masa da masaymış ha

1 /
aytok aytok
çok bilinen bir edip cansever şiiri. şiirde bekar bir adamın yaşamının özeti adamın hayatından hiç bahsetmeden ustaca anlatılır. ayrıca şair, sanki biraz da sartre'nin bulantı romanında bahsettiği " nesnelerin şahitliği durumunun şiirini yazmış gibidir :

adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
üç ker üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandu durdu
adam ha babam koyuyordu.
aeolus aeolus
objektif bakarsan ciddi anlamda yoğun ve güzel bir şiirdir. "bir mendil niye kanar?" diye sormuş bir şairden başka türlüsü beklenmezdi zaten. ha öznel davranırsam, kendisi temel tasarım ödevim olup benden bolca (s)övgü almıştır. ama güzel şairden, güzel şiirdir vesselam.
illuyanka illuyanka
adam masaya kalp kırıklıklarını koydu, gözyaşlarını koydu, mutsuzluklarını ve yeniden başlama ümidini koydu, kelimelerini koydu, pişmanlıklarını koydu, aldığı tüm hediyeleri koydu, sakladığı tüm anıları koydu sonra, söylediği iki çaydan açık olanını da benim önüme koydu, kendi tokuluğunu benim açlığımı koydu sonra da. adam koydukça ben şiiri okudum, baktı bana deli mi bu der gibi, farkında değildi çünkü koyduklarının. o koydukça ben belleğimdeki izlerini silmeye başladım koyduklarının. baktı ama devam etti koymaya. edip cansever'in dediği gibi adam masaya ha babam koyuyordu ama masa kahraman masa esat değildi, dayanamadı onca yüke, altında kaldık birlikte.
toffifee toffifee
ahmet ada da yazmıştır bu masa üzerine :


masanın üzerine gökyüzünü koydum
bir çiçek, bir defter koydum
suçu koydum, yani kırık dökük dizelerimi
düşlerimi koydum ki masa şenlensin
naz'ın gülüşünü, annemin sabrını
edip cansever'in şiirini, şiirinin yaşını
masanın önceki halini koydum
çiçek açmış ağaçkenki halini
kalemi değil kalem sözcüğünü koydum
kalemin kalbini
kocaman evreni gördüm kalemde
arka pencereden düşen ışığı koydum
incelmiş duyarlılığımı masanın üzerine
özlediğim kardeşçe bir hayatı
onu koydum
sabahın erken saatleriydi
bu en derin geceyi koydum
en acar vakitlerin kuş seslerini
bir sözcüğü başka bir sözcüğün
yanına koydum
yalın kuş seslerini duymak için
ağaçlardan havalanan
ormanı koydum masaya

sabahın erken saatleriydi
biliyor musun masa artık
koca bir evrendi yitikler
barındıran sıcak koynunda

sabahın erken saatleriydi
pencerem açıktı uyanıktı
bir kadın görüş günü
çiçek açmiş ağaçla geçti
gözlerinin içindeydi seher vakti
görünce beni gülümsedi
gulumseyişini koydum masaya
yüzündeki acıyı
ayrılığı koydum kalpten kalbe işleyen
alıp götüren sokak sokak

hayat güzeldir dedim
bir nesnenin ucundan tutmak güzeldir
biçimini almak doğanın
biçim vermek renklere
güzeldir

masanın gözleri açıktı
ışık dolan odam uyanıktı
ışık doldu saçlarına, uykudaydın
uykunu koydum masaya
uyanıklığını taşlarin
taşlarin içinden fışkıran suyu koydum
kendisini değil görüntüsünü
koydum masaya
biliyor musun masa
tedirgindi taşlardan
kumu koydum, varoluşumu
ak giysiler içindeki gövdemi
kente bakan uçurumlardan
derbentlere fırlatmak için

masa akdeniz kıyılarında
tedirgin yükünden hala
normalşartlaraltındaveodasıcaklığında normalşartlaraltındaveodasıcaklığında
'gri'nin hezeyanlarından maruf ruh halleri, sanki çok çok mayıs'sızlıktan... suskunluğa delaletin kanaması bunlar, derin bir iç acısı, iç açıcı tek bir sen kalmıştın ey gökyüzü, ağzımda giderek çoğalan kan tadına terketme beni tükürmekle gitmiyor, kusmakla daha katmerleşiyor acıyor, acıtıyor...'

denildiği anda, yağmurun tarçınlı kokusuyla asla terk etmediğini hatırlatan bir gökyüzü gibi.. sanki.. altında ıslanmak pervasızca... gülümsemek gibi..

sanki...

öyle bir fazla olan şiirdir... bir fazla adamın şiiridir...
mavi kalem mavi kalem
ikinci yeni yazarlardan edip cansever'in gönlüme en yakın hissettiğim şiiri
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
üç ker üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandu durdu
adam ha babam koyuyordu.
poetik poetik
bugün okuduğum bir habere göre sansürlenmiş şiirdir.
ilgili haberin link'i: lise son sınıf kitabında edip cansever'in şiiri sansürlendi! edip cansever'in "masa da masaymış ha" şiiri, 12. sınıflarda okutulan ders kitabında sansürlendi t24

sanıyorum ki "biranın dökülüşünün verdiği hazzı kelimelerle açıklayamazsınız. onun dökülüşünün sesi ancak duyulur, dökülüşü ancak izlenir" gibi bir gerekçeleri var. aksi bir gerekçeyi düşünmek bile ürkünç.
bakışsız bir kedi kara bakışsız bir kedi kara
eylül ayından beri okutulan ders kitaplarında sansüre uğradığı bugün fark edilmiş,edip cansever şiiri.nerede güzel bir şey varsa onlar ondan mahrumlar, ne kötü. "bir bira içmek istiyordu kaç gündür masaya biranın dökülüşünü koydu" böylesi bir imgesel anlatımdan insanları mahrum bırakmayı kendinde hak görmek, hangi eğitim anlayışının ürünüdür acaba..


kuş sütü kuru hüzün kuş sütü kuru hüzün
ikinci yeni ve edip cansever'i aşağılamak için bilinçli bir şekilde seçilen şiirdir.
edip cansever'in tek derdinin bira içmek,mayaya koymak,sehbaya vurmak,sandalyeye çıkmak olduğunu sanan sansürcü güruhun içler acısı halinin bir tasviridir.
masa da masaymış ha...
keşke size gireymiş o masanın dört bacağı.
nautilus nautilus
bu şiirin;

bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu

mısraları lise 4 kitabında sansürlenmiştir.
road and trip road and trip
meb tarafından okullarda lise 4. sınıflara sansürlü şekilde öğretilen şiir.

..
...
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
..
...

dizeleri meb tarafından lise 4. sınıf kitaplarında sansürlenmiş edip cansever şiiri. hani bir söz vardır, 40 yıllık tinerciyim böyle kafa görmedim diye. sanki zorla koymuşlar şiiri de bir de sansür yapıyorlar. madem uygun değil senin zihniyetine ne demeye kitaba alıyorsun.
1 /