muazzez ilmiye çığ

1 /
gelmir tasartir gelmir tasartir
92 yaşında bir tarihçimiz. mahkeme önüne çıkarılacak olan bu tarihçinin suçu, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ve aşağılama ile hakaret!'bunun nedeni ise
(sümerolog kişiliğinden mütevellit) sümerlerden kalma tabletlerde yer alan bir gerçeği 'tapınak fahişesi' denen fahişelerin başlarını örttüğünü ileri sümüş olması yani tamamen bilimsel bir açıklama!!!
tapınaklarda fuhuş yapan ve örtünen kadınların varlığının öteden beri biliniyor olması hatta tevrat'ta bunlardan söz ediliyor olması ise ayrıca bilimden, ilim irfandan uzak, naylon adalet dürtüsüyle hareket eden, kör,bağnaz zümrenin zerre kadar ilgisi cezb etmemiş 'kesin cezasını münafığın' nidaları bangır bangır.!!!
yoruma hacet yok! burası türkiye
yazardan not:söylem ağır yanlış ve benzetmeler, aklı sıra verdiği öğüt ve öneriler manasız,tahrik edici hakaret içerikli evet.ünlemler de bu sebepten.
bimekan bimekan
müthiş bir kadındır. turnusoldur evet, kendisini "vahşi" diye niteleyen güruhun "vahşiliğini" ortaya seren bir turnusoldur.
kitapları harikadır, sümer ile ilgili yaptığı kurgu-bilim kitapları özellikle okunmalıdır.

şu an kanal b'de giderayak isimli bir programdaki katılımcılardan biridir.
bimekan bimekan
sümerlilerde tufan, tufan'da türkler isimli yeni bir kitap çıkarmış yaşayan tarih, sümerolog. kitabının konusu şöyle:

türklerin tufan efsaneleri ile sümer tufan efsaneleri arasındaki bağlantı...
tufan efsanesinin orta asya'daki kaynakları...
tufan'ın nerede olduğu tartışması...
mezopotamya'da tufan öyküleri...
tevrat'ta tufan...
kur'an'da tufan...
seyyar satıcı seyyar satıcı
topraktan çıkan sümer tableti 80000 okunan 7000 okunmayan 73000 bunu bir yere yazalım;

-işsizlik %30 larda
-eğitim alamayan milyonlar
-tinerci çocuklar
-çocuk işçiler
...

sonuç bizden 5000 yıl önce yaşamış bir medeniyetin bile bizden daha medeni olduğunu şaşırarak anlıyorum.

muazzez ilmiye çığ atatürk'ün tarihsel mührüdür. 5000 yaşındadır.
fen liselim fen liselim
profesör değilmiş, hatta doktorası bile yokmuş. "e olmasa nolucak" denilebilir ama medyada hep "prof. dr. muazzez ilmiye çığ" denilmesi ilginç oluyordu.

bir de sümeroloji değil, hititoloji mezunuymuş. yani sümerologluğu da akademik değil, kendi çabalarından kaynaklanmaktaymış.

(bkz: sahte profesör! laikçi kesimin ve kartel medyasının 'profesör' diye lanse ettiği muazzez ilmiye çığ'ın değil profesör, doktor bile olmadığı ortaya çıktı. vakit'e i... habervaktim )
seyyar satıcı seyyar satıcı
doğu perinçek'in yazısı (22 mayıs)

muazzez ilmiye çığ, bütün boyutlarıyla yaşama aşkıdır; çalışma aşkı, öğrenme aşkı, öğretme aşkı, üretme aşkı! bu aşk, hepimize ölümsüzlük duygusu veriyor.

bilimi halka taşimak
muazzez ilmiye çığ'da cumhuriyet vicdanının yıkılmazlığını yaşıyoruz. önce kendisine karşı dürüsttür. kendisine dürüst her devrimci aydın gibi, halkına karşı dürüsttür; insanlığa karşı dürüsttür.
milletine ikiyüzlülük, onun için en büyük suçtur. beynini ve yüreğini bütün berraklığıyla ve coşkuyla halkına açmıştır. halkı allah'la aldatma kültürünün karşısına, halkı tarihle eğitme kültürüyle çıkmıştır.
ibn haldun'un dediği gibi, "tarih bilimlerin anasıdır". toplum bilimi tektir ve tarihten başka bir şey değildir. işte muazzez ilmiye çığ, bilimi halklaştırmıştır. bilimlerin anası olan tarihi, üniversite salonlarından, laboratuvarlardan çıkarmış, halka taşımıştır. işte gerçek demokratlık budur. halkı aldatılan, kullanılan, omuzlarına basılan, köçek gibi ortada oynatılan bir nesne olmaktan çıkarmak; halkı bilgi ve iktidar sahibi yapmak: muazzez ilmiye çığ'ın yaptığı budur!
yunus emre, yedi yüzyıl önce, softa takımına, özetle "ilim ilim bilmektir, ya nice okumaktır, hepisinden iyice bir gönüle girmektir" diye seslenmişti.
gerçek erenlerinden, halkın gönüldeşlerinden gelen bu kültürü, atatürk cumhuriyeti muazzez ilmiye çığ'larla ayağa kaldırmıştır. halka bilimi götürmek, halktaki gönüllere akma birikimini canlandırmak; cumhuriyet aydınının büyük işidir.
perdeler kaldırılmış, kuyulara diri diri gömülen gerçekler yeniden gün ışığına çıkarılmış, çamurların içinde kalan doğruların üzerindeki kir ve pas temizlenmiş ve milletin önüne konmuştur.
yunus emre, "dört kitabın manası budur işte var ise" diyor ya, muazzez ilmiye çığ, işte o "dört kitabın manası"nı halkına açıklamıştır: kur'an, incil ve tevrat'ın sümer'deki kökeni.
işte bu da bir kitap! kutsal kitapların esrarını ortaya koyan kitap! muazzez ilmiye çığ'ın kitabı!
muazzez ilmiye çığ'ın bu kitabını, 20. yüzyıl türkiye'sinde yayımlanmış on binlerce kitabın arasından alıyorum, halk kitaplığı'nın, cumhuriyet eserleri'nin başköşesine koyuyorum. hani bir halkın geleceğini belirleyen başucu eserleri vardır ya, işte onların arasına.

muazzez hanim'in kaburgasindan yaratilmak
bizim halkımız, yunus emre'ler neslinden gelen muazzez ilmiye çığ'lar sayesinde kolay cevaplardan kurtulmayı öğrenmektedir. evet beyinlerimizin kıvrımlarında dolaşan o büyük soru: varlık nedir, kökü nedir, sebebi nedir?
muazzez ilmiye çığ'lar, bu sorulara sonsuzda bulunan cevabın ipuçlarını veren o büyük çabanın yorulmaz emekçileridir.
alın size o ipuçlarından biri: tarih sümer'de başlar. böylece hazreti âdem ve o'nun kaburga kemiğinden yaratılan havva ile 4 bin 500 yıl önce başlatılan tarihe bir seçenek buluyoruz.
hazreti âdem "ilk insan" ve aynı zamanda okuma yazma biliyor; okuyor!? böylece insanlık yazıyı keşfedene kadar harcadığı 1.5 milyon yıllık zahmetten kurtarılmış oluyor.
muazzez ilmiye çığ, halkın beyninde o şimşekleri çaktırıyor. hz. âdem, olsa olsa sümerlerin o çiviyazılarını ilk okuyan ve yazanlarındandır.
peki havva?
muazzez ilmiye çığ, kadının erkeğin kaburgasından yaratılmadığını, kişiliğiyle, daima dik duran başıyla, daima içine herkesi sığdırdığı o uçsuz bucaksız gönlüyle yeniden ispatlamıştır.
belki bizler, muazzez ilmiye çığ'ın kaburgasından yaratıldık! öğrenmek, derinleşmek, köklerimize uzanmak, kendimizi bilmek: bu eylemler de bir tür yeniden yaratılmak değil mi? bunu borçlu olduğumuz yaratıcılardan biri de muazzez ilmiye çığ'dır.
bilim ve sanatın yaratıcılığı, toplumların yeniden üretilmesi; yeniden yaratılmasıdır.

ya devrim olmasaydi
burada birden bir kaygı ürpertir yüreğinizi: ya muazzez ilmiye çığ'lar olmasaydı?
bu soru aslında ya cumhuriyet olmasaydı, ya atatürk olmasaydı sorusudur. daha doğrusu ya devrim olmasaydı?
bu sorunun cevabını da yine muazzez ilmiye çığ'lardan öğrenebiliriz: devrim olmaz olur mu, atatürk olmaz olur mu? tarih var ya!
tarih, nasıl ki sümer'den başlar, o tarih devrimlerin tarihidir. sümer'den başlayan tarih, mustafa kemal'lerle devam etmekte ve geleceğe uzanmaktadır. kim demiş, "tarihin sonu" diye.
"tarihin sonu" gelmedi! gelseydi, muazzez ilmiye çığ, o gülen, ışıldayan gözleriyle bize bakamayacaktı. tarihin sonu gelseydi, muazzez ilmiye çığ, bütün topluma iyimserlik saçan o şen kahkahalarıyla umutlarımızı göğertmeyecekti.
tarih varsa, yarın da vardır!
tarihin sonu gelmez. muazzez ilmiye çığ'ın da sonu gelmez. o, gürültüsüz, sessiz adımlarıyla, abartısız onuru ve gururuyla, sevgiyle, sevinçle ve gerçeklik duygularıyla sonsuza doğru yürümektedir.
bizim devrimci cumhuriyetimizin cevheri tükenmez. o cevheri bir uygarlık tarihi beslemektedir. muazzez ilmiye çığ, cumhuriyet devrimi'nin toprağın altında bulduğu, ortaya çıkardığı ve işlediği cevherdir.
cumhuriyet devrimi olmasa, tarihin kızı, toprağın altında kayaların arasında, çeperlerin içinde kalırdı.
tarihin biriktirdiği devrim, tarihsel birikimin ürünü olan atatürk, tarihin kızını keşfetti ve türkiye halkına öğretmen atadı.

uykusuz birakan sorular
muazzez ilmiye çığ'ın 1990'larda ikinci keşfi, bilim ve ütopya dergisinin çabasıyla olmuştur.
demek ki, kemalist devrim'in aydınlanması, bilimselliği, halkçılığı bastırılamıyor; yok edilemiyor. çünkü sümer'den gelen aslında o'dur. "dört kitabın manası", uygarlık birikimidir. o birikim hareket halindedir; tarihten beslenerek bağrından yeniyi üretir.
ve uygarlık birikimi, bize hep cevabı sonsuzda bulunan soruları sorar. geceleri beni uykusuz bırakan sorular vardır. sayın ilmiye çığ, önemli bir kısmı topkapı sarayı'nda, depolarda, dehlizlerde bulunan 75 bin hitit tableti bulunduğunu söyler. bunlardan hatırımda kaldığına göre, 10 bin küsuru okunmuştur.
işte bizi uykusuz bırakan soru: geri kalan 65 bin hitit tabletinde neler var?
muazzez ilmiye çığ bu çıldırtan merakı beyinlerimize bırakmıştır bir kez.
tarihin kızı, bir toplumun merakında, bir toplumun özleminde "sonsuz'un kızı" olmuştur.
su kusu su kusu
1914 doğumlu,sümerolog,tanışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı saydığım muhteşem ayaklı tarih.yaşına rağmen konuşamasını ayakta öyle büyük bir aşkla yapıyor ki etkilenmemek imkansız.kendisiyle 8 mart (2008) gibi anlamlı bir günün kutlamaları kapsamında tanışmış olmak da ayrı güzel olmuştu.öyle berrak ki hafızası,öyle de güzel anlatıyor ki konuşması bitmese diyorsunuz.yanına gittiğinizde de sanki ilk kez karşılaşmamışsınız da anneannenizmiş gibi davranıyor size,en güzeli de hala güvenilebilecek gençler olduğunun farkında konuşmasında bu gençlere ne kadar destek verdiğini de dile getiriyor.eserlerinden bir kaçı:
-bereket kültü ve mabet fahişeliği
-vatandaşlık tepkilerim
-gilgameş - tarihte ilk kral kahraman
yenisekme yenisekme
kendine gazete diyen bazı paçavralarda kendilerine yazar diyen bazı ucubelerin hiç utanmadan sıkılmadan "başı açık kadın namussuzdur, fahişedir" diyebildiği ve buna tepki verdiğiniz zaman din düşmanı, laikçi, gavur falan olduğunuz bir ülkede "türbanı sümerlerde fahişeler takardı" demiş. bazıları ise "bir olayı en fazla ne kadar götümden anlayabilirim" denemesine girişip kendisini "türbanlılara fahişe diyen kadın" olarak görmek istemekteler. abicim biraz zeka, biraz muhakeme yeteneği yahu. nasıl bir beyin yapınız var ki "sümerlerde türbanı fahişeler takardı" diyerek tarihi bir olgudan bahseden (kişisel görüş bile değil) insana "türbanlılara fahişe dedüüüüüüüüüüü!!!!" diyebiliyorsunuz, ben vallahi anlamamaya başlıyorum bir noktadan sonra. doğrudur veya yanlıştır ayrıca araştırma konusu, fakat kadın elindeki verilerden sümerlerde türbanı fahişelerin taktığı sonucuna varmışsa ne desin? "dini değerlerimize saygı göstersin hölö hölö hölö" hee amınakoyim başka laf bilme sen zaten. dünya üzerindeki her bir insanın işi gücü yok her ettiği lafta senin dini duygularının incinmemesine çabalayacak.

keşke adam gibi "başı açık kadın fahişedir" diyenlerle aynı cüreti gösterip "türbanlılar fahişedir" deseymiş de işittiği bu kadar gerizekalıca lafları hak etseymiş bari. az bile demiş. ne o gücünüze mi gitti?
1 /