my sassy girl

2 /
i hope hop hop i hope hop hop
her sevişptiğimde aklıma gelir filmdeki sassy girl. üzülürüm unutmak için bir daha sevişirim. ama o sevişmemde her sevişmeme dahil olduğu için bir daha sevişmek zorunda kalırım.
gokcebey43 gokcebey43
elisha cuthbert'e bir kez daha aşık olduğum filmdir. film romantik komedi tarzında oluşturulmuş charlie'nin ilk ve son aşkının anlatıldığı, ayrıca 2008 yılında golden trailer awards da en iyi romantik film dalında golden trailer ödülünü kazanmıştır.

pek çoğumuzun hayatına ömrünce unutamayacağı bir kişi mutlaka imzasını atmıştır. duvara çarpmış gibi sersemletmiştir bizi, uzun süre kendimize gelememişizdir. üzerinden kaç aşk gelip geçmiştir ama o bir türlü geçmemiştir. sırası gelen herkes bu vurgunu yer, ondan kaçmak neredeyse imkansızdır. işte herkes bir kere kalbinin bekaretini bozacak bu darbeyi yer.

işte charlie de aynen bu darbeyi yemiştir. hele ki o metro da "uncle bob- put a record on" müziği eşliğindeki sahneyi her kalp kaldıramaz.
misa misa misa misa
ne de doğru bi konuşmadır;

+birbirimizi görmemek için sebeplerimiz var,
birincisi, fiziksel tehlike
ikincisi, kırık bir kalbin kalıntıları
üçüncüsü, kariyere yapılmış sabotaj
dördüncüsü, o hastanelik olabilecek kadar deli
beşincisi, görünüşe göre acı çektiğimi görmekten hoşlanıyor
altıncısı, kocaman bir bavul büyüklüğünde duygusal bir yük.
yedincisi, onu daha öpmedim bile, tanrı aşkına!

beş,altı,yedi...
sekizincisi de, hayatımı mahvediyor olması.

-peki ya görüşmeye devam etme sebeplerin?

+''ona aşık oldum''!
yaseminkokulusaatler yaseminkokulusaatler
içindeki drama rağmen şeker tadında, çok şirin bir aşk filmidir efendim kendileri. biraz türk filmi klişesini andırmış olsa da yine de çok rahatsız etmemiş bir sona da sahiptir ayrıca. en azından sona ait detayları film esnasında insanın gözüne gözüne sokmamışlar. son olarak da eğer gerçekçi olmak gerekirse şahsen ben o mektubu gider ertesi gün okurdum. kim 1 sene bekler ki
carpena carpena
başıma bir şey gelmeyecekse ben bunun amerikan versiyonunu seviyorum demek istediğim film. ha çıkıp da güney afrikalılar çekse yine oturur, izler ağlarım orası ayrı.
lullyby lullyby
orjinali kore yapımıdır. aynı senaryonun amerikan versiyonu vardır. orjinali daha güzeldir. cici bir aşk hikayesidir bu. içinde değil sevişme, bir tane bile öpüşme sahnesi olmadan gerçek aşkı anlatabilmiştir.
uncle uncle
orjinalini izlemeden önce amerikan versiyonunu izleyerek filmden aldığı keyfi düşerene mi, yoksa orjinalini izledikten sonra amerikan versiyonunu izleyerek işi zirvede bırakamayana mı üzülsem bilemediğim film. taklitlerden sakınınız.
seyym seyym
bir filmin remake'i ne kadar kötü olabilir? benim için kötü remake filmi alıp aynı senaryoyu farklı oyuncularla çekmektir. the eye filmi gibi. o yüzden de bu filme televizyonda rastladığımda rahatlıkla anneme izlemesini önerdim. sonuçta yeşil gözlü bir oğlan ve elisha'nın baş rollerinde olacağı bir film çekik gözlülerden daha çok ilgisini çeker sanmıştım. filmin başını izledim, ilk sahneleri jeux de fants'ı andırıyordu. güzel olmuş galiba dedim, ama pek de ilgilenmedim. yarım yamalak bakıyorum. orjinal filmin meşhur metro sahneleri vardır, bu filmde hiçbiri yok. sağda solda facebook'ta paylaşılan bir sahnesi vardır. birbirlerini dövmek üzere iddiaya girdikleri sahne. o sahnede cilveleşiyorlar. evet, orjinal filmde kızın pata küte çocuğa giriştiği bütün sahneler bu filmde sadece tatlı cilveleşmeler. bir kere elisha hiç olmamış. o filmdeki esas kız hiç seksi olmayan, güzel, sevimli, zayıf ama güçlü görünmeye çalışan bir kızdı. elisha ise tam tersi her işi görüntüsüyle çözmeye çalışan biri. mesela orjinal filmde şöyle bir sahne var. kız çocuğa topuklu ayakkabı giydiriyor, sonra da diyor ki "bu gün iç çamaşırı giymedim, yakala beni." çocuk bön bön bakıyor, hiç umurunda değil çünkü. kız sinirleniyor ve kendi yöntemlerine geri dönüyor: "beni yakalamazsan seni öldürürüm!". şimdi bu sahneye elisha'yı koyun, inandırıcı oldu mu? esas kızımız keira knightly olmalıydı, alternatifi yok. bir de 2,5 saatlik filmi kısaltmak istemiş yönetmen. bütün sahneler özet geçilmiş, hepsi kırpılmış, hepsi. bir sahneyi algılamadan başka bir sahnede buluyoruz kendimizi. sonunda dayanamadım anneme kapatalım da yarın ben sana orjinalini izleteyim dedim. o da zaten hiç hoşlanmamıştı filmden, kapattık sonra, orjinalini izledik, mis. hem güldük hem ağladık.
üstelik filmin yönetmeni yann samuell. evet jeux de fants'ın yönetmeni. o bile başaramadıysa kimse uğraşmasın lütfen remake yapayım diye, beceremiyorsunuz. hayır ilk olarak bu filmi izleyenlere acırım ben. ne kadar kötü bir filmi beğendiklerinin farkında değiller.
rockabilly rockabilly
orjinaliyle alakası olmayan film.

eğer ikisini de izlemediyseniz önce amerikan versiyonunu izleyin kore versiyonunu geçen yıl izlemiştim remake ini de bugün işsizlikten izledim hayal kırıklığına uğradım keşke önce gelip sözlükten ön bilgi edinseydim. nasıl olsa bildiğim film deyip daldım hemen.
2 /