndüğümüz de çok oluyor. çünkü o kadar büyük bir alan ki denize ulaşana kadar baya yürümek gerekiyor.

güzel ama unutmamak lazım, doğa verdiğini alır.