memur edebiyatının sıkması

a sami bayraklı a sami bayraklı
zaten hiçbir zaman hiçbir türlü anlayamadığım edebiyattan gına gelmesi durumu.

argümanları sırayla incelemek istiyorum ki anlayalım,

"memur çocuğuyum ben"

yani? biz orospu çocuğu muyuz? ben de işçi çocuğuydum. mahallede durumu en iyi olanlar memur çocuğu olanlardı hatta. bunun edebiyatı neden döner cidden anlayamamışımdır yıllarca. kendilerini fabrikatörlerle falan kıyaslayıp üzülüyorlar sanırım.

"zaten 3 kuruş maaşa çalışıyoruz"

o işi bi geç hocu. hala daha ülkede sizin aldığınız para 3 kuruş değil. gayet de ortalama üstü kazanılıyor. hee kazanılmasa? gel özel sektöre, gel abi, sömürülmeyi, 3 kuruş kazanmayı gör. benim için memur olanlara yönelik algı şudur, ulan şimdi özel sektör, iş bul, işsiz kal falan riskli. girelim şurda devlete mis gibi. sabah 8 akşam 5 haftasonu yatış. kovulma riski yok bi şey yok.

bu konuyu biraz daha açmam gerekirse mühendislik açısından memurlar yeni mezunken piyasanın çok üzerinde maaş alıyorlar. mühendisin 10-15 yıl aralığında tecrübeyle maaşlar ancak eşitleniyor (saat ücretleri üzerinden hesaplıyorum ben).

maalesef türkiye'de memura karşı bir algı var. görülen her memurda insanın "ulan kim bilir nereden torpili var" diyesi geliyor. bu böyle kusura bakmayın. benim istediğim ya da düşündüğüm bir şey değil zaten gelip bana ağlamayın. ben olan algıdan bahsediyorum.

sonuç olarak, memurlar olarak fakir edebiyatı yapmayın abi. yakışmıyor. ülkede hangi paralara ne işlerin yapıldığını hiç mi bilmiyorsunuz ya da duymadınız? memur her daim orta direğin bir tık üstüdür benim gözümde. bir de eş de memursa tamam. mis.
akrep kadın akrep kadın
her memuru sabah 8 akşam 17 çalışıyor sanrısı kadar sıkıcı bir edebiyat.

bu devletin 24 saat 365 gün çalışan kurumları var bilmem farkında mıyız.

gecenin bir saati gittiğin hastanede, karakolda bi dünya çalışanı beğenmiyorsun ya hani! he işte onlar pek öyle sabah akşam mesaisi yapamıyor.

evet özel sektörde zorlanmayalım diye seçtik yalan değil. ben kendimi bildim bileli (bizim mesleğin o zamanki doğası gereği elbette) 20 yaşımdan beri memurum. ağlayan özel sektör çalışanlarına göre de iyi maaşlar aldım.

babam memur değil işçiydi. bana seni üniversite okutabilir miyim bilmiyorum dedi ve bir meslek lisesine verip zamanın şartlarının da etkisiyle devlet memuru olmamı sağladı.

kim ağlıyor bilmiyorum ama ben kan da kussam kızılcık şerbeti içtim derim bu memurluk mevzusunda.
düşünsene yerimde olmak isteyip olamayınca canına kıyan, kıymasa da şirazesi kayan onca insan var.
özel sektör kasıntılarına diyecek sözüm yok.

he bi de o çok ağlayan memurlar var ya onlar başta öğretmenler, sonra da masa başında popo yassılaştırıp öğle yemeği saatine 10 dk kala gidince etmedik eziyet bırakmayan büro memurları. hadi onlara gömelim asfsfg!