mariam kavakçı

1 /
ay zeytin gece ay zeytin gece
ne yazık ki akrabalarımızı seçemiyoruz bu hayatta.

birkaç sene önce, anne tarafından çok da samimi olmadığımız bir akrabanın düğününe ısrarla çağırması sonucu annem ile birkaç akraba bayanı düğüne bırakırken söz konusu akrabaların arabada beni de görmesiyle "ayıp olmasın bir hayırlı olsun deyip çıkarım" düşüncesiyle o düğüne gitme hatası yaptım. düğüne gitme gibi bir planım olmadığı sadece arabayı süren zat olarak spontane katıldığımdan ötürü, üstüm başım gayet gündelik bir tarzda kot, sıfır kollu siyah bir bluz ve evden çıkmadan önce ayakkabılıkta elime ilk gelen çok da sivri topuklu olmayan bir çift pabuç geçirmiştim ayağıma.

çok fazla kalma niyetim de yoktu ancak ve ancak daha salona girer girmez insanların beni kınayarak süzmesinden ve içeriden gelen hafif ilahili fon müziğinden binaen anladım ki mutaassıp bir düğün için çok da uygun bir kıyafet değildi, daha fazla ilerlemedim annemlere oturacakları masaya kadar eşlik edip ayrıldım. hepi topu bu. toplasan 5 dakika kalmadım o salonda. tanıdık birkaç sima dışında da kimse ile merhabalaşmadım bile.

yoz toplumlarda ne yazık ki düğünlerin iki insanın hayatını birleştirmelerine şahit olmaktan başka dedikodu malzemesi bulmak gibi işlevleri de vardır. ve evet tahmin edersiniz ki o düğünde tesettürlü olup da daracık vücut hatlarından iç çamaşırlarına kadar belli olan yaşı daha 20'yi bulmamış kendini teşhir eden kızlar veyahut makyajından ötürü tanınmayacak kadınlar değil de benim evden çıkmadan önce elime gelen topuklu ayakkabılarım dedikodu malzemesi olmuştu. gülerek dinledim o zamanlar bunları hatta epey dalga geçtim o dönem zihniyetle bana bir rahatsızlık vermemişti çünkü.

söz konusu ayakkabıları sosyal medyada, mariam kavakçı'nın da giyindiğini görünce bu olayı anımsadım ama. hatta ne yalan diyeyim ben o şekilde bir fotoğraf çekip sosyal medyaya da atmamıştım üstelik ama o gün sıfır kollu bluzum ve topuklu ayakkabılarım büyük bir hezeyan olmuştu toplum için. demek ki keramet dili dışarı çıkarıp poz vermekteymiş. biz bilemedik.

------------------------------------------------------------------

merve kavakçı'nın kızı, saray başdanışmanıdır.
belki de belki de
ara ara çılgın fotoğraflar atan hanım kızımız. kendisi merve kavakçı'nın kızı. yakın zamanda da cumhurbaşkanı danışmanı olarak atandı. ben onun gibi dil çıkararak fotoğraf atsam, fakülteden sürülürüm galiba ajsjd neyse artık bunlara şaşırmıyorum ama sadece insanın aklı şöyle bir 99'a gidiyor be.
ecevit olsa "ananı da al git" derdi ahsja yetiş ya ecevit
ıasybd ıasybd
bir kadında iki şey gözüme hoş gelir, birisi zeka, öteki güzellik. tuhaf tuhaf yandan bir poz vermiş yukarıda, kendisine baya bir baktım, hoş gelmedi gözüme. anası da amerikan vatandaşı millet vekiliydi bunun, ana kız baya uyanık arkadaşlar aslında, nereye tezgah açacaklarını çok iyi biliyorlar, ama bakınca belirgin zeka emaresi göremiyorum ne yapayım. demek ki bu işten anlamıyorum ben.
acarabi acarabi
hangi konuda nelerin danışılacağını merak ettiğim ordinaryüs profesör hanım kardeşimizdir.
yani iç politika mı yoksa dış politika mı, ekonominin gidişatı mı, enflasyon nasıl önlenir mi nedir, nedir nedir?
yoksa, islamda giyinmenin günümüz modasına etkileri ve sosyal hayata yansıması ile ilgili engin düşüncelerini mi deruhte edecek acaba!
(bkz: deruhte)
laleli esnafı laleli esnafı
pozları mühim değil. justin trudeau filtreli fotoğraf çekse, "çok sempatik adam yiaaa" olur, prens harry bumerang videosu çekse, "ay zaniimm ne tatlı zozuk" olur, kolinda grabar-kitaroviç şunun verdiği pozları verse aradığımız samimiyet olur. derdimiz bunlar olmasın. yok devletin resmi kimliği, yok makamın ağırlığı vs... geçelim bunları. ciddiyetinden taviz vermeyen, işte haliyle tavrıyla tam bir devlet adamı denilen yüzlerce kürek kafalı yönetti ve yönetmeye devam ediyor oğlum bizi. çocuk oldum, genç oldum, hatta yetmedi, geçenlerde 34 oldum, geçen zaman içinde o kürek kafalı profilde bir değişiklik yok. sonuç ortada. boğazımıza kadar bokun içindeyiz.

kendisini tanımıyorum, geçmişi nasıldır, genel kültür formasyonu ne seviyededir bilmiyorum. ama isterse tek bir kitap dahi açıp okumasın; "neden cemal süreya ki? normali süreyya değil midir" diyecek halde olsun; siyasi, sosyal, kültürel alanlarda zerre fikri olmasın, ekonomik parametreler deyince, "evet yaa, bazı parfümler neden bu kadar pahalı anlamıyorum " diye cevap versin. hiç mühim değil. annesi yaklaşık 20 sene önce öyle bir şey yapmıştır ki, onun referansıyla hayatı boyunca istediği her orta doğu ülkesinde rahat edecek ve istediği her şeye ulaşması için parmağını şıklatması yetecektir.

derdimiz bu.
simone cecile simone cecile
akpli olup kendi halinde mazbut muhafazakar hayat süren insanların, hakkında ne düşündüğünü merak ettiğim kadın.
yani normal mi o resimler kendi kabullerine göre bilemiyorum.
maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
şimd bu hanımefendi cumhurbaşkanı'na danışman olacak.
hangi konuda?
bir konuda danışman olabilmek için kimsenin bilmediği bilgilere sahip olmak gerekir diye düşünüyorum.
yani ülkede nükleer silah üretilip üretilmedeiğini bilmeyen bir danışman bu konuyu içeren bir görüş belirtemez. atıyorum, bilir ki 3 ay sonra hazır nükliş, der ki "sayın cumhurbaşkanım, biraz bekleyelim, 3 ay sonra, bu konuyu ima eden bir açıklama ile ciddiyetimizi gösteririz"...

demem ki o ki bu hanımefendi devlet sırrı taşıyabilecek birisi mi bilmiyorum, herhangi bir konuda uzmanlığı var mı bilmiyorum. belli ki var ve seçilmiş. muhakkak vardır yani.
umuyorum ki vardır.
olduğuna inanmak istiyorum.
1 /