manisa tarzanı

dragblac dragblac
gerçek adı ahmet bedevidir.kendi halinde olan manisayı yeşillendirmek için birçok çaba harcamış insandır.manisa halkı tarafından çok sevilir.zamanında fakat bu tarih eski değildir babamlar tanıyor,şortla dolaşan çıplak ayaklı sakallı biridir,dağa 5 dk.da çıktığı söyleniyor,ağaçlara çıkan zarar verenlere bağırdığı söylenir,spil dağında bir kulübesi bulunuyor.burdan bayram ve seyranlarda toğp atılıyor.manisa da birçok heykeli her evde resmi bulunur.çok ii biri olarak tanınır anlatılır öldüğü zaman manisa halkını yasa boğmuş ve tören yapılmıştır.manisa yeşilini tarzanına borçludur.
mulenbu mulenbu
aslen iranlı bu şahıs neden manisaya gelip yerleştiği bilinmiyor ama yerleşmiş işte zamanın valisi ile görüşüp cezaevindeki mahkumlara dagda ağaç diktiren, yeşili seven ve koruyan bir şahıs. bir de bu adam yaz kış sadece şortla gezermiş.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
1994 yılında çekilmiş başrolünü talat bulut'un oynadığı güzel bir film. ayrıca filmde anlatıldığına göre ahmet bedevi o kadar mütevazidir ki, manisa'ya yerleştiğinde herkes'' istiklal madalyasıyla dolaş, sen kurtuluş savaşı gazisisin, daha kolay iş bulursun '' diye nasihatler verdikten sonra madalyasını bir daha takmamak üzere üstünden çıkartır.
slowmotion slowmotion
"iş ağaç dikmekte değil,ona bakmakta" sözünü söyleyen kişi.

manisa eski kabristan girişinde ilk mezar onunkidir.kabristana giden her manisalı yeşil bir şehirde yaşadıkları için sevdiklerinden önce ona dua eder.
gramadevate gramadevate
asıl adı ahmet bedevi, 1899 bağdat doğumludur.
"işgal orduları geri çekilirken pek çok şey gibi manisa'yı da yakar, yıkarlar. kenti özgürlüğüne kavuşturan türk ordusunda bulunan kerkük türklerinden “ahmet bedevi” adlı asker öylesine tutkundur ki doğaya; savaş bitiminde manisa'da kalır. ağaç dikmeyi, yeşili korumayı uğraş edinir kendisine. manisa onun diktiği ağaçlar sayesinde yağmura ve gölgeliğe kavuşur.

manisa tarzanı'nın istiklal madalyasına sahip olunduğu pek bilinmez gerçi siyah bir şortun dışında üstüne pek bir şey giymediğinden, madalyasını takacağı ne bir ceketi ne de bir gömleği vardır zaten." ( bu kısım sunay akın'a ait)

komşum küçükken görmüş kendisini hatta dayak bile yemiş, meyva yerken ağacın dalını kırdığı için.






nacolee nacolee
babannemin sürekli anlattığı halk kahramanıdır.kendisi tarzan değil gayet entellektüeldir. modern değerleri reddettiği için dağa çıkıp yaşamayı seçmiştir.o zamanların hippi*si diyebiliriz.kendisi günlerini tabiatla iç içe geçirir.ona yardım eder.karşılığında her türlü
ihtiyacını ondan sağlar.üstüne dondan başka birşey giymez çünkü mülkiyeti reddeder*.(hatta oan madalya takılırken kıyafeti olmadığından dolayı kıllarına iliştirilmiştir madalya .ek:1) manisadan bir yol geçecektir ve buna engel olmak için halkı ayaklandırıp eylem başlatır.aktivisttirde.

yani dağda yaşamasının sebebi deli olması değil felsefii nedenleri vardır.

“yaşayışım gayet basittir. yaz, kış , topkale’ deki kulübemde ve mağaramda yaşarım. evim meyve ağaçlarıyla , çiçeklerle çevrilmiş cennet gibidir. yazın yaş, kışın kuru meyveler yerim. günde üç kez , buz gibi suyla yıkanırım. vücudumu korumak için, kendi yaptığım bitkisel yağı sürünürüm. eski ve yeni yazıyı bilirim. türk müziğine hayranım. sinemanın tutkunuyum. zaten dertle, gamı bunlarla unutuyorum. gazete ve dergi elimden düşmez, hepsini alıp okurum”. sanırım bunun ismi tarzanizm.

ek1:



not: babannemden öğrendikçe ayrıntıları yazmaya devam edicem.

(biri bana görsel eklemeyi anlatsın düzelticem yazımı.)
inanna salome inanna salome
savaş sonrası yıkılmış ve harap haldeki manisa'yı bitmeyen insan ve doğa sevgisi ile yemyeşil yapmış, ülkemizin belki de ilk çevrecilerinden özel ve güzel insan. doğa kadar çocukları da sever onlara gözü gibi bakarmış. ayrıca incelikli ve kibarmış. manisa tarzanı'nın ceyn'i yokmuş ama tüm kadınlara çiçek verir, inceliğini gösterirmiş.

manisa halkı tarafından unutulmamış; her yıl 31 mayıs'ta manisa'da törenlerle anılmaktadır.
autorita autorita
kendini doğaya adamış,varlık içinde yaşamasada,hayatını insanlara yardım etmekle geçirmiş ölümünün 50. yılı geride kalmış,ama hala saçı sakalı birbirine karışan bir insan gördüğümüzde adı dilimize pelesenk olan yegane insan.kendisi hakkında bildiğim birşeyde mevlananın türbesini ziyarete gittiğinde kılığından dolayı içeri alınmaması üzerine kapıdaki görevliye ne olursan ol yine gel sözünü hatırlatmış utanan görevli hemen içeriye buyur etmiş.
metrodakikemancı metrodakikemancı
kurtuluş savaşından sonra manisa'yı mekan bellemiş, savaşta yok olan doğasını yeniden kazanması için ömür vermiş bir derviş.

kendi ağzından:
"yaşayışım gayet basittir. yaz kış topkale'de ki kulübemde ve mağaramda yaşarım. evim meyve ağaçlarıyla, çiçeklerle çevrilmiş cennet gibidir. yazın yaş, kışın kuru meyve yerim. günde üç kez buz gibi suyla yıkanırım. vücudumu korumak için kendi yaptığım bitkisel yağı sürünürüm. eski ve yeni yazı bilirim. türk müziğine hayranım. sinemanın tutkunuyum. zaten, dertle gamı bunlarla unutuyorum. gazete, dergi elimden düşmez, hepsini alır okurum."