mühim olan iç güzellik diyen kız

lorquet lorquet
umarım böyle diyen yoktur çünkü mühim olanın iç güzellik olması gibi bir realite yok. ancak kendinizi kandırırsınız. şu daha doğru, içinin güzelliği dışına yansıyor.
insanın belli bir yapısı var ve bütün olarak yansıyor. yani mimikleriniz, bakışlarınız, tavırlarınız, yürüyüşünüz... yıllar boyu taşıdığınız psikolojinizle paralel giden şeyler. bahsettiğimin silikon ve dijital darbelerle cilalanmış bir holywood yıldızı olmadığını biliyorsanız, bu bütün olan güzellikten neyi kastettiğimi anladınız demektir. güzelliği zaten dışarıda göremiyorsanız, evrim size bir mesaj veriyor demektir.
everybody leaves everybody leaves
bir kadının görünüşünü beğendiği erkeğin yakasına iğnelediği cümle. broş gibi iliştirir oraya.-mühim olan iç güzellik- sonra geri çekilir bi bakar boydan. onaylar.

yine de son dokunuştur. sikmeyelim birbirimizi.

beğendiği kelimesi önemli burda. güzel/yakışıklı demiyorum.
harley davutoğlu harley davutoğlu
"mühim olan 'üç' güzellik" diyen erkeğin kız versiyonudur:

1- göt
2- meme (her zaman iki numaradır. 1 numaraymış gibi görünür bazen yanıltıcı bir şekilde ama 2'dir en kral memenin yeri)
3- yüz (bu da aslında 3 gibi dursa da çoğunlukla 1 numaradadır. ama bazı ihtiyaç sahipleri için yüz güzelliği olmasa da olur)

edit: kız arkadaşı demişim ama bu ikisinin genel anlamda bir çift olması söz konusu değil. istisnalar kaideyi bozmaz.
wendera wendera
dürüst olalım. düzgün bir fizik, uzun boy, yakışıklı bir surat, şeytan tüyü ve potansiyel vaadeden bir meslekten sonra tabi ki de iç güzellik mühim.
orkestrada çelik üçgen çalan şanslı orkestrada çelik üçgen çalan şanslı
seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden;
her güzel güzellikten er geç yoksun kalacak
kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
gölgesindesin diye ecel caka satamaz
sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
insanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.

william shakespeare - 18. sone


mortissaa mortissaa
birkaç ay öncesine kadar tam olarak bendim. görüntüsü yakışıklılığı giyimi falan umrumda değildi. artık fikir değiştirdim, yeniden sevgilim olursa aşırı yakışıklı, görünce hayran olacağım, evimin kapısını bana açtığı zaman karşımdaki görüntüden mutluluk duyacağım biri olur. yakışıklı olmayanları eliyorum ben artık direkt, böyle bi karar aldım. olmayan iç güzellikten fayda görmedik bari gözümüz gönlümüz açılsın bundan sonra
bilana bilana
yalandır.dışını beğenmediğin elmayı bile almaya tenezzül etmiyorsun.ha dış görünüşe aldanıp olayın iç yüzünde pişman olduğumuz olmuyor değil tabi..
ben bir zamanlar oradaydım ben bir zamanlar oradaydım
bir hayale kapılmış olan kızdır.
çünkü ne çirkin erkeklerin ne yakışıklı erkeklerin içleri güzel değildir.
sadece amacına ulaşana kadar iyimiş gibi görünür erkekler.
bilin bakalım o amaç ne?