murat bardakçı

1 /
leviathan leviathan
tarihçi sıfatını yanlış anlayarak etraftan topladıkları tarih bilgisi kırıntılarını satmaya çalışan ve böylece "tarihçi" olduğunu zanneden, ülkemin aydın körlüğüne sahip örnek yazarlarından birisi. bir tarihçi de olması gereken en önemli özelliklerden birisi olan arapça ve çince (belki bir de rusça) dillerinden hiçbirine sahip olmayan ama buna rağmen çevirilerle yetinen bilgi ithalatçısı.
ebisu ebisu
tanburu zekai dede efendi'nin oğlu ahmet irsoy'un öğrencisi dr.selahattin tanur'dan öğrenmiştir. müzikoloji konusunda uzmanlaşmış bir kitaplığa sahiptir ve tanbur çalmada ülkenin en iyileri arasında yer alır. bununla birlikte tarih yerine müzikolojiye daha fazla önem verseydi kuşkusuz daha değerli çalışmalar ortaya koyacaktı.
ebisu ebisu
osmanlıcayı bütün yazı üslupları-ki buna osmanlı bürokratik yazı stili olan divani de dahildir- layikiyle bilen ve rahatça okuyabilen kişidir. arapça, farsça, fransızca, ingilizce iyi bildiği diller arasındadır. çok hazetmesem de vaziyeti bildiğim için ifade etmek mecburiyetinde kalınan kişidir.
mümtaz mümtaz
efendim şunu bilmez, bundan anlamaz diye kimilerince yerden yere vurulan, amma ve lakin "son osmanlılar", "şahbaba" gibi çok önemli ve doğrudan doğruya arşiv vesikalarına dayanan kitapları nasıl yazdığı merak edilen şahsiyet.
yer cekimi yer cekimi
son çıkan "talât paşa’nın evrak-ı metrukesi'' adlı kitabında 1915 ermeni olaylarını konu almıştır, kitapta dönemin sadrazamı talat paşa nın özel belgelerinden yararlanmıştır.
soyut soyut
yahu ikinci abdülhamid in hangi içkileri içtiği konusunda adamın torunundan bilgi almış, ama neymiş; yalan. ben ikinci mehmet in istanbul u aldığını görmedim. gören de yok. zaten tarih kitapları da yalan söylüyor. o zaman istanbul u ikinci mehmet almamıştır. ben aldım istanbul u, harbi bak!
fritöz fritöz
muhafazakar çatlakların hükümet kaynaklı protein tozlarıyla adale yaptığı son dönemlerde, evraka, belgeye dayanmadan açıklama yapmayan, yaptığı açıklamalara histerik tepkiler geleceğini bile bile doğrucu davut olmaya devam eden cesur bir gazetecidir. şu ana kadar evraka dayanmayan herhangi bir konuda açıklama yaptığında bunun bir iddia olduğunu da üstüne basa basa dile getirmiştir.

bir yandan ii.abdülhamid döneminde hiçbir toprak kaybımız olmadığını anlatan tarih bilgisi benden bile kıt kişiler, diğer yanda da elinde dağ kadar belge olan murat bardakçı var. kendi adıma ben murat bardakçı'yı tercih ederim. alın size abdülhamid döneminde kaybedilen topraklar...

1878
-bosna-hersek imtiyazlı vilayet haline gelmiştir.
-kıbrıs sancağı ingiltere'ye bırakıldı.
-niş sancağı sırbistan'a bırakıldı.
-kars, batum, artvin ve ardahan sancakları rusya'ya bırakıldı.
-dobruca sancağı romanya'ya bırakıldı.
-bunların dışında birkaç kaza karadağ'a bırakıldı.
1881
-fransa tunus'u işgal etti.
-teselya ile narda kazası, yunanistan'a terk edildi.
1882
-ingilizler mısır'ı işgal etti.
1885
-doğu rumeli bulgaristan tarafından işgal edildi.
1897
-girit'e özerklik verildi. (1908 de yunanistan'a bağlandı.)
1901
-fransız donanması midilli'yi işgal etti.
1908
avusturya, bosna-hersek'i işgal etti.

işte tüm bu tarihi bilgilere rağmen hala "abdülhamin han döneminde osmanlı hiçbir toprak kaybı yaşamamıştır" derler.

şimdi bardakçı abdülhamid'in içki içtiğini söyledi diye başladılar yaygaraya... yok efendim iftiraymış yok çocukları öyle demiyormuş... bir kere sözüne güvendiğiniz kuşak osmanlı'yı yaşamış, babalarının padişah olduğunu görmüş bir kuşak olmakla beraber, her iktidarın içinde bulunan ikiyüzlülüğü de babalarından alan bir kuşaktır. örnek vermek gerekirse devletler bir savaş halinde ordularını geri çekmek zorunda kalsalar bile halka ordunun taarruza geçtiği söylenir. aynı şekilde abdülhamid eğer içki içiyorsa buna mukabil halka içki sevmeyen bir padişah olduğu anlatılır. tarih ilmini okuyan kişiler iyi bilirler ki hükümdarların iki yaşamı vardır. biri halkın gözünden hükümdar, bir de saray içindeki hükümdar...

ayrıca bahsi geçen ikinci kuşağın babalarından ve atalarından aldıkları bu iki taraflı politikayı uygulamaları için de pek ala bir neden vardır zira hala atatürk devrimlerinin arkasında olmayan, buna destek çıkmayan kişilerin, sözün kısası kendilerine ve atalarına hürmet eden bir tebaanın olduğunun farkında oldukları içindir ki bu açıklamaları yapmış olabilirler.

bardakçı'nın video kaydını yayınlayacağı, bu hanedanın sürgündeki üçüncü kuşağını temsil eden osman efendi ise, "han"cıların sözüne güvendiği kişilerin arasında büyümüş, sizin, benim ve bardakçı'nın asla bilemeyeceği saray anılarını dinleyerek büyümüştür. şimdi bir kere düşünün, abdülhamid'in torunu neden dedesi hakkında böyle bir şey söylesin. adam osmanlı soyundan gelen, sürgündeki padişah kızlarının ve oğullarının arasında büyümüş, abdülhamid'in torunu... zaman, vakit, yeni şafak yazarı değil, ota boka ağlayıp cemaat yöneten bir zırtapoz değil... abdülhamid'in torunu... adamın söylediklerine ilber ortaylı ve diğer değerli tarihçiler karşı çıkmıyorken size ne oluyor... abdülhamid'in üzerinden sağladığınız primin üzerine kara bir leke düştüğü için afallamak dışında bir anlam ifade etmiyor bu gazetelerde yazan zatların fikirleri... bardakçı tüm bunların üstüne bir de saraya alınan içkilerin kayıtlarından da bahsetmiştir hatta bu içkilerin saray odalarına dağılım kayıtlarından da...

ek olarak dün murat bardakçı aynı şekilde çok dindar olmasına rağmen mehmed reşad'ın da içki içtiğini söyledi, buna niye bir tepki yok da abdülhamid han'a var pek anlayamıyorum.

son olarak şunu söyleyeyim. abdülhamid diplomasinin inceliklerini gerçekten de iyi bilen, kurnaz ve dönemin avrupalı hükümdarlarının da övgüyle bahsettiği mümtaz bir padişah olmasının yanı sıra birçok affedilmez hatası olan bir padişahtır. götürdükleri getirdiklerini götürür. ortaya sadece bir padişah çıkar. dağ kadar toprak kaybetmiştir, eğer basını baskı altında tutmasa ve ahali kaybedilen toprakların farkında olsa daha mısır işgal edilmeden tahttan indirilirdi abdülhamid...

tarih subjektif aktarılan bir ilimdir. bir tarihçi bir gazeteci sorumluluğunun bilincinde olup objektif bir gözle tarihe bakmalıdır. aksi takdirde tarih gözleri kör de edebilir.
souremennamisal souremennamisal
ikinci abdülhamit'in torunundan bilgi almış almış mış şş... bu yüzden abdulhamit içki içermiş. o uzun uzun felsefik tarih kokan yazılarınızdan ve mükemmel yazar yorumlarınzdan anlaşılan bu. bir diğer torunu da çıkıp içmediğini söylese ve murat bardakçı bu söylemi kaynak olarak gösterse daha güzel olurdu. ver elini tartışmalar silsilesi. bu arada ikinci abdühamit'in içki içip içmemesi, toprak kaybı meselesini de gündeme getirdi. ne kadar çok sevmeyeni varmış, bir yeden bir çamur atılsada bizde içimizdekileri kussak diyen.
duygusuz duygusuz
vaktiyle necdet yaşar için ağıza alınmayacak hakaretlere varan bir yazı yazmıştır. hatta kendisini tanburi değil de bakır döven* bakırcılara benzetmiştir. bu sebepten ötürüdür ki kendisine saygı duyamam*. bilgisi vardır, kabul ama hani saygı?
daha sonra hocanın arkasında tanbur çalmaya çalışırken, yüzüne bakarken ne düşünür insan?
ayrıca elnde osmanlı pardişahlarımızdan kalma, kimsede çok özel eserlerin notaları olduğunu belirtip de kimseye göstermeyen insandır.**
1 /