murat belge

1 /
lazarushadow lazarushadow
ezberci, dangalak ortaöğretim sisteminin tomurcukları olan öğrencilerine sormayı, sorgulamayı, en azından şüphe etmeyi aşılamaya çalışan yegane üniversite hocalarından biridir kendisi. batı hayranı gibi görünmesi de belki burdan gelir. batı medeniyet tarihi dersini alanlar, aslında batıya nasıl da alttan alta giydirdiğini fark edebilirler. "bir kaç salak herif çıkmış bi şeyler yazmış, bu enayiler de inanmıştır zamanında.... defoe düzenbaz, yalancı boktan herifin tekidir. " cümleleriyle bahseder batı kültüründen yeri geldiğinde.
genç dimağların zihnini açmayı misyon edinmiştir.

ayrıca eski marksistliğinden kopmakla ve şimdilerde elitist olmakla suçlanır.
crous crous
incelediğim çeşitli dinler arasında; inanç ihtiyacı duyan bir adam olsam, muhtemelen hıristiyanlığı seçerdim veya uzakdoğu dinlerinden birini seçerdim. ama herhalde en son seçeceğim müslümanlık olurdu. yahudilik de istemem; hikâyesi çok güzel, ama o da korkunç bir şey.

diye tercihini ortaya koyan entellektüle batı özenticisi..

'darbe oluyor giyin de gidelim' murat belge 60 yıllık yaşamını anlatıyor gazeteci tûba çandar'ın, murat belge'yle yaptığı nehir söyleşiler bu hafta doğan kitap'tan "bir hayat" adı... milliyet
sinkaf sinkaf
geçen yıldı galiba, mevsim ilkbahar,gümüşsuyundan aşağı iniyordum beleş tepeden inecektim dolmabahçeye oydu plan -program.otobüs durağının ordayken ve geçen beşiktaş otobüsüne binip binmeme arasında arafta kalmışken gördüm onu.
hafif kırçıllı sakalı,dağınık saçlarının rüzgarla valsi akabinde göz göze gelişimiz eşlik etti. ne de olsa tanıdık ,herşeyden ötesi okuduk bi yüz görmüştüm kaçar mıydı? yıllarca cumhuriyette köşe yazmış yönetmiş,kitaplara vakfedilmiş bir murat belge bedeni ile bir temayüz mühim bir andı ne de olsa.
fakat o da ne! ben bakışları belgeye dikkatlice dikmiş olacağımki yaşlanmak üzere olan o buruşuk surat belgesellerdeki ölüme yaklaşan ceylanların masumiyetine ve korkaklığına, ürkekliğine bürünüverdi birdenbire.adımlar hızlanmıştı bile... belge kaçar, koşar adımlarala uzaklaşıyordu mahalden ve arkasına omuz üstünden bakışlar atarak hem de bu atışları bana saplayarak.
en son alman konsolosluğunun önünde gördüm ve bir daha ancak televizyondan...
niye kaçar adımlarla ürkek ve tedirgin uzaklaşmıştı o gün? ne yani ben sadece bakmıştım nihayetinde bir aydındı o , kaçamazdı onu büyüten bir toplumun ferdinden , hele bu fert genç bir yürekse hiç mi hiç...
olan olmuş ben de uzaklaşmıştım ordan. ve işte yine bahar geldi ve mütemadiyen gelecek de daha ne kadar aydınlar ürkecek bu toplumdan ya da daha ne kadar kaçacak bu toplumdan arkasına bakmadan .ne yaptık biz ? onlar ne yaptılar da kaçıyorlar? hep fail toplum mağdur da aydın mı? her kaçıs da biraz suçluluk ve sorumsuzluk barındırmaz mı?
lütfen daha az değer yargısı ve daha fazla vicdan, çok şey mi istiyor bu garip gureba acaba?
lazarushadow lazarushadow
22 temmuz seçimlerinde yıllardır dostu olan baskın oran'a oy vereceğini açıklamış akademisyen.
kendisi kurucusu olduğu bölümün mezuniyet törenine italya'da olduğundan dolayı (seçim bunalımından atmış kendini hocam torino kıyılarına) katılamamış, öğrencilerini hüzne boğmuştur.
elmaludatlu elmaludatlu
öğrencileriyle yaptığı gezilerde herkesin "hocam, yeter artık, yorulduk açız, şurda sultanahmet köftecisine gidelim" serzenişlerine "o sultanahmet köftecisinin yerinde eskiden bir köşk vardı..." diyerek anlatmaya devam ederek cevap vermiş, derslerinde şarap konusuna girdiğinde bir türlü çıkamayan, iyi içkici ve eskiden iyi de sigara içmiş olan hoca... "şehzade mustafa öldürülmeseydi ne olurdu?" diye bir sınav sorusu vardır, o sınavdan pek az insan geçebilmişti, zira cevabı verebilmek için osmanlı'nın o zamanki durumunu, hürrem'i, kanuni'yi ve de şehzade mustafa'yı çözmüş olmak, bir de üstüne yorumlayabilmek gerekiyordu.
1 /